Eğer zihniniz eşeğiniz olsaydı

God said:

Aklınızdan ne geçiyor şu anda?

Aklınızdan geçen şeyler sıkıntılı düşüncelere işaret ediyor sanırım. Bunun yerine sevinci ve mutluluğu çağrıştıran harikulade şeyler düşünmeye ne dersiniz peki? Eğer aklınızdakiler size sıkıntı veren ağır düşüncelerse, sırt çantasıymış gibi çıkarıp yere bırakın onları. Onları yeniden sırtınıza almanıza asla gerek yoktur ve eğer bunu yapmak mecburiyetinde kalırsanız bile o zaman bir çözüm dileyin. Çözüm aramanın, çözüm bulmanın veya yeni bir karar almanın keyfini çıkarın. İyi bir çözüm bulamadığınız sonucuna varsanız bile en azından bu meseleyi aklınızdan çıkarın. Zihninize çok yüklenmeyin, onu aşırı zorlamayın. Zihniniz için, yük taşımaktan çok daha fazlası murad edilmiştir.

Eğer zihniniz bir eşek olsaydı, ona bir eşeğin taşıyabileceğinden daha fazla ağırlık yüklemezdiniz değil mi? Öyleyse kafanızdaki aşırı yükleri de boşaltın. Hafiflemiş olarak yol alın. Eşeğe ihtimam gösterin ve aynı ihtimamı kendi zihninize de gösterin. Eğer bunu siz yapmazsanız, zihnizdeki bu yüklerden sizi başka kim kurtarabilir ki?

Eğer siz izin verirseniz dünya kafanızı tıka basa doldurur. Reklamlar ve haberler, dünyanın, üzerinize atlamak için pusuda bekleyen sayısız tehlikelerle dolu bir yer olduğunu söylerler size. Gelin siz dünyanın nimetleri ve kutsamaları üzerine düşünürken bırakın reklamcılar, hikayeciler ve haberciler tüm o tehlikeleri düşünsünler. Sizi kutsamak için nasıl bir sevinç, nasıl bir mutluluk beklemektedir tam da köşede. Ah, ah SAYISIZ kutsamalar, nimetler görüyorum Ben! Gözün görebileceğinden çok daha ötesini görüyorum Ben.

Bunları siz de görmelisiniz. Bunları siz de duymalısınız. Ve böylelikle sizin için biriktirdiğim bu hazine yığınlarını kendinize çekmelisiniz.

Köpeğinizi ismiyle çağırdığınızda, ona hiç seslenmediğiniz zamanlara nazarn daha fazla yanınıza gelme eğilimindedir. İsmiyle çağırdığınız takdirde komşunuzun köpeği de yanınıza gelebilir. Tüm iyi ve güzel şeyler için de aynı şey neden geçerli olmasın ki? Tüm o güzellikleri kendinize çağırın, seslenin onlara ki sizi işitmeye başlasınlar. Neden olmasın? Dünyadaki tüm korkunç şeyleri kendinize çağırın; emin olun onlar da koşarak yanınıza gelecektir. Onlar da sizi dinleyecektir pekala. Deyin ki, “Korku, bana kulak ver. Buraya gel. Tehlike sen de gel buraya. Tedirginlik ve öfke, siz de. Etrafımda toplanın. Size açığım ben. Tamamen açığım. Gelin bana, iyice nüfuz edin.” Ne söylemiş olabilirsiniz acaba sevdiklerim? Bu şekilde kendinize neyi çağırmış olabilirsiniz?

Kendinizden yana huzur ve mutluluğu çağırmakla, belayı davet etmek arasındaki farkı görmek nasıl da akıllıcadır? Pekala o zaman, uygulamanız için size bir metin vereceğim: “Her çeşit sevinç ve mutluluk, hepiniz gelin ve görün beni! Sizi hayatıma buyur ediyorum ben. Sizin için kocaman bir yer ayırdım. Sizinle aynı kafada olan tüm arkadaşlarınız da davetlidir aynı şekilde. Gelin şimdi ve benimle kalın! Hayatımın tüm günlerinde benim berberimde olun. Ve buradayken, tüm arkadaşlarımı ve ailemi de ziyaret edin lütfen.”

Bu tıpkı telefon şirketlerinin düzenlediği kampanyalar gibidir, arkadaşlarınızın ve aile fertlerinizin isimlerini kampanya listelerine ekler bu şekilde onları bedava arayabilirsiniz. Hayatınıza güzellikleri çağırmanın hiçbir maliyeti yoktur. Size gelmesini arzu ettiğiniz herşeyi kendinize davet edin.

Geçmişte her neyi davet etmiş olursanız olun, Kainatın hazinelerini çağırın artık kendinize. Sadece bunları düşünerek bile kendinizi çok daha iyi hissettiğinizi görün. Pekala aziz çocuklarım, ne istiyorsunuz?

Uyum ve ahenk mi istiyorsunuz? Rahatlık mı? İyi ve güzel daha pek çok şey mi? Sizin için bir liste yapacağım Ben: Harikulade dostluklar. İyi şans. Mucize üstüne mucizeler. Hoş sürprizler. Nereye gitseniz, nereye baksanız mutluluk. İnanılmaz bir sağlık, güç-kuvvet ve sizin için en iyi olan her şey. Benim çocuklarımsınız. Sizin için istediğim şeyleri düşünün siz de.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on