Tüm Armağanlar

God said:

Aziz sevdiklerim, anneler ve babalar çocuklarına güzel oyuncaklar verirler. Çocuklar da oyuncaklarıyla oynar ve hayal güçlerini devreye sokarlar. Küplerden, yüksek binalar inşa ederler. Bebekleriyle oynar ve aile kurarlar. Trenler etrafta dolaşır, çocuklar oyuncak arabaların sanki motorları varmış gibi motor sesi çıkarır, arabaları yerde veya havada hareket ettirirler. Çocuklar oyuncaklarıyla oynamaktan mutluluk duyarlar, ebeveynler de çocuklarının mutlu olmasından mutluluk duyarlar. Çocuklarının, bolluk ve coşkuyu içtenlikle kabul ettiğine tanık olmak anne babalar için nasıl da bir mutluluktur. Bir anne babaya çocuklarının verdiği mutluluğa eşdeğer ne olabilir ki? Çocuğunun mutluluğundan başka hangi armağanı ister bir ebeveyn?

Çocukları için harikulade armağanlar alıp onları eve getiren bir anne-babayı hayal edin. Çocukların o armağanları açıp bir kenara fırlatmalarını, hatta ayaklarıyla zemini dövüp tepinerek şikayet etmelerini, aslında istediklerinin başka oyuncaklar olduğunu, mesela arkadaşlarının oyuncaklarından istediklerini söylemelerini tasavvur edebiliyor musunuz? Böyle şeyler hiç mi olmaz? Çocuklar mutlu değildir, anne-baba da sıkıntı içindedir.

Cennet’teki Tanrı ve Yeryüzü’ndeki çocuklarıma yönelik bir benzetme yaptığımı görüyorsunuz burada. Bu benzetme mükemmel değildir aziz canlarım, çünkü çocuklarımın memnuniyetine veya memnuniyetsizliğine istinaden ruh halim değişiklik göstermez Benim. Daha bilgecedir yaklaşımım. Mamafih bu benzetmenin doğruluk payı da mevcuttur.

Bakın çocuklarım, size neler getirdim! Parlak bir güneş. Güneşin parladığı masmavi bir gökyüzü. Çiçekler ekmek, sebzeler yetiştirmek için toprak. Meyve vermesi ve size gölge olması için ağaçlar. Şu renklere, şu şekillere bir bakın. Bebeklere bir bakın. Dahası oynamanız için size kar verdim. İçinde sıcak olmanız için çöller. Okyanuslar, ırmaklar ve göller, kana kana içeceğiniz sular. Size beş duyu ve ötesini bahşettim. Sıcağı ve soğuğu verdim. Üzerinde yürümeniz için iki tane ayak ve dünyayı kutsamanız için eller verdim. Sevgiyi öğretmeleri için her türlü hayvanı bahşettim size. Dağları, taşları verdim. Size ayna olmaları için diğer insanları bahşettim. Konuşmanız için lisanlar verdim size. Doldurmanız için yürekler verdim. Sahip olduğunuz şeylere duyduğunuz takdiri ifade etmeniz için kalem ve kağıt verdim. Müziği ve sanatı verdim size. Söyleyin bana aziz çocuklarım, neyi vermedim size? Hangi armağanı sizden esirgedim? Unuttuğum bir şey var mı?

Kekler, börekler, ekmekler, pudingler, türlü türlü yemekler yapmanız için sayısız malzeme verdim size. Belki öyle bir şey yaparsınız ki şimdiye kadar yapılanların hepsinden farklı olur. Belki de yaptığınız şey istediğiniz gibi olmaz, fakat her halükarda yapmışsınızdır. Bir şey yapmışsınızdır. Denemişsinizdir.

Küçük çocuklar taştan topraktan kaleler yaparlar. Bir kaç parça kumaşı alıp onu bir bebeğe dönüştürebilirler. Çamuru alıp ondan pasta yaparlar! Çocukların eğlenceye dönüştüremeyeceği ne vardır?

Lakin arada sırada şöyle şeyler söyleyen çocuklar da vardır: “Ben John’un oyuncağından istiyorum. Bana verdiğin şeyi istemiyorum. Bana başka bir şey ver.”

Dünyadaki çocuklarım da bazen dizlerinin üzerine çöküp kendilerine verilmediğini hissettikleri bir şeyleri vermem için Bana yalvarırlar.

Canım, sana vermiş olduğum hayat-malzemeleri ile neler yapacaksın? Verdiğim nimetleri ve kutsamalarımı kabul edecek misin?
Nimet olarak göremediğin şeylere gelince, onları bir tarafa bırakabilir misin, bakışlarını yeşil kırlardan, gökyüzünden yana çevirir misin?

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on