Hayatın tam ortasında

God said:

Sihirli bir iksir içip de istediği her şeyi elde edenlerle ilgili hikayeler yok mudur? Lakin istediği her şeyi elde edenler her zaman bir şeyleri göz ardı ederler. Mesela gerçek aşklarının onları taparcasına sevmesini istemişlerdir, gerçek aşkları da onları hiç sorgulamaksızın sevmiştir; bu yüzden de onların gerçek aşkları hakiki birer insan değildir artık. Dolayısıyla bu dilekte bulunanlar sonrasında gerçek aşklarının kendilerini bu kadar da çok sevmemelerini dilemişlerdir.

Dilekte bulunanlar sevginin onlara geri dönmesini istemişlerdir ve bunu yaparak özgür iradeyi devre dışı bırakmışlardır. Hayatın en önemli unsurunu dışarıda bırakmış, dolayısıyla da kendi iradelerini diğerlerinin iradesinin önüne yerleştirmişlerdir. Kendi belirledikleri yapay hayatı, doğal hayat akışının önüne koymuşlardır.

Hayat dahilinde zarları siz atabilirsiniz fakat hangi sayıların geleceğini siz belirleyemezsiniz. Hile yapmıyorsanız eğer bunu bilemezsiniz. Lakin hile yapılsa bile er ya da geç hayat kendini düzeltecek, kendi dengesini kazanacaktır. Kendi yolunda gitmesi için de hayatın özgür kılınması gerekmektedir.

Hile yapan bir galip olmaktansa dürüst bir kaybeden olmak elbette ki daha hayırlıdır.

Zarları atmadan önce ellerinize üfleyebilirsiniz. Uğurlu sözler söyleyebilirsiniz. Lakin zarları kontrol edemezsiniz.

Er ya da geç oyun masasından ayrılır ve eve dönersiniz.

Hayatın tam ortasındayken bile kayıp olarak addettiğiniz şeyleri kabul edip eve dönersiniz.

Ne denli şanslı olduğunuzu bilmeyebilirsiniz. Ne denli şanslı olduğunuzu bilmediğinizi söylemek şüphesiz ki doğru olacaktır. Bu esnada, aşkınızın karşılıksız kalması nedeniyle tıpkı yukarıda belirtildiği gibi aslında ne denli şanslı olduğunuzu da bilmeyebilirsiniz.

Bazen zihninizde o ya da bu insan olmaksızın yaşayamayacağınız veya terfi ya da zam almazsanız yaşayamayacağınız gibi komik fikirler belirir. Hiç de önemli olmadıkları halde pek çok şeyi kendiniz için vazgeçilmez kılarsınız.

Canlarım, sahip olduğunuz varlıklara gerçekte sahip değilsiniz. Hayatınızdaki insanlara gerçek anlamda sahip değilsiniz. Hatta kendi hayatınıza bile gerçekten sahip değilsiniz. Hayat üzerinde bir hakimiyet kuramazsınız. Artık hayatı özgür bırakmanız gerektiğini biliyorsunuz. Onu zaten zincirleyemezsiniz ki.

Eğer sınırlayan şeylerin haricinde kalmanız gerekiyorsa öyle kalın bu durumda. Hayatı illa ki belirli bir yönde gitmeye sevk etmek ve onun başka bir istikamete yönelmesine izin vermemek çok sınırlayıcı bir şeydir canlarım.

Hayat için belirli bir tarif yoktur. Özel bir formül yoktur. Zaten özel bir formüle ihtiyacınız da yoktur. Mükemmelen takdir edilmiş bir hayata ne için ihtiyaç duyduğunuzu sanıyorsunuz ki? Hayatın illa ki öyle değil de böyle olması gerektiğini neden düşünüyorsunuz? Hayatın olduğu gibi olmasına izin veremez misiniz? Hayatın belirli bir zaman için size getirdiklerini değerlendirmeyi öğrenemez misiniz?

Attan düştüğünüzde en kısa sürede ata yeniden binersiniz. Sizin yolunuzda gitmediği zaman da hayata geri dönün ve yol almaya devam edin. Geçmişin atını bırakın, bırakın gitsin o. Bir veda öpücüğü verin ona.

Dans bittiği zaman bitmiştir artık. Saatler gece yarısı on ikiyi vurduğunda, saat on ikidir artık.

Hayatı nizami bir şekilde bağlayıp onu öyle tutmanız gerektiği fikrine nereden kapıldınız? Canlarım hayat katlarını açmanız için buradadır. Hal budur. Hayat paketini açar ne aldığınızı görürsünüz. Yeni paket yarın gelecektir ve o da olduğu gibi olacaktır. Bazen tam istediğiniz şey olacaktır, bazen de başka türlü. Ne var ki bunda?
Hayalleriniz ve arzularınız olsun canlarım; sahip olduğunuz anda da onları serbest bırakmanız gerektiğini bilin.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on