CENNET#2419 Sonra ne olacak?
CENNET#2419 Sonra ne olacak?
Kendinize sorarsınız: “Hayatın anlamı nedir?” diye.
Pek çok yanıtınızın olmasına rağmen, hala merak eder ve bir anlam çıkarmaya çalışırsınız. Hayatın anlamının sevmek olduğunu bilirsiniz. Hayatın bir hayal olduğunu bilirsiniz; lakin hayalin ne anlama geldiğine ilişkin çok sınırlı bir sezginiz vardır, çünkü hayat size tamamen gerçek görünmektedir.
Bundan çıkardığınız en büyük sonuç, hayatın pek bir anlam taşımadığı ve onun, içinde kaybolduğunuz bir uyku seviyesi olduğudur. Çok daha öte bir seyahat dahilinde, zaman-mekan bağlamında verilen bir kaç dakikalık bir moladır hayat. Sadece bir-kaç dakika içindir ve bu bir-kaç dakika çok önemlidir. Aslında perdedeki bir gösterim olmasına rağmen tamamı önemlidir onun. Bir diğerinin varlığını öğrenene kadar şehirdeki tek oyundur. Bir gösteridir o, aynı zamanda da saçma ve hiçliğe yönelik çok önemli bir piyesin sahnelenişidir. Herkesin çıplak-kral olduğu bir piyesin.
Ya da kısa bir filmdir hayat; hayal ürünüdür fakat hem seyirciler, hem de tüm yapım ekibi ve oyuncular tarafından çok ciddiye alınmaktadır. Herkes kendini kaptırmıştır ve daha sonra ne olacağını bilmek istemektedir. Hayat sinemasının çekiciliği buradadır işte. Sonra ne olacak? Bu çok cezbedicidir. Bir önemi olmasa bile, bilmek istersiniz; çünkü bu sizin hayatınızın filmidir, onun yıldızı sizsinizdir ve hayatınız kendi kendisini sahnelemektedir.
“Hayatın anlamı nedir?” ve “Ben kimim?” en sık sorduğunuz sorulardır. “Burada ne yapıyorum?” diye sorarsınız. “Buraya nasıl geldim?” ve “Neden?” soruları da dilinizdedir. Bazı cevaplar alırsınız fakat bunlar gerçeği tam açıklayamazlar.
Bir şey için buradasınız ama bu da illüzyonun bir parçası. Sonsuza kadar Dünyada kalmayacağınızı biliyorsunuz, bunu özel olarak istemiyorsunuz da. Buna rağmen ondan ayrılmak da istemiyorsunuz. Bir gün daha istiyorsunuz, boş sayfalar kitabında bir sayfa daha açıp okumak istiyorsunuz. Bu çekiciliğin nedeni hayatın gizemidir. Gizemli şeylerden her zaman hoşlanırsınız. Açıklanamayanlar en hoş olanlarıdır. Zira böylelikle hayatı olduğu haline bırakırız Biz. Onu oluruna bırakırız, siz de her gün yeni bir başlangıç yaparsınız.
Kuşlar ve diğer hayvanlar hayattan ne anlam çıkarırlar? Bunu sorgulamaz görünür onlar. Kendilerine sormazlar: “Ben kimim, ben neyim ve burada ne yapıyorum?” diye. Sadece buradadır onlar ve yaptıklerı şeyleri yaparlar. Sormazlar onlar: “Sevgi nedir? Yeterince sevgi alıyor muyum?” diye. Sadece sevgi verirler. Sormazlar: “Yarın ne olacak?”, “Ben ne yiyeceğim?” diye. Hiçbir şey için endişeye kapılmazlar, çünkü karşılarına bir köprü çıkınca onu geçeceklerini bilirler. Ne kadar da akıllıdır Benim hayvanlarım. Ne kadar muhteşemdirler. Siz kendinize çabasızca ve kendiliğinizden davranmayı öğretmeye uğraşırken, öyledir onlar. Fakat bu çabasızlık ve kendiliğinden olma hali bir el kitabı değildir. Olduğu şeydir. Bir şeyin aracılığıyla elde edilmez. Hayvanların bavulları yoktur. Eğer bir bavul taşımıyorsanız elleriniz serbesttir ve böylelikle, kendiliğinden ve çabasız olma halini tanırsınız. Artık onun hakkında düşünmez ve spontan olursunuz.
İnsanoğlunun dünyası düşünceler dünyasıdır. Şimdi ise, kendiliğinizden ve çabasız davranmak için, spontan olmak için, yüreğinize yakın olan diğer başka şeyleri de olmak için bu düşünce dünyasının dışına çıkmak üzerinde çalışıyorsunuz.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

