Hayali bir Kapı
Hayatın bir gizem olmadığını görüyorsunuz. Gizemler mevcut yüzeysel dünyada vardır. Yüzeyin altında ise tüm soruların yanıtları bilinmektedir. Aslında sorulacak sorular ve verilecek yanıtlar dahi yoktur. Yeryüzündeki hayatınız bir meseldir. Yeryüzü hayatı sizin bir arayış içinde olduğunuzu gösterir. Bilginin peşindesinizdir. Siz ki her şeyi bilensiniz zaten bildiklerinizi keşfetmek üzere bir safaridesiniz aslında. Kendinizi arıyorsunuz Zaten Kendisi olan sizler Kendinizin peşindesiniz. Bunu ufak tefek sınır duvarları arasında yapıyorsunuz. Kendi üzerinize ataklarda bulunuyor ve sonra “hah, işte,” diyorsunuz. Hayal mahsulü olan mevcut sınırların bölgesinden kaçıyor ve içinden atlayıp kendinizi suçüstü yakalayabileceğiniz başka çemberler yaratıyorsunuz. Avlanan bir avcısınız. Ağını atan bir balıkçısınız.
Kendinizle tanışıyor, kendinizi selamlıyorsunuz. Kendinize bir giriş yapıyor ve kendinizden dışarı çıkıyorsunuz. Kendinizin sınırlı bir resmini çiziyor ve siz ki Hakikat olansınız, çizdiğiniz ve canlandırdığınız bu resmin sizi tamamen yansıttığını söylüyorsunuz. Sizi gerçek anlamda ifade edecek denli büyük bir resim yapmaya hiç başlamadığınız gibi bu küçük karalamayı da pek bir abartıyorsunuz. Yaptığınız resimden çok daha muazzam birer ressamsınız sizler.
Bu tıpkı kendinizden, kendi muhteşemliğinizden saklanmanız gibidir. Peki hangi rolü oynamak isterdiniz öyleyse? Dünyevi kimliğiniz ne olurdu o halde? İşsiz bir aktör olurdunuz galiba!
Sizin yaşadığınız mesel hangisidir peki? Zihinde yaratılmış tehlike ve kaygılarla dolu bir meseldir o. Kendinize hikayeler anlatırsınız. Onları uydurur ve bir de bu hikayelere inanırsınız. Hikayeler anlatırsınız lakin hikayeleriniz Hakikatle çelişir. Bu hikayelerde Hakikat anlatılmaz. Hakikat alışıldık giysilere bürünmüş ve onların altında saklı kalmıştır. Aslında Hakikati gizlemek için elinizden geleni ardınıza koymuyor, her yola başvuruyorsunuz siz. Hakkında pek çok şey duyduğunuz hakikatin inanılmayacak denli harikulade olduğunu söylüyorsunuz kendinize ve gidip kum havuzunda oynuyor, içinde zindanlar olan kaleler yapıyorsunuz. Kendinizi tekrar ediyorsunuz.
Koşullar değişiyor ama siz kendinize anlattığınız hikayeleri tekrarlamaya devam ediyor ve onları tekrar tekrar oynuyorsunuz. Kendinize uykudan önce hikayeleri anlatıyor ve onlardan kurtulmanın arayışına giriyorsunuz, yorganların yatakların altına saklanıyorsunuz. Kendi kendinizle bir tür “ce-e” oyunu oynuyor ve her seferinde şaşırıyorsunuz. Eğer bu oyunda şaşırmazsanız hayal kırıklığına uğruyorsunuz.
Lakin bu arada Hakikat, inşa etmiş olduğunuz hayali kapıyı her daim çalmaya devam ediyor.
Sizi bekleyen bir mirasınız var ve siz onu fark etmiyorsunuz. İçine dalmış olduğunuz oyunla o kadar meşgulsünüz ki Hakikati kendinizden saklıyor, ona engel oluyorsunuz. Ne tür bir dramanın dahilinde olursanız olun ona iyice kapılıp gidiyor ve Hakikati kendinizden esirgiyorsunuz. Çok iyi bir aktörsünüz. Seyirciyi de kendinizi de ikna ediyorsunuz. Kahraman, hain ya da seyirci olun kendinizi ikna ediyorsunuz. Olağanüstü bir oyuncusunuz, senaristsiniz, sahne yönetmenisiniz, koreograf ve bestecisiniz. Tüm görevleri siz üstleniyor ve bunu bilmiyorsunuz. Tamamen uyduruk olan bu dramanın gerçekliğine ikna olmuş durumdasınız. Evet doğru bu ortak bir yapımdır lakin her halükarda bir maceraya dönüşür o.
Kapatmış olduğunuz bu perdenin ardında Büyük bir Ruh vardır. Kendi Büyüklüğünüzden korkmayın. Bu Büyüklüğün gereklerini yerine getirememekten korkuyorsunuz. Bunun oynayamayacağınız bir rol olduğunu düşünüyorsunuz dolayısıyla ona inanmamış olmayı yeğliyorsunuz. Bunun bir rol olmadığını bilseniz de, bunun sizin tam Hakikatiniz olduğunu bilseniz de o perdeyi kapatmayı tercih ediyorsunuz. Bakmaya çekiniyorsunuz. Dahilinde başarısız olamayacağınız, hata, kusur işlemeyeceğiniz şeyden korkuyorsunuz. Bir kimsesizi, bir saftiriği, iyi ya da kötü çocuğu oynamayı siz seçiyor ve bu rolleri kanıksıyorsunuz. Sayılarda güven buluyorsunuz.
Şimdi ne söyleyeceksiniz Bana? “Tanrım Bekle, senin gözünle daha sonra göreceğim” mi diyeceksiniz, yoksa “Tamam Tanrım, gözlerimi açacağım ve Kim olduğum konusunda artık ne kendimi ne de başkalarını kandıracağım. Tamam Tanrım, artık sadece Bir’e kadar sayacağım,” mı diyeceksiniz yoksa?
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/hayali-bir-kapi.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

