Şimdi gerçekçi olan kim acaba?

God said:

“Hayat zor” dediğiniz zaman asıl söylediğiniz şey istediğiniz, talep ettiğiniz ya da ısrarcı olduğunuz şeyleri hayatın her zaman size vermediğidir. İstediğiniz şeyler konusunda talepkar ve ısrarcı olduğunuz zaman kazanmaya yönelik inancınızı göstermiş ve aynı zamanda kaybetmeye yönelik inancınızı da ortaya koymuş oluyorsunuz. Bir teşebbüs de oluşmuyor, bir kazanç da. Teşebbüste bulunduğunuzda bu teşebbüs sizin kazancınızdır. Kendinize yönelip kendinizi ileri sürmüş olmanız kazancınızdır. Yola çıkmış olmakla birlikte kazanırsınız.

Hayatın, ısmarladığınız şeyin teslimatını size yapmak zorunda olmadığını kabullendiğinizde hayat nasıl da zor olur kim bilir?

Arzularınızı karşılamasa bile ya her şey olduğu haliyle hayırlıysa?

Kendiniz için bir takım standartlar belirleyin fakat bunu başkaları ya da hayatınız için yapmayın. Bırakın hayat sadece olsun. Hayatınız semerelere tabi değildir. Tekrar ediyorum hayatınız semerelere tabi değildir. Semereler nihai sonuçlardır. Eylemleriniz sizi ilgilendirir. Semereler ise kendilerine aitlerdir.

Kendi içinizdeki kati bir sebat ve istikrar dahilinde güvenç içinde olun ve hayattaki sonuçların kontrolünü bir kenara bırakın. Mesela istediğiniz işe her halükarda başvurun. Harekete geçin ve gerekenleri yapın, fakat dişlerinizi sıkıp da bu işi mutlaka almanız gerektiğini söylemeyin kendinize. Kendi yapabilecekleriniz konusunda ısrarlı olun ve bir an için dahi olsa bir başkasının kararına müdahale edebileceğinizi düşünmeyin. Bunu yapmak sizin yetkinizde değildir. Sizin rolünüz değildir. Sizin rolünüz harekete geçmek, girişimde bulunmak ve serbest bırakmaktır.

Benim özgür iradeyi bahşetmiş olduğumu unutmayın. Benim verdiğim şeyi siz de vermek zorundasınız.

Zaten kontrolünüzde olmayan bir şeyi kontrol etmeye çalıştığınızda büyük bir başarıyla tansiyonunuzu yükseltmiş olursunuz. Eğer tansiyonunuzu düşürmek istiyorsanız kontrol çabasını bir kenara bırakın. Hayatı daha gevşemiş bir halde yaşamayı seçin.

Siz istediğiniz işe başvurun ve bırakın sonuç nasıl olursa olsun.

Belki de birisini tüm kalbinizle seviyorsunuz. Ve siz ne kadar tüm kalbinizle severseniz sevin, o kişi de artık bir başkasını seviyor. Bırakın öyle olsun. Eğer istediğinizi elde etmek bir başkasının iradesine köstek olmak anlamına geliyorsa orada durun. Tam orada durun. Kendi iradenizi bir başkasına empoze etmeniz murad edilmez. Siz kimsiniz ki bunu aklınıza bile getiriyorsunuz?

Canlarım, siz kendi mutluluğunuzdan mesulsünüz. Elbette ki başkalarından ekstra ufak mutluluklar alıyor ya da almış olabilirsiniz. Diğerleri kendiniz hakkında olumlu hislere sahip olmanızı teşvik edebilirler. Böyle bile olsa kendisini olumlu hislerle onurlandıracak olan sizsiniz. Kendinizi onurlandırın.

Birisinin sizi hayal kırıklığına uğrattığı hissine kapıldığınızda, ne olursa olsun kendisini hayal kırıklığına uğratan sizsinizdir. Yerine getirilebilecek ya da getirilemeyecek beklentiler içinde olmuşsunuzdur. Ve beklentileriniz karşılanmadığında moralinizi yüksek tutmaktan kim mesuldür acaba? Siz. Sadece siz canlarım. Tamam, siz ve Ben.

Hayat tıpkı bir yap-boz oyunu gibidir. Bir kerede sadece bir parçayı yerine uydurabilirsiniz ve uymayan bir parçayı zorla bir yerlere koyamazsınız. Onun oraya uyacağını düşünmüşsünüzdür. Sanki uyacak gibi görünmüştür size fakat sadece uymamıştır. Tüm girinti ve çıkıntılara sahiptir o ama gerçekte o parça oraya uymamıştır yalnızca. Uymak zorunda olduğunu kim söylemiştir ki? Siz canlarım. Hayalinizin gerçekleşmek zorunda olduğunu söylemişsinizdir. Bu bir kanun mudur?

Bir yap-boza benzettiğimiz hayatınızda seçtiğiniz parça illa ki uymak zorunda değildir. Onun uymasını istemeniz o parçanın uymasını sağlamaz. Şimdi gerçekçi olan kimdir acaba?

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on