Her daim olduğunuz şey

God said:

Sevgiyi hatırlayın. Hatırlamanız gereken tek şey budur. Kendinize sevgi olduğunuzu hatırlatın. Benim sevgimin teslimatçısısınız sizler, onu dağıtansınız. Her bir durum dahilinde sevgi ne yapardı peki? Eğer siz sevgiyseniz, ki Ben öyle olduğunuzu söylüyorum, şu ya da bu durumun üstesinden nasıl gelirdiniz, meseleleri nasıl ele alırdınız?

Burada gerçek sevgiden söz ediyoruz, onun suretlerinden değil. Sevginin aldığı suretlerin hiçbir değeri yoktur. Sahte sevgi gerçek sevgi değildir.

Yüreğinizden sevginin akmadığını hatta bunun tam tersini hissettiğiniz bir durumla karşılaştığınızda ne yaparsınız o halde? Sevgi olmak için sevgiyi hissetmek zorunda değilsiniz. Canlarım, sevgi olmamak için yürüdüğünüz yoldan çok ama çok uzaklaşmanız gerekir. Sevgi olmak sizin doğal halinizdir.

Sevgiyle benzeşim gösteren şeylerden söz etmiyorum Ben. “Mış gibi” yapmaktan söz etmiyorum. Ana yolu takip etmekten, esas güzergahtan söz ediyorum.

Eğer bir öğretmenseniz ve öğrencilerinizden biri için sevgi hissetmiyorsanız o çocuk için yine de sevgi olabilirsiniz. Bu, geçici hislerinizi bir kenara bırakmaktan başka neye mal olur ki sizin için?

Diyelim ki ayakkabılarınızın bağı çözüldü. Ayakkabılarınızı bağlamak istemeyebilirsiniz lakin yere eğilir ve onları bağlarsınız. Ayakkabılarınızı nasıl bağlayacağınızı bilirsiniz. Onların bağlanması gerekmektedir ve siz de bağlarsınız. Ayakkabılarınızı bağlamak için can atmıyor olsanız bile onları bağlayarak kendinize yalan söylemiş olmazsınız. Her halükarda ayakkabılarınızı bağlarsınız. Dolayısıyla her halükarda seversiniz de.

Bulaşıkları yıkamak istemiyor olabilirsiniz fakat yine de onları yıkarsınız. Bu işi yaparken ıslık çalabilirsiniz.

Sevgi yüreğinizin uzağında kalmış gibi görünse bile sevebilirsiniz. Sevmek doğal olandır. Doğal olmayan sevmemektir. Doğanızı izleyin canlarım.

Bir haritanız vardır. Belirli bir yoldan gitmek hoşunuza gitmiyor gibi gelebilir ama yine de belirli bir yoldan gidersiniz. Haritayı izlersiniz.

Kalbiniz dahilinde de bir harita vardır ve o harita sevgiyi işaret eder. Haritayı izleyin. Gayet iyi düzenlenmiş, gayet net işaretlenmiştir o. Takip etmesi zor değildir. Sadece o haritayı hatırlamanız gerekir. Sadece ona sahip olduğunuzu hatırlamanız gerekir.

Eğer büyük bir şehirde araba kullanıyor ve o şehri iyi bilmiyorsanız “Haritayı izlemek istemiyorum,” demezsiniz; “Durup da birisinden yol sormak istemiyorum,” da demezsiniz. Ne hissettiğinizin, ne istediğinizin bu durumla ne alakası vardır ki?

Kalbiniz sevginin dışında kaldığına yönelik bir hisse kapıldığı anda sizin için ne olmak doğal, onu hatırlayın ve öyle olun.

Bir parkta yürüyor ve artık daha fazla yürümek istemiyor olabilirsiniz. Fakat bir yere ulaşmak için yürümek zorundasınızdır. Dolayısıyla ayağınızı kaldırır ve yürürsünüz. Bu konuda inat etmezsiniz.

Lakin bazen kendinizi pek de sevgi kaynağıymış gibi hissetmezsiniz, böyle olmak istemezsiniz ve bu konuda inat edersiniz. Kendinize şöyle söyleyebilirsiniz, “Kendime karşı dürüst olmalıyım ve şu anda da sevgi olma hissini taşımıyorum, canım öyle olmak istemiyor. Samimi olmalıyım.” Dürüst olma çabanız ve kendi hakikatiniz dahilinde sanki sevmek veya sevmemek sizin vereceğiniz bir kararmış gibi hayattaki rolünüzü göz ardı etmeniz gerektiği fikrine kapılmış olabilirsiniz.

Burada birilerine yaranmaya çalışmaktan ya da yaltaklanmaktan bahsetmiyoruz. Herkese ve her yere doğru ışırken güneş yaltaklanmaya mı çalışıyordur sizce?

Bakın, izole olmuş bir anda hissettikleriniz ile her daim olduğunuz şey arasındaki mesafeye köprü kurun canlarım.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on