Kutsal bir yer
Olay sizsiniz. Sevgi ola geliyor ve siz sevgisiniz. Olup biten sizsiniz. Hayat üzerinde sörf yapmaktan daha fazlasısınız. Üzerinde sörf yaptığınız hayat sizsiniz ve hayatınızın derinlikleri de sizsiniz. Fırtınasınız, güneşsiniz, buğusunuz ve olup biten herşeysiniz. Kesinlikle, gerçek olan hayalimsiniz Benim. Öylesiniz. Meydana gelenler sizin hayallerinizdir aziz çocuklarım.
Bir hayal kurarsınız ve ona hayat dersiniz. Bazen kabahati başka kaynaklara yükleseniz de kendi hayatınızı inşa eden sizsiniz. Nereden başlamış olduğunuz bir tesadüf değildi, atılan zarların sonucu değildi o, lakin öyle olmuş bile olsa, dünyaya gelişiniz bir çark-ı felek isabeti gibi şans eseri bile olmuş olsa gerisi size kalmıştır. Hayatınızın her anı için doğrudur bu. Dünyanın çarkını döndüren sizsiniz.
Bir yandan hayatı kontrol etmemeniz gerektiğini söylerken aynı anda da nasıl oluyor da bunları söyleyebiliyorum? Kontrolden, talepten ya da kuvvet uygulamaktan bahsetmiyorum Ben. Hayatınızla, bu hayat armağanı ile ne yaptığınızdan söz ediyorum. Ona verdiğiniz anlam hakkında konuşuyorum. Ona karşı nasıl muamele edeceksiniz? Onu sevecek misiniz, yoksa hayat sanki bir basket topuymuş ve sizin de yapacak başka bir şeyiniz yokmuş gibi onu sol elinizle sürmeye devam mı edeceksiniz?
Hayat sahibi olmak enteresan bir şeydir ve ona sahipsiniz. Onu nasıl yürekten seveceksiniz? Onunla nasıl bir etkileşim içinde olacaksınız? Olmak ya da olmamak değildir mesele. Zaten varolmuş haldesiniz. Hayatınızı nasıl harcayacağınız ve onun tadını nasıl çıkaracağınızdır asıl mesele ve bu, aziz çocuklarım mesele olmamalıdır. Hayata içtenlikle muamele edin, ona karşı candan olun. Hayatı kendinize çekip kucaklayın onu. Sarılın. Sıkıca tutunun ona.
Yola çıkmış olduğunuz yüksek bir maceradır bu. Geminizin pruvasında ayakta duruyor ve nasıl yol alıyorsunuz? Geminizin hangi istikamete yönlendiği önemli değildir, güneşin önde mi arkada mı kaldığı önemli değildir, siz nasıl yol alıyorsunuz? Fırtına geminin önünde veya ardında da patlamış olsa siz nasıl yol alıyorsunuz? Ve rüzgar yokken nasıl yol alıyorsunuz? Hava berrakken nasıl yol alıyorsunuz? Hayat geminizin kargosu ne olursa olsun siz nasıl yol alıyorsunuz? Nasıl yol aldığınız size kalmıştır. Denizde ilerleyen gemici sizsiniz. Kendi geminizin dümencisi sizsiniz.
Güvertede gezinen sizsiniz. Komutlar veren sizsiniz. Martıları gören sizsiniz. İşçileri işe alan sizsiniz, mürettebata iyi muamele eden sizsiniz, gemiyi sarsmadan götüren sizsiniz ve onu sallayan sizsiniz.
Kendi denizinizin denizcisisiniz.
Kesinlikle, kendi tablonuzu kendiniz resimlersiniz, lakin bu yaptığınız resimden çok daha ötesiniz. Benim özgün yaratımsınız. Deniz yüzeyinde köpüklü izler bırakarak ilerleyen canımsınız. Gemi suların üzerinde ilerler ve siz de geminin üzerinde ilerlersiniz. Hayatta bir karşılıklılık hali vardır. Dalgalar yükselip alçaldıkça geminiz de böyle hareket eder. Ve geminiz ilerledikçe siz de yol alırsınız.
Her zaman kıyının görüş mesafesindesiniz. Sizin bakmıyor olmanız kıyıyı uzak kılmaz.
Hangi yerde karaya çıkarsanız çıkın, kutsal bir yerdir orası aziz çocuklarım. Sizin bu hayatınız kutsal bir şeydir. Maddesel bir şey değildir, madde dışı da değildir o. Kutsaldır. Göründüğünden çok daha kutsal bir manadadır o.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/kutsal-bir-yer.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

