Şu andan itibaren

God said:

Hedeflerinizi yüksekte tutun. Belirlediğiniz hedefle, olan bitenler arasındaki mesafeyi önemsemeyin. Yanlışları herkes ölçüp biçebilir, onları herkes eleştirebilir. Bunu yapmak için bir kabiliyete gerek yoktur. Alıştırma yapmaya da gerek yoktur elbet.

Hedeflerinizi yüksekte tutmak konusunda alıştırma yapın artık. Üzerinize parlayan ışığı yukarıda tutmaya devam edin. Yüksek bir dağa tırmanırken, ya da bir gökdelenin tepesine çıkarken aşağıya bakmanın iyi bir fikir olmadığını bilirsiniz. Aynı prensip hayat için de geçerlidir.

Arzu ettiğiniz şeyle başınıza gelen şeyler arasındaki meafeyi, dönüp de geriye bakmaksızın ölçmeniz mümkün değildir. Geriye bakmayı gerçeklerle yüzleşmek olarak tanımlayabilirsiniz. Bu eyleme istediğiniz ismi verebilirsiniz, fakat baktığınız yer arkadadır. Gerçeklerle yüzleşmiyorsunuz. Geçmişe parmak sallıyorsunuz. Ona hatalarını gösteriyorsunuz. Onu azarlıyorsunuz. Aman da ne faydalı şeyler yapıyorsunuz böyle! Bunların yapacağı en iyi şey geçmişten şikayet etmenizi sağlamaktır sadece. Şikayet etmek yüksek vibrasyonlu bir tavır değildir, sevdiklerim. Öyle olduğunu mu sanıyordunuz?

Ya da geçmişe hatalarını göstermenin akıllıca bir şey olduğunu düşünüyordunuz. Ona ne dediğiniz geçmişin umurunda değildir. Onun için hiç bir şey farkettirmez bu. Geçmiş, her şeyin olup bittiğinin farkındadır. Daha verimli tarlalara ulaşmak üzere çoktan yola çıktğı içindir ki sizden akıllıdır geçmiş. Bir anlamda sevdiklerim, ileriye gitmeyi bilen geçmiş kadar olun bari.

Bir şeyleri ispatlamak için Dünyada bulunmuyorsunuz. İstediğiniz tüm ispatları gösterseniz bile neyi ispatlamış olursunuz ki? Dünya ayaklarınızın altında dönmektedir; sizse başka alemdesiniz, ispatlar yapıyor ve zaten bildiğiniz şeyleri kendinize kanıtlamak için durumlar inşa ediyorsunuz. Dünyanın yaptığı hatalara yönelik zengin kanıtlar sunuyor, ona geçmişte neler yapması gerektiğini söylüyorsunuz. Geçmişte neler yapmış olmanız gerektiğini size söylemeyeceğim Ben. Şu anda önünüzde olan şeyleri göstereceğim size. Önünüze bakmanızı söyleyeceğim size.

Bir şeyleri ispatlamak zorunda olmadığınız zaman özgürsünüzdür. İspat etme konusunda ısrarcı olduğunuzda önünüzde temiz bir sayfa olduğunu ispat edin kendinize. Geçmişe asılıp kalmanın gerekmediğini ispat edin. Kayıtlarınızı bir kenara bırakın ve üzerine yazmak için bir parça yeni hayat çekin önünüze. Hayatınız bir roman olabilir, fakat geri dönüp de düzeltme yapmanızı söylemez size o.

Yapacağınız en iyi şey bu romanı şu andan itibaren daha iyi kılmaktır. Bunu sağlamak için de geçmişi bir kenara bırakın. Serbest bırakın. Her halükarda çekip gidecektir o.

Geçmişe ve yaptığı yanlışlara yönelik tüm referanslarınız, geçmişe dönme çabasıdır. Eski hikayelere hücum üzerine hücum yapan, yaşlı mı yaşlı bir savaş gazisi gibisinizdir. İştirak ettiği savaşları tekrar tekrar anlatmak ve yeniden geçmişe dönmek çok hoşuna gider onun, dolayısıyla önünde olanı göz ardı eder. Sevdiklerim, geçmişin size bir hayrı yoktur, olmamıştır da.

Geçmişin kolleksiyoncusu olmayın. Zihninizdeki çekmeceleri tıka basa doldurmayın. Olan biten herşeyi zihninizde himaye etmeyin. Dışarı çıkmalarına izin verin. Zihninizi kalabalık tutmayın, böylelikle çok daha berrak ve açık olacaksınız, meşgul olmanız gereken şeylerle meşgul olacaksınız. Geçmişi bırakın. Asla üzerinde durmayın. Elinizde şimdi ne var, asıl ona bakın.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on