Şifayı Veren Kimdir?
Kainattaki tüm soruların yanıtları içinizde mevcutken bilgiyi dışarıda aramanın lüzumu nedir ki? Cebinizde yeterince para varken para çekmek için bankaya koşturmazsınız. Buzdolabınızda yeteri kadar tereyağı varken daha fazlasını almak için bakkala koşmazsınız. Zaten bol bol sahip olduğunuz şeyleri edinmek için dışarı çıkmazsınız.
Konuya bilgi açısından yaklaştığımızda zihninizin size neyi miras bıraktığımı hatırlamadığı görülmektedir. Bedeniniz ise unutmamıştır. Zihninizin bırakın kavramayı, üzerinde düşünemeyeceği şeyleri dahi bedeniniz ve kalbiniz bilmektedir.
Bu içsel bilginiz nerden kaynak bulmaktadır? Onu içinize Ben inşa etmiştim. Bunu böyle yapmıştım. İçinize akıttığım tüm o bilgi emin olun ki engin bir bilgeliktedir. Sözlerle ifade edilemeyecek niteliktedir. Onu sadece dürtülerinizle bilebilirsiniz. Birden bire yağmurun yağmakta olduğunu fark etmeniz gibi farkındalığınız aniden oraya yönlenir. Ansızın denizin kabarması gibi büyüdüğünüzü fark eder ve büyülenirsiniz, daha yüksek notalara yükselmişsinizdir.
İçsel bilginiz kendi kendisini ortaya koyduğunda olan biten şey aslında şimdiye dek öğrendiklerinizin hepsini bir kenara bırakmanızdır. Bu kendinizi, içinizdeki Doğanın Sesini dinlerken bulduğunuz andır. Kulak verir ve işitirsiniz ve takip edersiniz. Neredeyse bir an içinde bilmeniz gereken her şey denizden yükselmiştir ve siz de kendinizi, her daim bunun içinde yüzmekte olduğunuzu aslında bilmediğinizin farkındalığı dahilinde bulursunuz.
Açıklama getirebileceğiniz şeyler izah edemeyeceklerinizden daha az bir önem taşımaktadır. Bilinmeyenin gücü zaten bilinmekte olanları kat be kat aşar. Bu güce doğal bir içgüdü diyebilirsiniz. Size bunu telkin etmem sizi şaşırtıyor mu yoksa?
Mesela, bedeninizin hangi kısımları sizden bir direktif olmaksızın işlev görüyor onlara bakın. Nasıl büyüyüp gelişeceği konusunda bedeninizi ne zaman yönlendirdiniz? Hormon üretmesi ya da hücrelerini yenilemesi için bedeninize ne zaman işaret verdiniz? Yaşamsal kanın damarlarınızdan akmasını bedeninize ne zaman söylediniz? Bir bakın bakalım o becerikli aklınız yönlendirmeden bedeniniz neler neler yapabiliyor. Bedeninizin sizden gelen müdahaleler ve birikmiş tüm o bilgileriniz olmaksızın daha iyi bir durumda olması mümkün değil midir sizce?
Lakin kendi aklınızın ve diğer akılların bedeninizin ve yüreğinizin bildiğinden daha fazlasını bildiğine ikna olmuş durumdasınız. Bazı olguları bilen ve sizden daha fazla malumata sahip başka akıllar elbette ki mevcuttur. Lakin gerçek olgular bir şeyleri hissetmekten başka nedir ki? Gerçek addedilen olguların çok fazla değerlendirmesini yapmam Ben. Dünyanın düz olduğunun ve bırakın aya gitmeyi insanın asla uçamayacağının gerçek kabul edildiği zamanlar yok muydu? Sınırları çok ciddiye alıyor olabilirsiniz lakin Ben, Ben daha iyi biliyorum.
İçinizde sürüp giden tüm o zihinsel diyalogları bir kenara bırakabildiğinizde yükseklere çıkacaksınız. İçinizi dolduran tüm o öğrenilmiş malumatları bir kenara bırakabildiğinizde, kafanızın içinde dönüp duran o ezberlenmiş içsel diyaloğu susturabildiğinizde bedeninizi ve yüreğinizi konuşmaya davet edebilirsiniz, böylelikle size söylediklerini dinlemeye başlayabilir ve yükseklere çıkarsınız. Sonrasında ise Kainatın nabız atışlarını dinliyor olursunuz. Ve yüreğinizin yumuşacık sesiyle kaynaşmış olan yıldızların şarkılarını duyarsınız. Bu ses sizi masumiyetin en üst seviyede mevcut bulunduğu Cennet’e buyur ederken bir zamanlar var olan fakat artık ancak bir seraba dönüşmüş bulunan zaman ve mekan mevhumlarının var olmadığı yüksekliklere taşımaya devam eder.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/sifayi-veren-kimdir.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

