Şimdi Canlarım, Şimdi
Benim gözlerimle gördüğünüz zaman daha önce gördüklerinizin ve hayal ettiklerinizin çok daha ötesinde bir güzellik göreceksiniz. Gözleriniz kamaşacak canlarım. Aynı zamanda da tüm bu güzellikleri daha önce neden göremediğinizi merak edeceksiniz. Tam önünüzde ışıl ışıl parıldayan tüm bu şeyleri nasıl olup da görmeden geçip gittiğinizi anlayamayacaksınız. Görebileceğiniz halde göremediğiniz tüm o şeyler için hayıflanacaksınız. Kendinize mankafa diyeceksiniz. Kendinize ettiğiniz tüm lafları tükettikten uzun süre sonra da kafanızı sallayıp “tüh tüh” diyeceksiniz.
Mesele daha önce kör olmanız şimdi ise gözlerinizin açılmış ve görüyor olmanızdır. Ne olursa olsun bu bir sevinç vesilesidir, pişmanlık değil.
Canlarım, her yanınızda güzellikler göreceksiniz. Daha önce güzellik görmediğiniz yerlerde de güzellikler göreceksiniz. Karanlıkta bile canlarım daha önce hiç olmadığı denli göreceksiniz güzelliği. Şimdi güzelliktir ve şimdi güzellik sizindir.
Birileri size arındığınız için güzellikleri görebildiğinizi söyleyebilir. Bense sadece daha yüksek bir basamağa çıkmış olduğunuzu söylerdim. Bunun için bir arınma süreci gerekmez. Sadece ayaklarınızı kaldırıp bir adım daha yukarı çıkmanız yeterlidir. Adım atmanızdan öte bir arınma hali gerekmez. Daha yüksek bir basamağa ulaşmak için yapmanız gereken ise bir basamak yukarı çıkmaktır.
Hiçbir şey sizi alıkoyamaz. Tabii siz de beklemeniz gerektiğini kendinize söylemeye devam etmemelisiniz. Bakın gerekli olan tüm muhtevaya zaten sahip olduğunuzu söylüyorum Ben. Bir uçurtmanın uçmasını istediğinizde sadece onu serbest bırakırsınız.
Canlarım, tam pencerenizin önünde olduğumu söylüyorum Ben size. Evinizin içinde de olduğumu söylüyorum size. Parmaklarınızın ucundayım Ben. Sizin içinizdeyim. BENİM bulunduğum yerde güzellik nasıl bulunmasın ki? Her yerde olduğum için de güzellik nerede bulunmasın?
Beni ve Yaradılışın tüm o güzelliklerinizi görmediğinizi çünkü buna hazır olmadığınızı söylemeye sizi sevk eden şey nedir acaba? Bunu söylemeye sizi iten şey bir bahanedir. Bunun bir bahane olması gerekiyor çünkü Ben size hazır olduğunuzu söylüyorum! Bir sınırlama olmadığını söylüyorum ama siz kendi etrafınızı sınırlarla örüyorsunuz.
Peki canlarım, korkuları, yılgınlıkları ve çirkinlikleri görmeniz için sizi böylesine hazır kılan nedir acaba? Korkuyu kilometrelerce öteden ayırt edebiliyorsunuz. Lakin gözünüzün önündeki güzellikleri göremiyorsunuz bazen.
İçinde bulunduğunuz durum Çıplak Kral’ın tam zıttı gibidir bir bakıma. Engin güzellikler diyarının hükümdarısınızdır ve onları görmezsiniz. Hiç kimse de onları görmüyormuş, gerçekten görmüyormuş gibi gelir size.
Hani bazen elinize bir bardak su yada meyve suyu alır sonra da onu nereye koyduğunuzu unutursunuz. Tüm mutfağa bakarsınız ama yine de görmezsiniz. Fakat daha sonra, belki de farklı bir açıdan baktığınızda o bardağın tezgahın üzerinde durduğunu görüverirsiniz. Gözleriniz bir şekilde perdelenmiş ve baktığınız şeyi görmemişsinizdir. Aslında gözleriniz zihninizle görmektedir.
Bardağı görmemişsinizdir, bu Dünyayı terk edip aradan yıllar geçene kadar muhtemelen annenizin yüzünün güzelliğini de görmemişsinizdir.
Görülmeyen güzellik henüz görülmemiş olan güzelliktir sadece. Oradadır fakat görülmez. Görülmeyen bir şey görülebilir.
Belki de daha yakından bakmak yerine biraz daha uzaktan bakmanız gerekiyordur. Belki de Enginliği görmek için Enginlikten bakmanız gerekiyordur. Yada daha fazla oyalanmadan bir adım yukarı atmanız lazım geliyordur.
Neyi yapabileceğinizi söylüyorsam onu yapabilirsiniz. Ve diyorum ki “şimdi”. “Şimdi,” canlarım.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/simdi-canlarim-simdi.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

