İlahi bir gaye

God said:

Huzur için dürüstlük gerekir. Huzuru taklit etmek huzur değildir. İdeallerinize uygun yaşamak iyidir, fakat bunu taklit etmek o idealleri yaşamaktan çok uzaktır. Kendinizi sevgi dolu hissetmek istediğinizi ve her zaman böyle hissetmediğinizi biliyorum. Böyle zamanlarda dişlerinizi sıkıyorsunuz. Sizin için kolay olmadığını biliyorum. Gerçek duygularınızı saklamak istemiyorsunuz. Hissetmediğiniz şeyleri hissediyormuş gibi davranmak da istemiyorsunuz ve aynı zamanda yüreğinizde sevgiden başka bir şey olmamasını arzu ediyorsunuz. Bu durumda sevgiyi çaba harcayarak oluşturuyor ve itidal halini korumak için uğraşıyorsunuz; ya da onun taklidini yapıyorsunuz.

Belki de kendinize gerçek duygularınızı maskelemeniz gerektiğini telkin ediyorsunuz. Bazı zamanlarda sadece kibarlık göstermek tabii ki mantıklıdır. Canınızı sıkan herşeyi herkese söyleyerek ortada koşuşturmazsınız. Dikkatiniz hep iyilikten güzellikten yana olsun istersiniz, mamafih duygularınızı her zaman bastıramazsınız, onları yok sayamaz, yutamazsınız. Sonsuza kadar bunu yapamazsınız.

Bir yapabilseydiniz, sizi rahatsız eden şeylerin üstesinden gelmekten çok mutlu olurdunuz. Bu arada duygularınızı bastırabilirsiniz elbetteki. Buharın genleşme ve yayılma eğiliminde olduğu bir fizik kuralı değil midir? Sonsuza kadar kapalı tutulamayacağı fizik kuralı değil midir?

Aynı şekilde hisleriniz de kapatılıp bastırılamaz. Tüm iyi niyetinize rağmen hisleriniz dışarı yansıyacak, belirgin hale gelecektir. Belki gözyaşları vasıtasıyla olacaktır bu veya öfkeyle ya da daha sonra söylediğinize pişman olduğunuz sözler vasıtasıyla olacaktır bu patlama.

Belki de hislerinizi tartışmak, sevdiklerinizin neler hissettiğini ve kendi hislerinizi paylaşmak için bir zaman belirlemeniz, mesela haftada bir buluşmanız hayırlı olacaktır. Bu şekildeki düzenli buluşmalar hislerinizin ve ihtiyaçlarınızın dostane bir şekilde nereye yönlendirileceği konusunda bir çerçeve belirleyebilirler. Bu toplantılar canınızı acıtan kıymıkları çıkarır. Dostane ve kolaydır onlar. Bir yüzleşme değillerdir. Kırılgan, hassas insanlar olduğunuzu, bazen öfkeye ve hayalkırıklıklarına maruz kaldığınızı ortaya koyan görüşmelerdir. Kalplerin biribirlerine içlerini dökmelerine ve açılmalarına imkan tanıyan buluşmalardır bunlar.

Kimin ya da neyin haklı olduğu mesele değildir burada; ele alınan husus, nelerin olup bittiğidir daha ziyade.

Bu nevi toplantılar işyerlerinde de harikulade olabilir. Çalışan ve yöneticiler biribirleri için neler yapabilecekerini tartışmak için buluşabilirler. Bu nevi bir toplantı karşılanabilecek ihtiyaçların bulunduğunu teşhis eder. Açık yürekle kurulan iletişimin değerini ortaya koyar. Böyle toplantılarda öfkeli çıkışlara gerek kalmaz. Zira ne çalışanlar ne de yöneticiler şikayet ederler. Şikayet etmeye gerek kalmaz. Kimsenin arkasından konuşmaya gerek kalmaz.

Düşünsenize, veli toplantıları yerine öğretmenlerin bire bir öğrencilerle görüştüğü toplantılar olsaydı şayet. Öğretmen öğrenciye şöyle sorsaydı: “Bu dersi senin için anlamlı kılmak için ne yapabilirim? Senin için neler yapabilirim? Lütfen bana söyle, ben de öyle yapayım.” Sınıftaki öfke patlamalarına, bağrış çağırışlara gerek olur muydu o vakit? Hiç böyle şeylere gerek kalır mıydı? Kim isterdi onları?

Tek bir basit şey: İki bilinçli insanın işlerin nasıl gittiğini ve bunları daha iyiye götürmek için neler yapılabileceğini gözden geçirmek üzere ayarladıkları bir buluşma. İki insanın ortak bir amaç için buluşması, zira onlar artık öğrenci öğretmen rolüne de sıkışıp kalmazlar. Öğretmen öğrenciyi kontrol etmiyordur, öğrenci de isyankar davranmıyordur. İki özenli insan bir araya gelip buluşuyorlardır. Kendilerini ifade eder onlar. Belki de gülerler. Yürekler ilahi bir amaç için buluştuğu içindir ki daha da sağlıklı nefes alır onlar.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on