Tanrı’nın yanı başında oturmak

God said:

Benim yanı başıma oturun şimdi ve neler olup bittiğini anlatın. Benim çocuğumsunuz ve sizi dinleyeceğim. Ya da gökyüzünün maviliklerine ve onun bulutlar için oluşturduğu fona bakabiliriz birlikte. Bulutlar ve gökyüzü biri birleriyle ne kadar da huzur içindedirler! Hiçbiri bir diğerinin kalabalık yaptığını düşünmez. Yan yana nasıl da rahattır onlar, gökyüzü bulutların üzerindedir veya başka bir açıdan bakıldığında bulutlar gökyüzünün üzerindedir ve huzurludur onlar. Gökyüzünü ve bulutları görmek için yukarı doğru bakarsınız. Eğer yukarıdan bakarsanız gökyüzünün bulutların üzerinde yer aldığını görürsünüz. Biri birlerine yakındır onlar, samimi ve uyum içindedirler.

Gördüklerinizin çoğu nereden baktığınıza bağlıdır, dolayısıyla sizi yanı başımda oturmaya davet ediyorum Ben. Benim gördüğümü, sadece gördüğümü ve hiçbir açıdan bakmadığımı söyleyebiliriz en sade şekliyle; sizinse gördükleriniz nerede durduğunuza ve hangi pencereden baktığınıza göre değişkenlik göstermektedir. Pervazları, çerçevesi olmayan bir pencereden baktığımı söyleyebiliriz. Büyüklüğünü Dünyanın asla tahayyül edemeyeceği bir cam panelden baktığımı söyleyebiliriz. Benim baktığım Enginlikte açılar yoktur canlarım. Sınırsız sonsuz bir manzara vardır sadece.

Lakin siz hayata ve dünyaya değişen açılardan bakarsınız, dolayısıyla algılamanız da değişkenlik gösterir. İdrakınız baktığınız açıya bağlıdır. Bu nedenle de değişkenlik gösteren bir vizyonunuz olur, bazen uzağı bazen de yakını görürsünüz. Gördükleriniz ve tespitleriniz bazen aklınızı karıştırır. Gördükleriniz ve tespitleriniz genellikle büyük değişkenlik gösterir ve akıl karışıklığınız sizde yer eder.

Bir gün bir şey hoşunuza gider, bir başka gün ise ondan hoşlanmazsınız. Bir gün bir tehdit görürsünüz, diğer bir gün ise bir gülümseme. Düşünceleriniz etrafta pek çok sıçramalar yapar. Bu gerçekte onların kabahati değildir. Sizin durumunuzda bu, o günün getirdiği manzaraya bağlıdır. Manzaranız tamamen ruh halinizin, bir başkasının fikirlerinin ya da geçmişin tesiri altında olabilir. Anahtar deliğinden bakarak uzakları görmeniz olası değildir.

Kendinizi Benimle Cennet’te otururken tasavvur edin. Şu anda sizi huzursuz eden şeyler bu durumda size ne kadar huzursuzluk verebilir ki? Görüş açınız Benimkisi kadar genişlediğinde canınızı ne sıkabilir?

Gelin bunu şöyle ifade edelim: Benim baktığım çerçevesiz pencereden baktığınız zaman, şu andaki bakış açınızla gördüğünüz ve canınızı sıkan meselelerin hiç birini görebileceğinize inanabilir misiniz gerçekten?

Dünyadan aktardığınız haberleri duyuyor ve dinliyorum; o andaki bakış açınıza göre değişkenlik gösteren duygularınızı da anlıyorum. Pek çok, pek çok durumda canlarım Benim gördüğüm Işık yerine küçücük şeyleri görüyorsunuz. Durum bu değil mi? Bazen de Benim baktığım açık pencereden bakabiliyorsunuz ve artık daha ama daha fazlasını göreceksiniz.

Gündelik detaylara kafa yorarak canınız sıkmayacaksınız ve onlar tarafından engellenmeyeceksiniz de. Kişisel görüşlerinizi küçük şeyler üzerine inşa etmeyeceksiniz, onlara istinaden şekillendirmeyeceksiniz. Küçük şeyleri pas geçecek, üzerlerinden atlayacak ve bu durumda Tamlık ve Bütünlükten başka neyi göreceksiniz ki? Şimdi bile bir papatya denizinin ortasındayken solan yaprakları, üzerine basılan dalları ya da yere düşen sararmış yaprakları görmüyorsunuz. Bir papatya tarlasındaki papatyaları görüyorsunuz sadece ve gördüğünüz şey harikulade.

Gelin şimdi canlarım, Benim yanı başımda oturun ve dünyaya bir papatya tarlasına baktığınız gözle bakın. Tamlığı ve Bütünlüğü görün, onu sevin.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on