Tüm mevsimleri aynı şekilde buyur etseydiniz, direnç gösterecek ne kalırdı başka?
Nasıl görünürse görünsün, olan biten herşey yerinde ve doğruysa şayet ? Ne kadar çarpık ve çirkin görünürse görünsün, olup biten tüm o şeylerin hepsinin bir değerinin olduğunu bilseydiniz eğer, nasıl kaygı ve gerilim dolu olabilirdiniz acaba? Tüm o kazalar kaza değilse eğer, suçlar suç değilse, hastlalıklar hastalık değilse nasıl böyle endişe içinde kalabilirdiniz? Ne kadar umulmadık olursa olsun, herşeyin hayırlı bir amacı olduğunu bilseydiniz şayet, nasıl kederlenip sızlanırdınız? Olaylardaki artı ve eksileri anlamak için bu kadar çabalamasaydınız, “neden” diye bu kadar çok sormasaydınız şayet ne kadar enerji tasarruf etmiş olurdunuz acaba ?
Herhangi bir şeyden yana hoşnutsuzluk içinde olmasaydınız eğer, bu durumda kendinizi neye vakfederdiniz? Ne için esef ederdiniz?
Herşeyden bu denli endişeye kapılmasaydınız şayet, kimbilir nasıl yürürdünüz o zaman?
Bir şeye içerleyip kızamasaydınız eğer, o durumdan kimbilir nasıl da keyif alırdınız?
Tüm mevsimleri aynı şekilde buyur etseydiniz, direnç gösterecek ne kalırdı başka?
Her nevi koşulu ve insanı kabul etseydiniz ve hatta onları hoşca karşılamış olsaydınız eğer, daha ileride mi olurdunuz yoksa geride mi kalırdınız sizce?
Yanıt çok açıktır; fakat görmediğinizi görmezsiniz sizler.
Piyango isabet etmesi nevi durumlar haricinde, başınıza gelen her türlü hadiseye direnç gösterme alışkanlığını taşıyorsunuz.
Alacağınız notlara, puanlara çok takılmayın. Birisi size “pekiyi” verir ve mutlu olursunuz. Birisi de “iyi” verir, mutsuz olursunuz. Bir başkası da “zayıf” not verir ve umutsuzluğa kapılırsınız veya hiç de umursamadığınızı söylersiniz. Ne var ki, diğerlerinin değerlendirmelerini öğrenmeye başlarsınız ve onları kendinize mal edersiniz. Bu değerlendirmeler sanki de kanun hükmündedir, bir başkasının onay veya red mührü sanki altın değerindedir, sanki damgalanmışsınızdır artık ve herşey bundan ibarettir.
Göreli dünyada “hareket” halindeki varlıklarsınız, aziz çocuklarım. Yukarı çıkıp aşağı inebilirsiniz. Ancak, hiç kimsenin sizi aşağı indirip yukarı çıkaran bir manivela işlevi görmesine müsaade etmeyin. Hiç kimsenin üzerinizde söz sahibi olma durumu yoktur. Ancak kendiniz ve Ben bir şeyler söylerim size. Söylediklerimin değeri vardır; siz de Benimle hemfikirseniz şayet sizin söylediklerinizin de değeri vardır. Eğer bir başkasının kişisel fikrine alıcı olmuşsanız, kötü bir alış-veriş yapmışsınız demektir. Kişisel fikirler kutsal sözlermiş gibi, mukaddes haikatlermiş gibi alınmamalıdır. Bu görüşler her halükarda bugün vardır, yarın yoktur. Görüşlerin hava gibi değişken olduğu da söylenebilir pekala.
Sizinle ilgili hakikati, bütün ve tek hakikati bilen bir parçanız vardır içinizde. Bir şeylere layık olduğunuzu bilin. Çok şeylere layık olduğunuzu bilin. Eğer buna ikna olmuyorsanız o halde kendinizi ifşa edin, ortaya çıkarın, böylelikle size biçtiğim değerin tamamen doğru olduğunu görebilirsiniz. Ben ne diyorsam öylesiniz. Bunu idrak eden son kişi siz olmayın.
Bu malumatla donanmış olarak ne kadar harikulade işler başaracağınızı hep birlikte görelim. Hangi esastan yaratıldığınızı bilmiyorsanız, bunu şimdi bulun o zaman. Çabucak bulun, kendinize yönelik kanaatinizi yükseltin. Fazla bir değerinizin olmadığını düşündüğünüz takdirde hayatla nasıl bir diyalog içinde olabilirsiniz ki? Benim ışığımı yansıtmaya layık olduğunuzu düşündüğünüz takdirde ise, hayatla olan diyaloğunuz nasıl şekillenir acaba? Evet doğrudur hayat size taksim edilmiştir, mamafih tıpkı oyun kağıtları gibi siz de bir taksim yaparsınız. Bu taksime en yukarıdan başlayın aziz çocuklarım. En yukarıda olduğunuzu bilin.
Kendi suretinize yönelik bir intibanız var ve buna istinaden hareket ediyorsunuz. Bir kral olduğunuzu bilseniz bir kral olarak hareket edersiniz. İşe yaramaz birisi olduğunuzu bilirseniz bunu ispat edecek şekilde hareket edersiniz. Yaradan’ın Çocuğu olduğunuzu bilin. Benim için burada bulunduğunuzu bilin. Beni temsil ettiğinizi bilin ki gereğince temsil edebilesiniz Beni.
Gayet iyi anlıyorum sizi; lakin çok daha ali olanı temsil edebilecekken, gerçekten Kim olduğunuzun Hakikati haricindeki şeyleri temsil etmeyi tercih etmenize akıl erdirmek oldukça güç Benim için. Bu tutumunuz size gerçekten de anlamlı geliyor mu acaba?
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/tuem-mevsimleri-ayni-sekilde-buyur-etseydiniz-direnc-goesterecek-ne-kalirdi-baska.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

