Güzellik nerede yoktur ki?
Gelin Benimle yürüyün bugün. Hızlı hızlı değil, ağır ağır yürüyelim biz, zira dünyadaki ‘varolmayan’ zamanın tamamına sahibiz. Ne görüyorsak onu görelim ve onu sevelim. Bunu yapmak ne kadar da basittir.
Sizi çepe çevre saran enerjiyi sevin. Gecekondu mahallelerini ve zengin semtleri sevin. Neden olmasın? Mukayese yapmayın. Sadece sevin.
Tüm mahallelerde cesaret bulunur. İyilik bulunur. Nezaket bulunur. Cömertlik bulunur. Tüm mahallelerde güzellik görebilirsiniz. Bir göz gezdirin sadece, hoşunuza giden şeyler kendilerini çoğaltacaklardır. Bakışlarınızı hoşunuza gitmeyen şeylere yöneltin onların da çoğaldığını göreceksiniz.
Zenginlik veya yoksullukla ilgilenmeyin. Başka bir şeylere dikkat verin. Dünyaya Benim gözlerimle bakmakla ilgilenin. Benim samanlıkta iğne aradığımı düşünebilirsiniz, o samanlığın içinde kaç tane iğne bulabileceğimi sorguluyor olabilirsiniz fakat hayır, dünyanın yüreğini görüyorum Ben. Ne önemliyse onu görüyorum. Pürüzleri, gedikleri sorun etmiyorum. Hiç etmiyorum. Mutluluk duyuyorum ve hangi mahallede olursak olalım Benimle mutlu olmanızı istiyorum sizden.
Güzellik nerede yoktur ki? Dış görünüşten daha fazlasını kastettiğimi biliyorsunuz. Tabii ki yüzeyin derinliklerine bakıyorum Ben. Hatta dış yüze hiç bakmıyorum bile. Dışyüz mevhumunu sizin tariflerinizden biliyorum, fakat her şeyin altında yatan o altın ışığa bakıyorum Ben. Çepeçevre altın ışıkla sarılıyım, dolayısıyla siz de öylesiniz, bir görebilseniz.
Bazen üzerinde resimler olan gözlüklerden bakıyormuş gibi görünüyorsunuz. Gözlüklerinizin ardında ne olduğunu görmüyorsunuz sanki. Sadece görmek için kendinize empoze ettiğiniz ve izin verdiğiniz şeyleri görüyorsunuz.
Lakin bugün birlikte yürüyüş yaparken, kendi gözlerimi size ödünç vermeme müsaade edin. Taktığınız o gözlükleri çıkarın. Ben ne görüyorsam onu görün. Tam buradalar işte. Bir çim öbeği, altın rengi sarısalkımlar, küçük bir çocuk, yaşlı bir adam, yeni boyanmış bir parmaklık, boya isteyen bir parmaklık, çalışan insanlar, oyun oynayan insanlar, bir papatya, bir gül – söyleyin Bana canlarım, hayat denilen o enerjinin parlak ışığını görüyor musunuz? Hareketlilik ve hareketsizlik içindeki canlılığı görüyor musunuz? Buradaki fark kalbinizle bakmaktadır.
Yeterince bakmadınız mı gözlerinizle? Kalbinizle bakın artık biraz. Aşırı duygusallıkları olan bir kalp değildir bu. Görüşü son derece net ve kuvvetli olan bir kalptir. Aşırı duygusallıkları geçmişte bıraktınız. Dürtüselliği geçmişte bıraktınız. Bildiğinizi sandığınız her şeyi geçmişte bıraktınız. Benim gördüğüm kadar iyi görebilirsiniz. SİZİ görüyorum Ben. Bakışlarım kalbinize nüfuz ediyor ve Kendi ışığımla aynı olan ışığınızı görüyorum orada. Sizde Kendimi görüyorum. Canlı veya cansız her şeyi Kendim gibi görüyorum Ben. Her yerde Kendimi görüyorum. Yansımalarım muazzam. Nereye baksam Kendimi görüyorum. Sizi de aynı şekilde görüyorum. Aynı ışıktan bağı paylaşıyoruz ve aynı sevgi bağını paylaşıyoruz. Tanrı aşkına, görecek daha ne olsun? Görmeye değer daha olsun?
Bankaya gitmeniz gibidir bu. O bakırdan kuruşları görür ve onları incelersiniz. Dikkatinizi onlar çekmiştir ve daha ötesine bakmazsınız. Halbuki birazcık daha ileriye baksanız altın ve gümüş paraları da görürsünüz. Elmasları ve incileri de görürsünüz. O pırıl pırıl ışığı da görürsünüz, biraz daha ileri baksanız, biraz daha dikkatle baksanız, Benim gözlerimi ve orada kendinizi görürsünüz.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/guezellik-nerede-yoktur-ki.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

