Tanrı’nın Yüreğinde

God said:

Olmayan zamanın bu anında Kalbimin merkezinde güvendesiniz. Sizi bırakmam Ben. Aziz canım, çok sevdiğimsiniz Benim. Kalbimin dahilinde sizi kısıtladığım anlamında değildir bu. Sizi serbest bırakırım Ben. Biribirimize, sizin tüm ölçütlerinizi aşacak denli yakından bağlı olduğumuzu idrak ederek dünya üzerinde oyunlar oynamanız için özgür kılarım sizi.

Bu sanki, Beni farkındalığına dahi etmek için istediğiniz zaman basabileceğiniz bir uzaktan kumada düğmesine sahip olmanız gibidir. Yapmanız gereken tek şey Tanrı’yı düşünmektir. Tanrı’yı düşünün, Bağlantı Halimizin bir halesi kalbinizde ışıyacaktır o vakit.

Eğer bir atlama ipi olsaydık Biz, iki ucunda iki tutma yeri olan tek Bir atlama ipi olurduk. Yine de tek Bir atlama ipi olurduk. Bakın nasıl da dönüyoruz havada. İpimizin havada nasıl da dalgalandığına bakın, nasıl döndüğüne, daireler çizdiğine, Bizim Tek Bir Benliğimizi nasıl sarmaladığına, onu harekete geçirip sonra nasıl da yere bıraktığına bakın. Kendimizi İki elimizle birden tutuyoruz Biz. Kendimizi ifade ediyor sonra da yerimize dönüyoruz. Tüm bunlar olup biterken yine de Kalbimin merkezinde, Bizim Birliğimizin dahilinde duruyoruz Biz.

Ya da Bizim bir topaç olduğumuzu söyleyebiliriz. Dönüyoruz, dönüyoruz fakat sadece basit bir topacız aynı zamanda. Dönüyor olsa da, olmasa da bir topaç topaçtır her zaman. Topaç olduğunu bilse de bilmese de bir topaç her zaman bir topaç değil midir sonuçta? Yüreğimin Çocuğu olduğunuzu biliyor musunuz? Kim olduğunuzu biliyor musunuz aziz çocuklarım? Neden yaratıldığınızı biliyor musunuz? Neden daireler çizerek döndüğünüzü ya da neden hareketsiz durduğunuzu biliyor musunuz? Dönmekte olan bir topaç bile durağanlık içinde dönmektedir. Ve siz de aziz çocuklarım, Yüreğimle tam bağlantı halinde, durağanlık içindeki dünyanın üzerinde dönmektesiniz. Ne kadar uzaklara gittiğiniz, nasıl hissettiğiniz bir şey değiştirmez, daireler çizerek Kalbimin içinde dönersiniz. Kalbimin dönen çarkları sizsiniz.

Elde tutulan bir yo-yo, aşağı yukarı hareket eder. Tek başına dönemez bir yoyo. Tek başına hareketsizdir o. Ancak bir el tarafından kaldırıldığı zaman aşağı yukarı gider o. Bir elin tuttuğu ipe bağlıdır. Hareket eden yo-yodur, fakat onu hareket ettiren o eldir. Size hareket veren Benim kalbimdir aziz çocuklarım.

Artık kendinizin olduğunu bildiğiniz, Benim Yüreğim vasıtasıyla böyle canlı ve hareketlisiniz. Biribirlerine sarmalanmış kalplerimiz olmaksızın hareketsiz kalırdınız.

Bunu kabul ediyor musunuz? Eğer öyleyse, içinde bulunduğunuz bu macerada birlikte olduğumuzu bilin. Bu hayatta sizinle birlikteyiz Biz. Benim Dünyaya gönderdiğim ulağımsınız; aynı zamanda Bana dünyanın gönderdiği ulaksınız sizler. Benim, Deneyimleyenimsiniz. Ben Herşeyim, dolayısıyla siz Benden bir kesiti deneyimler ve Bana onu anlatırsınız.

Size hayatı izah etmemi bekliyorsunuz Benden; lakin hayatı günlük olarak Bana anlatan sizsiniz. Hayatı Bana gösteriyor, onu siz sergiliyorsunuz.

Birlikte bir sinemadayız Biz. Projektör makinesindeki film makarası dönüyor ve o dönerken Biz seyrediyoruz. O dönüş haliyiz Biz, dönmekte olanların her biriyiz. Ve izleyicileriz. Sahnede Kendimizi izliyoruz. Hayatın hareketli bölümlerini izliyoruz; fakat aynı zamanda durağanlık ve sessizlik içinde kalıyoruz. Parmağımızı bile kıpırdatmıyoruz. Benim Sevgi Yüreğime, Bir Yüreğime binip yola çıkıyoruz. Aslında hiç bir yere de gitmiyoruz. Sadece o sinema perdesinde ileri geri, yukarı aşağı, bir o tarafa bir bu tarafa koşuşturuyor gibi görünüyoruz. Mamafih, Tek Benliğimize, Bir Varlığımıza baştan başa dalmış olarak Kalplerimiz sadece el ele tutuşuyor Bizim.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on