Her zaman daha yükseğe çıkın

God said:

Her zaman daha yükseğe çıkın. Size sıkıntı veren her durumda yeterince yükseğe çıkmamışsınızdır. Düşünmüyorsunuz demek değildir bu. Sadece tek bir yolu düşünüyor ve diğerlerini dikkate almıyorsunuz demektir. Dikenli çalıların içindeyseniz eğer yapmanız gereken şey dışarı çıkmaktır. Düşünceleriniz içinde aynı şeyi yapmanız gerekir. Bazen düşünceleriniz sizi çok sıkıntılı durumlara sokar. Ya o durum sizin düşündüğünüz gibi değilse peki? Farklı bir gözle bakamaz mısınız? Farklı bir gözle bakmaya mecbursunuz. Yaptığınız varsayımları bırakmaya mecbursunuz. Bırakmanız gereken fikirler de vardır. Katı olmamalısınız. Herkesi kendi standartlarınıza tabi kılamazsınız. Sizin standartlarınıza istinaden yaşama mecburiyeti yoktur kimsenin. Belki de kendi standartlarına göre yaşamayı bile başaramıyordur onlar.

Muhtemelen bir durumu ele alıyorsunuz ve bu duruma dahil olan insanların artık sizi sevmediği, ya da yeterince sevmediği sonucuna varıyorsunuz. Sizi üzdüklerini, duygularınızı da sizi de yeterince önemsemediklerini düşünüyorsunuz. Dünya gibi düşünüyor, dünyanın yaptığı gibi yorumlar yapıyorsunuz sevdiklerim ve Dünya bir eylemin iyi, bir diğerinin kötü olduğunu söylüyor. Siz de bu hükmü kabulleniyorsunuz. “Bu asla olmamalıydı,” diyorsunuz ve takındığınız tutumu onaylıyorsunuz. Hakaret olarak aldığınız şeyin sizinle bir alakası yoktur. Size tesir etse bile sizinle bir alakası yoktur onun. Hükme temel teşkil eden unsur siz değilsinizdir. Bir başkasının vardığı hüküm ya da aldığı karar sizi az değerli yapmaz.

Herkesin size kurban gözüyle bakabileceği türden kişisel ilişkilerde bile, bu durumda bile hiçkimse size bir şey yapmıyordur. Bir başkasının kararı sizi derinden incitebilir, lakin herkesin yaptığı kendi mutluluğunu bulmaya çalışmaktır. İyi bir tercihte de bulunsa, kötü bir seçim de yapsa karar onundur. Burada karar vermek size düşen birşey değildir. Hiçkimseyi kendinize tabi kılamazsınız. Karar veren siz değilsinizdir. Sizin kararınız yükselmek, yukarı çıkmak, hatta her halükarda sevmektir. Bir diğerinin kararını kötülemek, küçümsemek veya şerefsizlik olarak nitelemek elbetteki size düşmez. Birisi sizin hoşunuza gitmeyen bir karar vermiştir sadece. Hoşlanacağınız bir seçim değildir bu. Sizin yapacağınız bir seçim de olmayabilir. Ve hala size düşen bir karar değildir o.

Bir kadın kocasını çok seviyor olabilir. Eğer kocası bir başka kadın için onu terketmeyi seçerse, karısına hiçbir şey yapmaz aslında. Seçimi karısını incitmek üzerine kurulu değildir. Ayrıldığı karısının yapmasını istemediği bir seçim yapmıştır sadece. Yeryüzündeki en zavallı seçim olabilir bu, mamafih kararı verecek olan odur. Karısı onun adına karar alamaz. Kocası onun malı değildir. Dünya ne derse desin, bu karar o adamı “kötü” yapmaz. İlişki denklemindeki parametreleri değiştirmeyi seçen bir koca yapar onu. O seçimi değil de bu seçimi yapmış olması bir suç değildir. Karısını ve çocuklarını incitmek üzere yola çıkmamıştır o. Kadın, kocasını duyarsız olmakla, zalimlikle, aptallıkla ya da başka bir şeyle suçlamamalıdır. Hayatın düzeni değişim üzerinedir.

Kadın çok buruk ve intikam hisleriyle dolu olabilir, kocasının ahlaki bir hata yaptığını söyleyebilir. Her türlü şeyi söyleyebilir o, peki o sıklıkla açığa vurduğu sevgisine ne olmuştur o halde? Kocası ona bir şey yapmamıştır. Karısını etkileyecek bir yol seçmiştir, fakat karısına bir şey yapmamıştır. Ona zarar vermek üzere yola çıkmamıştır. Kendi yolunu seçmiştir. Kendi çelişkisini yaşamıştır o. Bunu hala da yaşıyor olabilir.

Kadın kendisini yaralanmış taraf olarak görmemelidir. Kendi iyiliği için böyle görmemelidir. Yukarıya yükselmek artık ona kalmıştır. Önünde duran işi yapar o. Bu iş, yukarı çıkmak, yükselmektir.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on