Yasını Tuttuğunuz Mazidir

God said:

Bilmekle yaşamak arasında büyük farklar vardır sizin için. Ölümün mevcut olmadığını bilir fakat yine de yas tutarsınız. Izdırabınızı küçümsediğimi düşünmeyin. Sadece ne anladığınızla nasıl yaşadığınız arasında oluşan farka işaret etmek istiyorum. Ölümün mevcut olmadığını kabul etmeyi can-ı gönülden istiyorsunuz, hatta bunu gerçekten kabul ettiğiniz anlar dahi olabiliyor; fakat kaybettiğinizi düşündüğünüz sevdiklerinizin hasretine tutunuyorsunuz. Bedensel ölümün mevcut olduğunu biliyor, beden öldüğü zaman sevdiğinz kişinin artık o bedenin içinde bulunmadığını gayet iyi görüyorsunuz. Sevdiklerinizin mevcudiyeti olmaksızın o bedenler bomboş kalıyor. Bunu gerçekten biliyorsunuz. Fakat yine de yas tutuyorsunuz. Elli sene bile geçse yine yas tutuyorsunuz.

Sevdiklerinizle geçirdiğiniz o çok değerli zamanların özlemini derinden hissettiğiniz için, tatlı hatıraların, acı-tatlı anıların ya da artık tamamen onlarla başbaşa kaldığınız için size dayanılmaz gelen bu zamanlara hasret duyduğunuz için sizi suçlamıyorum, ayıplamıyorum Ben. Sevdiğinizin bir daha size geri dönmeyeceğini bildiğiniz için ızdırabınız hiç de az değildir. Hatta tıpkı bir zamanlar olduğu gibi sevdiğinizin varlığını bazen yanınızda hissetseniz bile yine de fiziksel olanı da geri istersiniz. Geçmişi geri istersiniz aziz çocuklarım. Yasını tuttuğunuz geçmiştir. Yasını tuttuğunuz kendinizsinizdir.

Sevdiğinizin bir başka diyarda varlığını sürdürdüğünü, bir zaman sonra ona katılacağınızı bilmekten büyük rahatlama duyarsınız, fakat yine de çok aşina olduğunuz bu diyara onu geri istersiniz. Kalbiniz parçalara ayrılır. Sizin için çok şey ifade eden o yakınınızın, yüreğinizdeki yeri tarifsiz olan o sevdiğinizin artık sizinle yaşamadığını tasavvur etmek çok korkunçtur. Elinizi uzatıp ona dokunamazsınız artık. Gülümseyen yüzüne bakamazsınız. Sesinin tınısını da söylediklerini de duyamazsınız. Mamafih tüm kalbinizle özlemini çektiğiniz bütün bu hallerden fazlasının var olduğunu da bilirsiniz.

Zamanın hayali akışı içerisinde hiçbir şeyin bir vakit olduğu gibi olmayacağını bilirsiniz. Eğer sevdiğiniz bugün size dönecek olsa herşeye eskisi gibi devam edemezsiniz. Bunu gayet iyi bilir fakat yine de hasretini çekersiniz. Herşeyin eskisi gibi olduğu bir kaç dakikaya bile özlem duyarsınız.

En fazla özlediğiniz şey nedir? Tüm bunların ötesinde, en çok özlemini çektiğiniz şey nedir? Bunun, beden olmadığını biliyorsunuz. Sıcaklığını ne kadar özlerseniz özleyin asıl hasret duyduğunuz şey beden değildir. Gülümsemeler değildir. Kelimeler değildir. Evet, bunları da gerçekten çok özlersiniz, hepsini çok özlersiniz fakat özlediğiniz şeyin aslıyla mukayese edildiğinde bunlar çok zayıf kalırlar. Arzusunda olduğunuz şey sevdiğinizin, devamlılığını ve gelişimini sürdürmekte olan bilincidir aslında. Elbetteki budur. Başka hiçbir şey değil. Sevdiğinizin varolmaya devam eden mevcudiyetidir bu. Sevdiğinizin sizi şu anda sarıp sarmaladığından emin olabilirsiniz. Fakat hala geçmişin hasretini çeker, onun nasıl olduğunu ve mazideki yerinizi hasretle yad edersiniz.

Sevdiğinizin aslında ölmemiş olduğunu söylüyorsunuz ama söylediklerinizi benimsemiyor, inanmıyorsunuz, kendinizi mahrum hissediyorsunuz. Mahrum kaldığınız şey nedir aziz çocuklarım? Sevdiğinizin ortaya çıkardığı, kendi içinizdeki mevcut güzelliktir özlediğiniz şey. Bir zamanlar hissettiklerinizin hasretini çekersiniz. Evet, sevdiğinizin, başka kimsenin yapamayacağı gibi yüreğinizi titreten mevcudiyetini özlersiniz. Haklısınız. Sevdiğinizin yerini hiçbir şey dolduramaz fakat o tam yanınızda sizin. Onun sevgisini ve kendi sevginizi hissedin şimdi.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on