Düşünce sınırlarını yıkan özel ve duyarlı bir
Hayatınızda nasıl da bir şiirsellik ararsınız. Ne denli katı bir yapıda olursanız olun şiirselliği ararsınız. Güneş herkes için ışımaktadır. Yıldızlar herkes için parlamaktadır. Elma ağaçları herkes için meyve vermektedir. Ve siz de gözün görebildiğinden fazlasının arayışı içindesinizdir. Tam olarak hatırlamadığınız bir şeyi ararsınız. Ne olduğunu tam olarak bilemediğiniz bir şeyi ararsınız.
Neyin arayışı içinde olursanız olun şiirselliği arıyorsunuz aslında. Düşünce sınırlarını yıkan özel ve duyarlı bir anı arıyorsunuz.
Şiir, bir kelimeden bir diğerine şiddetli bir sarsıntıyla sıçramanızı sağlar; bir dünyadan da bir diğerine. Günlük hayatın dışına sıçrayıp da şiirselliğin dünyasına girmeyi nasıl da istersiniz. Ne denli anlaşılması güç bir şiir olursa olsun yüreğinizi titretir o. Bir metafor bir an için sizi nehrin bir kıyısından diğer kıyısına taşıyıverir. Bir metafor bir an için sizi bir galaksiden diğer bir galaksiye götürüverir.
Metaforlar, üzerinde yol aldığınız uçan halılardır. Metaforlar nehirdeki akıntının ortasında sizi bir geçitten diğerine taşırlar. Bir an için akıntının içinde başı boş dolaşıyorsunuzdur bir sonraki an ise bir noktaya taşınırsınız.
Perilerin var olmasını herkes ister. Modern hayatın içindeki en koyu realist bile şaşırıp hayrete düşmek ister. Kişinin ayakları ne kadar yere basar bassın biraz da gökyüzüne doğru havalanmak ister o. Dünyevilikten ve olağanlıktan herkes bıkmıştır.
Bu denli çok istediğiniz şey hayatın gündelik halinden kaçmak değildir. Aslında tam da ortasında olduğunuz lakin tamamen unutmuş göründüğünüz maceraya geri dönmek istersiniz daha ziyade. Unutkanlığınız tıpkı bir ismi hatırlayamamanız gibidir, ancak o isim içinizde kıpırdar ve yüzeye çıkıverir bir gün.
Güneşin kalbiniz ya da kalbinizin güneş olduğu ifadeleri birer metafor mudur acaba? “Yanaklarınızın güller gibi açtığı” ifadesi bir metafor mudur? Hayat denizine yelken açmış olduğunuz bir metafor mudur? Ya da metaforlar çimlerin yeşil ve gökyüzünün mavi olduğundan daha doğrudur belki de.
Gerçek olgular detaydır, siz ise Tamlığı ve Bütünlüğü arasınız.
Gördüklerinizden çok daha fazlası mevcuttur ve siz de bu fazlanın arayışı içindesiniz. Onu hak etmiş durumdasınız ve ona sahip olmanız gerekiyor. Hayatınız görünenden çok daha fazlasına sahiptir.
Sadece mucizeleri görmenin değil, bunları gerçekleştirmenin de arayışı içindesiniz. Arayışında olduğunuz şeyler ne denli hayali görünse de aradığınız şey Hakikattir sizin. Görünüşteki en büyük mübalağa bile en sarsıcı gerçek olgulardan daha fazla Hakikat içermektedir.
O çocuk şarkısındaki inek ayın üzerine nasıl atladıysa sizin kalbiniz de gündelik hayatın içine öyle atlar.
Günlük hayatın da kendi mucizeleri vardır ve gündelik hayat iyi bir şeydir. Lakin her şey ondan ibaret değildir. Tanımlanamayan nitelikte daha fazlası vardır. Tanımlanamaz o lakin konumu saptanabilir, onda yerleşik olunabilir.
Kalbiniz bir bahçe, zihniniz ise bir havuzdur. Birinden diğerine sıçrar durursunuz. Fakat ah o sıçrayış canlarım. Ah o sıçrayış.
Siz dünyevi ve olağan olanın ötesine geçensiniz. Dünyevi ve olağan olan sizin için kafi değildir. Ne denli harikulade olursa olsun, ne denli tatminkar olursa olsun sizin içinizde daha engin ufukların arayışı vardır. Daha engin bir ufku ararsınız çünkü ona sahip olmak yönünde bir bağınız vardır. Eğer bağlı olacaksanız o halde sınırsız olana bağlı olun. Sınırları yıkın. Hatta kelimelerin koyduğu sınırları bile yıkın.
Yüreğinizde alev alev yanan bir ışık vardır. Kalbinizde üzerine sıçradığınız bir şey vardır. Güneşken bile ay olmak durumundadır kalbiniz. İmkansız şeyler gerçekleşirler. Siz sıçrayansınız ve sıçrayın şimdi. Siz hasat edensiniz ve hasat edin şimdi.
Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/duesuence-sinirlarini-yikan-oezel-ve-duyarli-bir.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

