Tanrı’nın hiç sönmeyen ışığı
Yüreğinizin içinden konuşurum sizinle. Hücrelerinizin içinden konuşurum. İçeriden konuşurum sizinle ve dışarıdan konuşurum. Herkes ve herşey vasıtasıyla konuşurum sizinle. Benliğiniz –ki kısa süren harici bir heyecandır sizin için- olarak algıladığınız kendiniz aracılığıyla konuşurum sizinle. Kaçınılmaz olarak kendinizi işitirsiniz.
Aynı anda iki piyanoyu birden çalmanız gibidir bu. Piyanolardan birinde tüm alan size aittir. Parmaklarınız bir uçtan diğer uca tüm klavyenin üzerinde dolaşır, bunu istediğiniz kadar hızlı yapabilirsiniz. Diğer piyanoda ise güçlü bir müzik çalınmaktadır. O kadar güçlüdür ki sessizdir o. Bu piyanoda serbest stilde, gelişigüzel müzik yapılmaz. Öbür piyanoyu çalmakla o kadar meşgulsünüzdür ki bu piyanoyu unutmuşsunuzdur belki de.
Ya da şöyle söyleyebiliriz; musluğu açarsınız ve gayet öngörüsüz bir şekilde suyun kaynağının bu musluk olduğunu düşünürsünüz. Musluğa su sağlayan dağlardaki asıl kaynağı unutursunuz.
Hayatta bir yüzme havuzunda yüzer ve asıl Okyanusu unutursunuz. Hatta küçük bir göletin içinde yüzen minik bir balık gibi davranıyor da olabilirsiniz. İçinde yüzdüğünüz havuzun tüm bir dünya olduğunu düşünürsünüz. Daha doğrusu, küçük bir göletin içinde yüzen büyük bir balık ya da büyük bir göletin içinde yüzen küçük bir balık olduğunu düşünen fakat büyük bir göletin içinde yüzen büyük bir balıksınız siz. Of tamam, demek istediğim kendinize atfettiğiniz itibardan çok daha fazlası olduğunuz.
Egonuza hitaben konuşmadığımdan emin olabilirsiniz sevdiklerim. Egoyu muhatap almam Ben. Onunla aram iyi değildir. Kibre kapılmamanızı istiyorum canlarım, fakat aynı zamanda kendinize de daha fazla itibar etmenizi istiyorum. Bana daha fazla itibar etmenizi istiyorum. Sizi yarattığım zaman çok büyük mutluluk duyduğumdan emin olun. Yaratmaktan mutluluk duydum. Lakin boşa zaman harcamıyordum Ben. Bir Kainat yaratıyordum. Aklımda bir resim vardı. Büyük Resimdi bu ve sizi de dünyaya Şövalye olmanız için düşünüyordum. Sizi Kendim olarak tasavvur ediyordum; dünyadaki haklı konumuna sahip çıkmak üzere büyümekte olan Kendi çocuk halim olarak düşünüyordum belki de.
Sizi asla kendinizi dünyaya prangalarken hayal etmedim Ben. Dünyayı genişletirken gördüm sizi. İçinde kendinize ve başkalarına yer yaparken gördüm sizi. Ufukları genişletirken gördüm. Yıldızları öperken ve ayla bir top gibi oynarken gördüm sizi. Güneşin iç bölümlerine girip serinlerken gördüm sizi. Yüreğimde ikamet ettiğinizi görüyor, orada olduğunuzu biliyordum. Sizi yüreğime bağladığım anlamına gelmiyordu bu, lakin oradan ayrılmak için asla özgür de değilsiniz. Çıkış yoktur Benim yüreğimden ve zaten herkes içindedir onun.
Dolayısıyla, yüreğimde dünyayı aydınlatan kocaman bir ışık vardır adeta. Sizler de benim ışığımı yansıtan dünyadaki yıldızlarsınız. Tam şimdi, Benim ışığımın göz kırparak yanıp sönen bir yıldızı gibisiniz ve bu harikuladedir; lakin Benim ışığımın daimi bir yıldızı olma yolunda büyümektesiniz. Artık bir yanıp bir sönmek olmayacak öyle. Sadece ışık saçacaksınız. Hiç ara vermeksizin dünyayı aydınlatacaksınız, istisnasız ve hiç sönmeksizin yapacaksınız bunu. Ve bunu yapmak nasıl da dinlendirici olacak sizin için! Şaşırtıcı değişimler olmayacak artık, sadece siz ve Ben olacağız. Yüreğimde yumuşacık minderlerle sarılı bir haldesiniz fakat aynı zamanda Kainata da savrulmuş bir haldesiniz. Gökyüzündeki yıldızlar gibi dizilisiniz Kainat boyunca. Açık Işıklarımsınız Benim.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/tanri-nin-hic-soenmeyen-isigi.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

