Dünyayı katederken

God said:

Bir şey ispat etmenize gerek olmadığını unutmayın. Bazen de durmanız gerekir.

Eğer bir terziyseniz, ki toplu üretim yapan bir atölyede çalıştığınızı varsayalım, dikişiniz bittiğinde iğneninizi bırakırsınız artık. Bir başka elbiseye daha başlayabilir veya artık evinize gidebilirsiniz. Fakat ne olursa olsun, diktiğiniz elbisenin tüm dağıtım aşamalarını izlemezsiniz. Aracıyı takip etmez, elbisenizin peşinden dükkana kadar gitmezsiniz. Ya da onu satın alan, giyen ya da evinde bir dolaba kaldıran müşteriyi izlemezsiniz. Elbiseyi bitirdiğiniz de işiniz de bitmiştir. Üstünüze düşeni yapmışsınızdır.

Bir tartışmaya dahil olduğunuzda da bu böyledir. Söyleyeceğinizi söylersiniz ve diğerleri de bundan ne anlam çıkaracaklarsa onu çıkarırlar. Sizin işiniz bitmiştir. Siz söylemek zorunda olduklarınızı söylemişsinizdir ve daha fazlasını söylemenize gerek yoktur. Sözlerinizin nasıl anlaşıldığı size vazife değildir. Siz konuşmanızı yapmışsınızdır, tercihiniz budur ve söyleyeceklerinizi tamamlamışsınızdır. Bundan sonrasında sözleriniz amacına ulaşır veya ulaşmaz. Fakat sizin onlarla olan işiniz bitmiştir.

Eğer çikolatalı kurabiyeler yaparsanız ve onları kutulayıp bir arkadaşınıza armağan ederseniz, kurabiyeleri yiyip yememek, bir kenara koyup unutmak veya nerede olduklarını hatırlayıp misafirleriyle paylaşmak arkadaşınıza kalmıştır artık. Bir şeyleri verdiğiniz zaman bunlar kurabiye de olsa sözler de olsa onların peşini bırakmanız gerekir.

Bu serbest bırakma kısmı nasıl da bir meseledir sizin için! Vermek istersiniz, fakat vereceğiniz şeyin peşini bırakmaya da gönülsüzsünüzdür. Fikrinizi değiştirin sevdiklerim.

Hiçkimse sizi dinlemek zorunda değildir. Hiçkimse sizin sattığınız malları almak ya da onları sizin istediğiniz gibi kullanmak mecburiyetinde değildir. İsterlerse onların üzerlerine dahi basabilirler. Söyledikleriniz bir yere kadar gidebilir ve hatta belki de hiçbir yere gitmez onlar.

Sizi dinlemek bir yana, insanlar hiçbir şeye mecbur tutulamazlar; lakin onlara ısrar etmek için üzerinizde bir baskı hissedebilirsiniz. Israr etmeyin sevdiklerim. Serbest bırakın.

Hayat bir anlamda, serbest bırakmaya yönelik bir hazırlıktır. Bir gün kapınız çalınacaktır mesela ve bu kadar alışkanlık haline getirdiğiniz hayatınız elinizden çekilip alınacaktır; sizse onu serbest bırakacaksınız bu durumda. Belki de hayatın tamamı, bağımlılıktan ve her nevi tabi olma halinden arınmaya yönelik bir hazırlıktır aslında. Evet bu tabi olma halini serbest bırakmak elzemdir. Ellerinizi açın sevdiklerim. Hiçbir şeyi böyle sıkı sıkıya tutmayın artık. Gerçekten ne düşünüyordunuz aslında?

Hatta bu vesileyle dünyada iz bırakmış olursunuz. Başka türlüsü de olamaz zaten. Mamafih kimse bunu bilmek zorunda değildir. Sizin de bunu bilmeniz gerekmez. Bir etki yaratmışsınızdır. Kim olursanız olun, ne yapmış olursanız olun dünyada bir iz bırakmış olursunuz. Bunu yaparsınız ve dünya artık asla eskisi gib olmaz. Size payeler de verilmiş olsa, onurlandırılmış veya hiç farkedilmemiş bile olsanız attığınız bu adım bir fark yaratır. Daha önce kimsenin yapmadığı ya da yapamadığı bir şekilde, daha sıradışı bir manzara yaratmış olursunuz. Kendinizi denizde damla gibi hissedebilirsiniz mamafih çok zaruri bir damlasınızdır. Dünya tabirince, bir varsınız bir yoksunuz diye izah edilirken konumunuz, artık bir uçtan diğer uca dünyayı katededer ve ayak izlerinizi bırakırsınız. Farkında olsanız da olmasanız da o izleri bırakırsınız.

Bense herzaman farkediyorum sevdiklerim. Gece ve gündüz, sizi kutsadığım gibi, gecenizi ve gündüzünüzü kutsadığım gibi adımlarınızı da kutsuyorum. Benim canım sevdiklerim, tüm kalbimle kutsuyorum sizi.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on