Heaven #3687 Dünyadaki lamba
Heaven #3687 Dünyadaki lamba
Tanrı dedi ki:
Nelere ihtiyacınız olduğundan ziyade neler vermeniz gerektiğini düşünün. Nelere sahip olmadığınızdan ziyade nelere sahip olduğunuzu düşünün. Aklınız fikriniz zaaflarınızda, hassasiyetlerinizde olmasın. Güçlü, kudretli bir zihniniz var. Onu kullanın.
Ne yaparsanız yapın kendiniz için üzüntü duymayın. Kendinize üzülmek için ne kadar çok sebebiniz olursa olsun tüm o sebepleri bir kenara bırakın. Zihninizin üzerinde düşünmesi gereken başka şeyler vardır. Kendiniz için üzüntü duymanın size fayda getiren bir şey olduğunu düşünmüyorsunuzdur elbet. Kendiniz adına memnuniyet duyacağınız sebepler bulmanız çok daha hayırlıdır. Arayın ve bulun canlarım.
Kendinize üzülmekte bir fayda görüyor olmanız lazım, yoksa bunu yapmazsınız. Oysa kendinize odaklanmanın yada üçüncü kişilerin dikkatini çekmenin, kendinize acımaktan ve başkalarının yaşadığı şaşkınlıktan keyif almak dışında –gerçek- bir faydası yoktur. Bunu yapmak bencilcedir. Kendiniz için üzülmeyi bırakmanızı istiyorum sizden, çünkü kendinize acımak tekamülünüzü engelleyecektir.
Sizin kendiniz için üzülmeniz, bir domuzun çamurun içinde debelenmesiyle aynı şeydir. Bir domuz o çamurdan olabildiğince çok keyif alır. Siz bir insansınız. Sizin çamurun içinde kalmanız değil, ondan çıkmanız gerekir. Kendinize yada başkalarına yönelik bir acıma duygusuna saplanmanın erdemli hiçbir yanı yoktur. Acımak engeldir, sizi durdurur. Sizinse ilerlemeniz, tekamül etmeniz gerekir.
Dünyadaki bazı insanlar öyle durumların içindedir ki sizin kendi halinize üzülmek için sıraladığınız tüm o sebepleri fırsat olarak görüp bunlara sahip olmak için can atar, size gıpta ederler.
Hayat sizin istediğiniz şekilde tecelli etmemiştir belki, ama bu bir trajedi değildir.
Eğer çivili bir yatakta yatıyorsanız doğrulun ve o çivili yataktan kalkın. Düşüncelerinizin kendi kendilerini şekillendirmelerine müsaade ettiğiniz o yerden kalkın.
Hayatın bir eliyle verirken diğer eliyle geri aldığı hissini taşıyor olabilirsiniz. Bu sizin düşünceniz, sizin algılama biçiminizdir; artık başka şekilde düşünün.
İyi bir eşi kaybetmek zordur. İyi bir eşe hiç sahip olamamış olmak zordur. Bir zamanlar gençsinizdir, şimdi ise yaşlı. Bir zamanlar sevgi dolu yada sevgisiz ebeveynleriniz vardır. Tüm bunlar kayıp olarak adlandırılabilir. Siz ise başka şekilde düşünmelisiniz. Siz kutsamaları ve hayrı düşünmelisiniz, çünkü her bir durumun içinde sizi bekleyen bir kutsama, bir hayır vardır.
Koşullarınız, durumunuz bir ceza değildir. Asla cezalandırıldığınızı düşünmeyin. Böyle bir düşünceyle hayatın kurbanı haline gelir ve bu durumu kendiniz ilan etmiş olursunuz. Olmak istediğiniz şey bu değildir. Hayat için bir av olmadığınız gibi onu kurbanı da değilsiniz. Asla da olmadınız.
Önünüzde bir ziyafet sofrası yoktur belki, ama yiyecek bir şeylere sahipsinizdir. En çok istediğiniz, tam istediğiniz gibi bir aşkı bulamamışsınızdır belki, ama sevginiz vardır.
Sevgi için ne denli çok özlem çekerseniz, onu vermek için de o denli çok fırsatınız olur. Sevgi verin. Dünyanın dört bir köşesinden verin onu. Yüreğinizin derinliklerinden verin.
Bir hastanedeyseniz, yatağa mahkumsanız bile sevgi verin. Bu Dünyadaki son gününüz dahi olsa sevgi verin. Eğer Dünyada sadece bir dakikanız bile kalmış olsa sevgi verin. Hayatı birileri için daha hoş kılın. İçinizde biriktirdiğiniz o kaybetmişlik duygusundan uzaklaşarak hayatı kendiniz için daha hoş kılın. Hayat fırsatını elinizden kaçırmış değilsiniz. Sizin hayatınız var. Hayat denilen bu muhteşem şeye sahipsiniz. Hayat bir gün bırakılabilir, ondan vazgeçilebilir. Dünya hayatı sona erebilir ama sevgi her zaman canlıdır; her zaman da öyleydi. Sevgiden vazgeçmeyin siz. Kalbinizden dışarı çıkarın onu ve dünyanın üzerinde ışıl ışıl yanan bir lamba gibi yükseğe asın.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

