Nerede bu Mutluluk

God said:

Pek çok şey okudunuz. Pek çok şey dinlediniz. Çalıştınız. Aradınız. Hala da arıyorsunuz. Çok şey biliyorsunuz ve mutlu olmanız gerektiğini de biliyorsunuz; lakin mutluluk sizden kaçıyor. Daha doğrusu bir yunus gibi hayatınıza girip çıkıyor o.

Mutluluğun ellerinizde olduğunu düşündüğünüz zamanlar var, onun size tamamen yabancı olduğunu düşündüğünüz ve akabinde mutluluğun elinizden kayıp gittiği zamanlar da var. Başka bir tarafa bakıyorsunuzdur. O sırada mutluluğunuz sizden çalınan bir bebek prenses haline gelir, yerine ise tuhaf başka bir şey bırakılmıştır. Siz daha nasıl olduğunu hiç anlamadan sanki o bebek prensesinizin yerine bir topak kara kömür konulmuş gibidir.

Devreye cesaretsizlik ve umutsuzluk girer burada. Yüreğiniz o bir topak kara kömüre dönüşür. Mutluluk prensesinin elinizden bu kadar kolay gitmesi, sevgi kraliçesinin yürek pencerenizden fırlayıp gitmesi ve toza dumana karışması tahayyül edilir bir şey değildir.

Daha iyisini biliyorsunuzdur ama umutsuzluğun en yakın dostunuz olduğu, sizi ele geçirdiği ve belirleyici kaide haline geldiği bir zamandır bu sanki. Bir şeyler olmuştur. Bir an öncesinde kalenin kralı sizdiniz fakat şimdi öyle değilsinizdir. Hayat arazinizde dolaşmaya başlar ve mutluluğun nerede olduğunu anlamaya çalışırsınız. Nereye gitmiştir o? Ne zaman geri dönecektir ya da geri dönecek midir acaba?

Bir anda acıyla dolmuş, avutulamaz olmuşsunuzdur. Boşluk hissi hücum etmiştir yüreğinize. Şimdi ne yapacağınızı bilmezsiniz.

Yapılacak şey şudur sevdiklerim. Bu keder hissini dışında kaldığınız bir dans olarak düşünün, siz kenarda oturuyorsunuzdur. Umutsuzluk dansa kaldırmak üzere yanınıza gelmiştir.

Şöyle deyin siz: “Hayır teşekkür ederim. Bu parçada dans etmeyeceğim. Senin dans edişini uzaktan seyredeceğim fakat kollarını bana dolamayacaksın, buna izin vermeyeceğim ve seninle dans etmeyeceğim. Sana eşlik etmeyeceğim. Buna mecbur değilim. Beni yönlendirmene müsaade etmeyeceğim. Biraz sonra bu dans bitecek ve kalbime geri döneceğim ya da kalbim bana geri dönecek. Her halükarda sen buradan ayrılacaksın. Kendi hayatını benimkine empoze etmeye çalışmıştın. Bana yaklaşmak ve bir şeyler söylemek istemiştin. Karşımda öyle durmuş ve bir şeyler söylemiştin, fakat ne hayatımın ne de kalbimin anahtarını sana vermeyeceğim. Şimdi gidebilirsin. Hemen. Çok güçlü kuvvetli olduğunu iddia eden bir külhanbeyinden başka bir şey değilsin sen. Sevginin yanında çok ama çok cılızsın. Kalbime kanca atmaya ne kadar uğraşırsan uğraş, kalbim Tanrıya demirlidir Benim. Tanrı’nın sevgisinin yanında kırık bir kibrit çöpünden başka bir şey değilsin. Yüreğimde yangınlar başlatamayacaksın. Hayır, bunu yapamayacaksın.”

Ve böylelikle bu çürük çarık umutsuzlukla dans etmemiş olursunuz. Onun tuzağına düşmezsiniz. Umutsuzluğun sizi ele geçirebileceği fikrine de nerden kapılmıştınız zaten? Bunu deneyebilir o. Etrafınızda step dansı yapabilir. Peşine düştüğü av olabilirisiniz elbette fakat kesinlikle mükafatı olmazsınız. Bildiği tüm numaraları deneyebilir fakat onun sihrine efsunlusunuzdur siz canım. Umutsuzluğun hayatınızda yeri yoktur. Dans mutluluk için rezerve edilmiştir, onunla dans etmeniz gerekir.

Ve dolayısıyla Bana sorarsınız, “Öyleyse benim mutluluğum nerede peki? Nereye gitti? Geri dönecek mi? Ne zaman geri dönecek?”

Canlarım, mutluluğunuz tam burada her zaman olduğu yerde. Umutsuzluk onu biraz gölgede bırakmıştı sadece. Fakat sonrasında güneş çıktı ve o gölge de ortadan kayboldu. Mutluluk asla bir yere gitmemişti. Bir serseriden başka bir şey olmayan o karanlık tip yüzünden biraz karanlıkta kalmıştı sadece. Bu serserinin ne kadar tanıdık olduğunun bir önemi yoktur, serseriler çekip giderler ve siz de mutluluğun yine farkına varırısınız.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on