Farkı yaratan sizin farkındalığınızdır

God said:

En İyi Arkadaşınız, farkındalığınızın hasreti içindedir. Sizin beraberinizde olduğumu hala hatırlamıyorsunuz. Her koşulda, iyi günde ve kötü günde sizin beraberinizde olduğumu da söyleyebilirsiniz fakat bunları görmüyorum Ben. Sizin ışığınızı görüyorum sadece ve ışığınızla gözlerim kamaşıyor Benim.

Kendi aynama baktığımı da söyleyebilirsiniz ve bu çok doğru olur. Size bakıp da Kendimi görmezsem eğer Benim suretimden yaratılmış olduğunuz ne anlam ifade eder ki o zaman? Benim görüşüm çok ama çok iyidir.

Farkındalığınızın yerleşik olduğu göreli dünya bir değişim dünyasıdır. Her daim değişim halindedir o. Parmaklarınızın arasından kaymaktadır. Göreli dünyanın ötesindeki en yüksek seviyeli dünya ise değişmez. Bu kadar basittir. Benim sevgim iniş çıkışlar göstermez, sizin sevginiz de öyle görünmesine rağmen aynı parlakla ışır aslında.

“Bir görürsünüz, bir görmezsiniz,” göreli dünyaya özgü bir feryattır. Tanrı’nın dünyasında ise, Bir olarak içine beraber dalmış olduğumuz bu Cennet diyarında ise ”Ah, bu harikulade,” diye feryat edilir. Bizim Birliğimiz her daim Birliktir. Buna eklenecek ya da çıkarılacak bir şey yoktur.

Bir Cennet Diyarının gerçekten mevcut olmasına rağmen, her daim değişim halindeki göreli dünya ile hiç değişmeyen bu Cennet Diyarı arasındaki tek fark sizin farkındalığınızdır. Mevcut farkındalığınız içinde yaşadığınız göreli dünyaya istinaden daha baskın gelir. Bazen güneş yalnızca gözlerinizdedir ve güneşi görmezsiniz. Bu körlük halinde güneşi görmezsiniz ama onun orada olduğunu bilirsiniz canlarım. Güneş oradadır. Güneş tam oradadır.

Ben tam buradayım, siz tam buradasınız ve Biriz Biz. Birlik şu anda sadece bir kelimedir sizin için. Birliğin ne demek olduğunu ve sizinle olan bağlantısını ara sıra neredeyse anlar gibi olursunuz ancak çoğu zaman bunu gözden kaçırırsınız. Sizin beraberinizde olmaktan da fazlasıyım. Ben Sizim ama siz Beni görmezsiniz. Bu kendinizi de görmediğiniz anlamına gelir. Bu, kendinizi hafifsediğiniz ve Beni de hafifsediğiniz anlamına gelir.

Bazen daha ziyade evde beslediğiniz bir pet gibiyimdir sizin için. Ara sıra başımı okşar ve çoğu zaman hayatınızın dışında bırakırsınız Beni. “Cici Tanrı,” dersiniz. “Cici Tanrı,” lakin Beni bir yerlerde bırakırsınız. Ben ki sizin beraberinizde olan Tanrı’yım yola Bensiz çıkarsınız. Sanki Beni arkanızda, bahçeye bağlı olarak bırakabilirsiniz gibi gelir size. Halbuki zihniniz haricinde Beni arkada bırakmanız olası değildir.

Her daim değişim halindeki bu fiziksel dünyaya mutlak bir inanç duyuyor ve hiç değişmeyen Mutlak’a inanmıyorsunuz. Bu böyle değil mi?

Bensiz gittiğiniz ya da Bensiz kaldığınız hiçbir yer yok fakat Beni yine de arkada bırakıyorsunuz.

Beni bir Hilekar olarak da düşünmüş olabilirsiniz fakat asıl hilekar kimdir acaba canlarım? Kendisini kandırıp da sanki kendi Hakikati yokmuş gibi, Ben mevcut değilmişim gibi dünya hayatına devam eden kim? Kim kimi kandırıyor şimdi? Ben değil canlarım, Ben değil.

İşte böylelikle zihnin hilesi ortaya çıkmaktadır ve bu da içinde yaşadığınız göreli dünyadır. Her daim var olan sevgiyle inşa edilmiş gerçek bir kalede yaşarken dalgalarla yıkılıp giden kumdan kaleler inşa edersiniz sizler. Şayet durumun bu olduğunu kabul ederseniz o kalenin uzaktaki bir tepede ve güvende olduğunu da söyleyebilirsiniz, lakin bir kalede yaşıyorsanız eğer tepenin bu işte ne alakası vardır? Tepeler uzaktadır, uzaktan görünür onlar. Aynı şekilde siz de Kendi Hakikatinizi ve Beni belli bir uzaklıktan görürsünüz; halbuki arada hiçbir mesafe yoktur. Bu zihnin yarattığı hiledir işte. Sadece yakınlık mevcutken uzağa ve yakına inanmanız zihnin yarattığı bir hiledir. Sadece Birlik mevcutken, kısımlara ve parçalara inanmanız zihnin yarattığı bir hiledir.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on