Evrenin tüm bilgisi

God said:

Evren’in tüm bilgisi sizin içinizdedir. Yaradılış’ın tüm bilgisi içinizdedir. Mutlak’ın tüm bilgisi içinizdedir. Bunların Hepsinin tüm kuvveti sizin içinizdedir. Olduğunuzu zannettiğiniz bu kırılgan, zayıf mahluk değilsiniz.

Tüm bilgi tabii ki içinizdedir sizin. Bedeninizin işleyişine bir baksanıza. Neyi nasıl yapacağını, ne zaman yapacağını gayet iyi bilir o. Sizin dikkatiniz olmaksızın soluk alıp verir. Vücuda iki yönde kan pompalar. Beden yapacağı her şeyi bilir. Beden, ki sizin en cüzi kısmınızdır, (lafın gelişi cüzi olduğunu söylüyorum elbet) kendinizin, kendi özünüzün ondan daha az şey bilebileceğini nasıl düşünebilirsiniz? Tüm Bilginin Kaynağı sizin içinizdedir. İçinizdeki DNA’nın her bir satırında ihtivadır bilgi. Bu sayısız tezahürdeki fizikselliğin dahilinde “Herşey Olan” bulunmaktadır. Fiziksel olan, “Her Şey Olanın” mikro-kosmozudur. “Her Şey Olan” için bir benzetme, bir nevi metafordur o. Siz aziz çocuklarım, Her Şey Olansınız.

Eğer fiziksel beden sizden daha çok farkındalık sahibiyse, bunun nedeni ona, hayatın diğer alanlarına yaptığınız denli çok müdahelede bulunmayışınızdır. Bedeniniz adına taleplerde bulunmazsınız. Bedeninizi sizin talimatlarınıza tabi kılmazsınız. Kendi işlevlerini yerine getirmesi için bedeninizi serbest bırakırsınız. Bir şekilde, bedenizin kendi kendisine yeter işleyişine olanak tanırsınız. Ona nefes almasını siz söylemezsiniz, aldığı oksijeni nereye koyacağını siz söylemezsiniz. Bedeni kendi donanımına bırakırsınız. Onun için hesaplar yapmazsınız. Kalorileri sayabilirsiniz elbette, fakat bu kalorilerle ne yapacağını bedeninize bırakırsınız. Yani aslında içinde barındığınız bu bedeni siz kontrol etmezsiniz. Bunu en iyi siz bilirsiniz.

Lakin hayatın diğer tüm alanlarının sizin denetiminizde olmasını ister görünüyorsunz, bunun daha iyi olacağı hissine kapılıyorsunuz. Hayatın size neler getirmesi gerektiğini ve her şeyi en iyi kendinizin bildiğini düşünüyorsunuz. Hayatı tertiplemeye çalışıyorsunuz. Hayat sanki sırf sizin emirlerinize göre hareket etmek zorundaymış gibi ona patronluk taslıyor, onunla zıtlaşıyor ve onu zorlamaya kalkışıyorsunuz.

Aziz çocuklarım, hayata iştirak etmek, ona ne yapması gerektiğini söylemekle aynı şey değildir. Siz ki Tüm Bilginin Kaynağına içinizde sahip olansınız, Kaynaktan daha iyi bildiğinizi düşünmekten hoşlanıyorsunuz. Hayatın nasıl olması gerektiğini bildiğinize dair kendinizi bir şekilde ikna etmişsiniz. Bu emin olma haliniz, şikayet etmenize, memnuyetsizlik duymanıza, zor kullanmanıza, dirence, tartışmalara, tepeden bakmaya, savaşa ve bazen de hayatınıza ve etrafınızdaki herşeye hükmetme konusunda gayet de başarılı olduğunuz hissine kapılmanıza yol açıyor.

Hayatı geldiği gibi almak akıllıcadır aziz çocuklarım. Bu orijinal bir fikir değildir. Hiçbir şey umurunuzda değilmiş gibi lakayt bir tutum takınmanız anlamında değildir. Umursayın ve hayatta olup bitenleri –ki çoğu sizin kontrolünüzde değildir- kabul edin, Kendinizi ne suçlayın ne de payelendirin sevdiklerim. Kabullenilmesi gerekeni kabul edin. Her şeye boşverip, gayret göstermeyin demek değildir bu. Hayattaki vazifeniz mağlup olmak değildir. Hayata kızıp köpürmek de değildir bu vazife. Hayata karşı kızgınlıkla ayaklarınızı vurmayın yere. Düzene koyabileceğiniz şeyleri düzene koyun ve yeterince serbest bırakın. Ayrıntılara ve gündelik işlere kapılıp gitmeyin. Olayların manalarına kapılmayın. Anlam, hayatın o an için nasıl tezahür ettiğidir.

Hayatta özgür olmanın yolu budur. Hayatın size getirdiklerini kabul etmekte ve ilerleyip yolunuza devam etmekte özgürsünüz. Hayatı protesto etmek zorunda değilsiniz artık, onunla münakaşa etmek zorunda da değilsiniz. Hayatı sevin. Ona karşı aşırı koruyucu olmayın. Bırakın olduğu gibi olsun o. İlerlemeye yönelik arzularınız, hayatınızı ileri götürsün. Kendinizi geçmişten kurtarmanın yolu budur.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on