Işığa Dönün

God said:

Yürek sızısı, kalp acısı yerine yüreğin ışığını düşünün. Kendinize karanlığı göstermek yerine ışı gösterip ona vurgu yapın. Dünyayı algılayışınız ve idrakınız bu anlayış üzerine kuruludur.

Karanlığa bakmak belki hoşunuza gidiyordur. Her nasılsa karanlık belki de size kendinizi daha iyi, daha akıllı hissettiriyordur. Eğer akıllıysanız o halde ışığa bakın ve kendinizi takviye edip güçlendirin. Yüreğinizin güneşini büyütün.

Gölgelere yeterince dikkat sarf edilmiştir. Hani kenar mahalle denilen yerlerde arabayla gidiyorsanız eğer oradaki keşmekeşe dikkat çekmeniz gerekmez. İşaret edebileceğiniz bir canlılık yok mudur oralarda? Hayatlarını yaşayan insanlar, bir gökyüzü ve parlayan bir güneş yok mudur oralarda? Molozların içinde de elmaslar bulunamaz mı hiç?

Karanlık da ışık da gayet aşikardır. Işığınızı ışığa verin. Muhtemelen aksaklıklara işaret etmenin yiğitlik olduğunu düşünüyorsunuz lakin her daim ışığa dönebilirsiniz.

Işık getirmek için karanlığı kurcalayıp karıştırmak gerekli değildir. Karanlığı herkes görebilir. Yanlışları herkes görebilir. Yanlışlar hakkında herkes çığlık çığlığa haykırabilir. Herkes “tüh, tüh, vah vah,” diyebilir. Haşarı dünyaya “utan, utan, ne ayıp,” demek fevkalade bir şey değildir. Bu bazen karanlığı besleyip kucaklamanız gibidir.

Dikkatiniz yanlışların üzerindeyken onları düzelttiğinizi düşünüyor olabilirsiniz; halbuki onları derinleştirirsiniz.

Bir yerde barbarlık, insafsızlık gördüğünüzde bu durumla ilgili olarak bağırabilirsiniz. Bazen tüm yapmak istediğiniz de budur. Barbarlığın mevcudiyeti zaten anlaşılmaktadır. Onun üstünde durmaktansa dünyadaki tüm o nezakete ve iyiliğe bir bakıverin. Bunlar hakkında konuşun. Bunu derinleştirip çoğaltın. Bunlara vurgu yapın.

Eğer ocağın üstünde iki tane tencere varsa ve birinin içindeki yemeğin daha önce pişmesini istiyorsanız hangisinin altını açar ve karıştırırsınız acaba?

Eğer karanlık bir tencerenin, aydınlık da bir diğer tencerenin içindeyse hangi tencerenin içini araştıracaksınız acaba? Karanlığa esef edip ondan yakınmak yerine aydınlığı keşfedin siz.

Gazetelerde yeterince kötü haber vardır. Kötü haberleri kınamak onları yüceltmekle aynı şeydir. Eğer sokaklarda bağırarak gezen bir şehir tellalıysanız ve “Kulak verin, bugünün kötü haberlerine kulak verin!” diye haykırıyorsanız “Kulak verin, bugünün hayırlı haberlerine kulak verin!” diye bağıran bir tellal haline gelin. Yada iyi haberler satan bir satıcı haline gelin ve “Satılık hayırlı haberler,” diye bağırın. Umutsuzluk ve bunalımın yerine hayır ve fayda yaratın siz.

Eğer dünyanın iyilik ve nezaketle dolu olmasını istiyorsanız bu değerlerden yana bakın öyleyse. Dünyada barbarlıktan çok daha fazla iyilik ve nezaket vardır. İyiliği yüceltin, barbarlık böyle azalacaktır. Barbarlık denen çorbanın altını kapatın ve iyilik denilen çorbanın altındaki ateşi açın. Bu çok basit bir aritmetiktir canlarım.

Tatsız bir çorbanın içinde bile leziz bir sebze bulunabilir.

Eğer bir şarkı çalıyorsanız artık bir başka şarkı çalın. Hangi notalarla birlikte yankılanmak istiyorsunuz? Karanlıkla birlikte rezonans yapmak istediğinize inanmıyorum. Öyleyse neden ona vurgu yapıyor ve ortalığın ne kadar da karanlık olduğundan herkesi emin kılmaya çalışıyorsunuz?

Uçakların bu denli yaygın olmadığı günlerde insanlar gökyüzünde bir uçak görmek için evlerinden dışarı koşar ve
gökyüzüne işaret ederlerdi.

Canlarım Ben de sizden gökyüzünü işaret etmenizi istiyorum.

Eğer hoşunuza gitmeyen şeyleri bitirmek istiyorsanız onlar hakkında konuşmaya son verin o halde. Bunlara dikkat çekmeyi bırakıp dünyayı Bana getirin ve kendinizi de elbet. Çirkinliklere işaret etmekten ziyade dünyayı daha yüksek mertebelere çıkarın. Buraya bakın.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on