İnsani Görüş Açısı

God said:

Bunların hepsi yanlış anlamadır. Yanlış anlama ise anlayış kıtlığıdır. Uyum ve ahenk halinin sekteye uğradığı her durum dahilinde, yanlış anlaşılma şeklinde tazahür eden bir anlayış kıtlığı vardır. Anlayış kıtlığı ise yanlış anlamadır. Eninde sonunda anlayış kıtlığı -ya da kısmi anlayış- ızdıraba yol açar. Resmin sadece bir kısmını gördüğünüz için ızdırap çekersiniz. Hikayenin tamamını bilmediğiniz için sendeler ve ızdırabın üzerine düşersiniz.

Bunu hayatın müşterek bölümlerinde siz de görürsünüz. Siz farklı bir şekilde yorum getirirsiniz. O başka türlü anlaşılır. İki insan aynı eylemi görürler. Birisi onu sevgi olarak değerlendirir, diğeri ise sevgisizlik olarak. Her ikisinin de idrakı ve yorumu farklıdır. Dolayısıyla dünyada olup biten bu ufak tefek şeylere yönelik olarak Benim bakış açımı kazanmaya heves edersiniz. Böyle yapınca da tüm hadiseyi kişisel olarak almayı asgariye indirgersiniz. Daha az kişisel olarak görmeye başlayınca, daha evrensel olarak görmeye başlarsınız. Evrensel olan, kişisele oranla çok daha geniş bir sahayı kapsar. Benim açımdan ikisi de birdir. Sizi kişisel olarak severim ve Benim size olan kişisel sevgim aynı zamada size duyduğum evrensel sevgidir, ikisi birdir ve hepsi budur.

İkileme düşmüş olabilirsiniz. Acı, acıdır diyebilirsiniz. Lakin devam edegelen acıdan çok daha büyük, çok daha geniş bir şeylerin varolduğunu bildiğinizde acıyı bile çok daha hafif olarak algılarsınız. Size manasız ve amaçsız görünen şeyler, sizin anlayışınızın çok ötesinde amaçlar taşıyabilirler. Kesinlikle sizin anlayışınızın çok ötesindedir bunlar.

Bilmece gibi konuşmuyorum burada. Biri doğar, biri ölür. Hayata bir taraftan bakıp onu amaçsız olarak niteleyebilirsiniz. Bir başka açıdan baktığınızda ise önünde huşu içinde eğilirsiniz. Hayatın göreli boyutunda her şey geçici ve değişkendir, mamafih hayatın içinde akan ve onu Cennet’in Zirvelerine yükselten bir ırmak da vardır. Hayatın, gözle görünenden çok daha fazlası olduğunu derinden derine bilirsiniz. Onun ne olduğunu tam bilemeseniz, tam ifade edemeseniz bile bir şey olduğunu bilirsiniz. Bu “birşeyin” ne olduğunu bilmeseniz de varolduğunu bilirsiniz.

Günlük hayatı Ebediyetle özdeşleştirmek de zordur. Bir dakikayı, Ebediyetin bir noktası olarak algılamak zordur. Noktaları gayet iyi bilmenize rağmen ve Ebediyetin nokta-sız bir bütün olduğunu görmek de zordur. Aziz çocuklarım, uzay ve zaman mevcut değilken bir günün ne olduğunu ve nerede bittiğini nasıl bilebilirsiniz?

Size yol gösteren duvarlar olmaksızın tökezleyeceğinizden korkarsınız. Duvarların beraberinde ise çok dar bir yolda ilerlersiniz.

Hayat oyununun adı, genişlemedir ve bu genişleme hali kendisini sınırısızlığa götürmektedir, enginliğe taşımaktadır.

Şimdiye kadar, birilerinin ne kastettiği, ne demek istediği ya da bir şeylerin ne anlama geldiğine yönelik düşüncelerle sınırlanmıştınız. Bütün izahlarınız geçmişe aittir ve geçmişin izahını yapmaya çabalamak elinizi kolunuzu bağlayan, sizi sınırlayan kundak bezi gibidir. Kundaklanmaya ihtiyacınız yoktur. Onun ne olduğunu farkettiğinizde, etrafınızda bulunmasını bile istemezsiniz. Tanısanız, sınırsızlığı çok seversiniz. Düşme korkunuz,yükselme korkunuzdur. Başınız tavana değmesin diye eğilir, kambur durursunuz. Lakin başınızın üzerinde bir tavan varken sınırsızlık nereye kadar gidebilir ki? İnşa ettiğiniz tavanlar sınırsızlığın önünü kesmektedir.

Neyin doğru neyin yanlış olduğuna zaten karar vermiştiniz. Bu kararlara geçmişi kriter alarak varmıştınız. Dolayısıyla, kendi fikrinize göre doğru olduğuna kanaat getirdiğiniz şeylere açık olmuş, yanlış olduğuna hükmettiğiniz şeyleri dışlamıştınız; böyle yaparak maziye ve ona yönelik dar görüşlülüğünüze saplanıp kalmıştınız ve hayatınız da mazinin sınırlarına hapsolmuştu.

Geçmişi tüm halleriyle serbest bırakın, zira bu şekilde masumiyetinizi geri alacaksınız. Gözlerinizi daha keskin olacak ve çok daha uzakları göreceksiniz. Tam önünüzde olanı, yanlış anlaşılmalarla, dolayısıyla da anlayış eksikliğiyle üstü örtülmemiş bir halde çok daha net göreceksiniz. Kendinizi, tam kendi önünüzde göreceksiniz; bir papatya kadar taze, Cennet’ten bir gül goncası kadar tatlı. Sevgiyi tamamen anlayacaksınız artık.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on