Tanrı’nın içinizdeki gücü

God said:

Bir onarıma, bir nevi iyileştirilmeye ihtiyacınız olduğu fikriyle büyüdünüz ve dolayısıyla sizi tamir edecek bir şeylerin arayışı içindesiniz. Sizi onarması veya o ya da bu şekilde sizi daha iyi bir hale getirmesi amacıyla üzerinize damgasını vuracak dışınızda bir şeyler arıyorsunuz. Ecza dolabınızdan veya o ya da bu titri taşıyan birilerinden deva arıyorsunuz, böyle yaparak da dışınızdaki dünyaya baş eğiyorsunuz. Dünyaya şifa için bakıyor ve kendi gücünüzü -ki bu, Tanrı’nın içinizdeki gücüdür- reddetmiş oluyorsunuz. Kendinizi, kendinizden daha fazla güven duyduğunuz birilerine teslim ediyorsunuz. Hayatınızı tartıp değerlendirmesi ve ona yön vermesi için çeşitli dergilerdeki görüşleri ya da bilgece yazılmış bir makaleyi tercih ediyorsunuz. Kendi kaderinizi tayin etme muktedirliğinizi teslim ediyorsunuz. Kendinizi bir nevi riske atıyor ve diyorsunuz ki:

“Buradayım işte. Hiçbir şey bilmeyen ya da çok azıcık bir şeyler bilen çaresiz bu küçük yaratığım ben. Kalbimi, bedenimi ve ruhumu mütalaaları benden daha kuvvetli olan başkalarının ellerine teslim ediyorum. Kendimi çeşitli düşünce ekollerine teslim ediyorum. Her şeyden şifa bulmaya bakıyorum. Takip etmekten yana duruyorum. Kendi kendime nasıl yol göstereceğimi unutmuşum ben.”

“Ticarete teslim ettiğim şey benim kendi öz-güvenim. Oldukça fazla para ödüyorum. Kendimi seri üretim bandının üzerine koyuyor ve teslim ediyorum. Kendi özerkliğimden vazgeçiyor ve onu başkalarına teslim ediyorum. Talihsiz bir durumdayım. Başkalarının düşüncelerine boyun eğiyor, ya geçici ya da sürekli olarak fakat tekrar tekrar kendi içsel egemenliğimi gözden çıkarıp başkalarının göğsüne madalyalar takıyorum. Başka nüfuz alanlarında dolaşıyor ve Tanrı’nın Bana bahşettiği nüfuzu unutuyorum. Başkalarını onurlandırmak için kendi içsel rehberliğimi onurlandırmayı unutuyorum. Hatta içsel bir rehberliğe sahip olduğumu toptan unutuyorum.”
“Kendi düşüncelerinin geçerliliğine beni ikna etmesi ve bu şekilde hareket etmenin doğru ve mantıklı olduğuna beni inandırması için dünyaya müsaade ediyor, başkalarını idol haline getiriyorum. Dahası o sırada dünyada geçerli olan her neyse bu yönde onay almak için kendimi teslim ediyorum. Daha ilk rauntta nakavt durumundayım ve ikinci raunda çıkmıyorum.”

“Bu benim bir savaşçı olmam gerektiği anlamına gelmiyor. Bir başkasından herhangi bir paye almak ya da kazanmak zorunda değilim; başkalarının beni onurlandırmaları ya da saygı göstermeleri gibi bir mecburiyetim yok. Sadece kendime yönelik bir sadakate ve özgür iradeye sahip olduğumu unutmamam gerekiyor. Onay görmek uğruna kendi hislerimden feragat etmek zorunda değilim. Dünyadaki kitle bilincini takip etmek için burada değilim ben. Önderlik etmek için buradayım, en azından kendime yol göstermek için.”

“Kendi adıma düşünebilirim. Tanrı’nın Öğretmenim olduğunu idrak edebilir ve Tanrı’ya güvenebilirim. Kendi ellerimden büyük görünen tüm ellere kendimi teslim etme eğilimindeyim. Beni iyileştirmeleri ve elden geçirmeleri için tıpkı arabamı tamirciye teslim eder gibi başkalarına paralar ödüyorum. Öyle görünüyor ki kendimi çok uzun zaman önce teslim etmiş ve bunu fark etmemişim bile.”

“Şimdi bunu fark ediyor ve telafi yoluna gidiyorum, Tanrı’ya diyorum ki “Buradayım ben, kendimi Kendi Benliğime teslim ediyor ve bağımsızlığımı ilan ediyorum.”

Aziz canlarım, İnsanlığın Yeni Dünyası başını yukarı doğru kaldırıyor ve etrafa bakıyor. Eski kurallar artık ihtiyaçlara yanıt vermiyor, böylelikle Yeni Dünya kendisini yeni baştan donatıyor. Eski yaşam şekilleri bir kenara çekiliyor. Yeni Dünya, geçmişi geride bırakıyor dolayısıyla bunu siz de yapmalısınız. İnsanlığın Yeni Dünyası sizin için kalk borusu çalıyor: “Kendinize uyanın. Şimdi uyanın!” diyor bu çağrı.

Ben de her zaman olduğu gibi yanı başınızda duruyor ve ilan ediyorum: “Buradayım BEN.” Ve kendi ışığınızın altında sağlam durmanızı istiyorum sizden. Parıltılı ışığınız Benim daimi hediyemdir size.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on