Zihin Beden ve Kalp
Bana yaslandığınızda duruşunuz değişir. Tüm düşüncelerinizin bir istikameti vardır; bu istikamet hayattaki konumunuzu ve bedeninizin fiziksel durumunu etkiler.
Bedeninizin etkiye açık olduğunu biliyorsunuz. Sevinçli bir ruh hali içinde olduğunuzda bedeniniz de öyledir. Kullandığınız kelimelerin bedeninizin dengesini etkilediğine yönelik bazı bilgiler zaten kulağınıza çalınmış olabilir.
Söylediğiniz sözler ve kullandığınız lisan sizi etkiler. Ana diliniz sizi ve düşünce şeklinizi etkiler.
Lisanınız size dahil olduğunuz coğrafyanınki gibi bir etkide bulunur. Sıcak yada soğuk bir iklimde dünyaya gelmiş olmanızın üzerinizde bir tesiri vardır. Soluduğunuz hava sizi etkilemektedir.
Aynı tohum farklı bölgelerde ekildiği zaman büyüme süreci içinde bu çevrelerin özelliklerini alır.
Siz, -aslınız, özünüz- her zaman sizsinizdir; lakin dünyadaki tesirler kişiliğinize etkide bulunur. Elbette bunu yaparlar.
Düşüncelerinize ve konuşmalarınıza sinsice sızarak onları sarmaşıklar gibi bürüyen olumsuz düşüncelerin haricinde direnç gösterecek bir şey yoktur burada. Olumsuzluk hoş bir şey değildir. Sevginin dolaşımına ket vurur o. Sevmek sizin için bir sorumluluktur; zihninize nüfuz eden herhangi bir olumsuzluk da yine sizin sorumluluğunuzdadır. Düşüncelerinizin masum kurbanları değilsiniz. Böyle olmak zorunda değilsiniz, o kadar. Düşüncelerinize zincirli değilsiniz. Dilediğiniz zaman onları terk edebilirsiniz.
Ne düşündüğünüz ve kendinizi nasıl hissettiğiniz çok önemlidir. Örneğin kendinizi öfke içinde bulduğunuzda bir musibetmişçesine bırakın onu. Öfkenizi, kızgınlığınızı terk edin, ardınızda bırakın canlarım. Tekrar tekrar ona dönmeyin.
Sağlığının iyi olmasını isteyen sizler öfkeyi bir yana bırakmalısınız. Çok kızgın, kor gibi yakıcıdır o. Pek çok dilde söylendiği gibi kanınızı kaynatır, tepenize çıkartır öfke yada kanınızı dondurur. İnsanlar neden öfkeye yol açarlar yada ona neden tutunurlar ki? Kalbinizi yaralar o, midenizi ağrıtır canlarım. Esenliğinize zarar verir.
Neye kızmış olursanız olun, ne denli haklı olursanız olun öfkenizi devam ettiremezsiniz. Bir başkası da bunu yapamaz, dünya da bunu yapamaz.
Öfkeden uzak durmak konusunda kendinize, Bana ve dünyaya karşı sorumlusunuzdur. Öfkeyi, kızgınlığı himaye etmek için yaratılmadınız sizler. Öfke bu yüzden sizin için iyi değildir, dolayısıyla hiç kimse yada hiçbir şey için de iyi değildir o.
Öfkenin pençesinde olduğunuz zamanlarda ondan böylesine kurtulamadığınızı biliyorum. Kaynayan suyun altını kapattığınızda da su bir süre daha kaynamaya devam eder sonuçta. Size tavsiyem şu: Suyun kaynamasına ihtiyacınız olmadığı fikrini benimseyin. Eğer suyu kaynatmaya başlamazsanız onun altını kapatmanız da gerekmeyecektir.
Öfkelenmenin hakkınız olduğu fikrine sahiplenmeye devam ettiğiniz sürece öfkeniz de devam edecektir. Yeni bir öfke patlaması sürgün verecektir. Bunun için gerekçeleriniz ve koşullarınız da olacaktır. Öfkelenmenin erdemli ve onurlu bir tavır olmadığı yaklaşımından yola çıkmak daha hayırlıdır. Onun gerekli olmadığı fikrini benimsemek daha iyidir. Düşüncelerinizin temellerini değiştirdiğinizde öfkelenmek durumunda da olmazsınız.
Sizin gözünüzde ne denli haklı olursa olsun, kendinize karşı olarak gördüğünüz durum ne denli ciddi olursa olsun öfke egonun yaklaşımıdır. Hiç kimsenin sizi öfkelendirmeye, kızdırmaya hakkı yoktur. Hayatın buna hakkı yoktur. Buna izin verilmez. Size söylediğim şey canlarım, öfke yüzünden ızdırap çekmenize fırsat tanımak gibi bir hakkınızın olmadığıdır.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/zihin-beden-ve-kalp.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

