Çanların çalması

God said:

Üzüntüyü, endişeyi bir kenara bırakmanızdan başka hangi öğüt verilebilir size? Azıcık bir endişeyi dahi himaye etmek çok fazladır.

Endişe, mahrumiyet hissinden kaynaklanır. Geleceğe yönelik bir mahrumiyetten. Belki şu an için buzdolabınızda yeterli yiyecek olabilir, fakat ya gelecek hafta? Şimdilik iyi bir hayatınız olabilir, peki ya on yıl sonra? Ya o kazalara ve başa gelmesi olası bütün o şeylere ne demeli peki? Böyle şeyler olmuyor mudur?

Pekala, onlara ne demeli öyleyse? Hayat kaygandır sevdiklerim. Onu sıkı sıkya tutamazsınız. Kötü bir şey midir bu? Hayatın mevcut olması bile başlıbaşına hoş bir şey değil midir?

Her şey olabilir, bu doğrudur. Her türlü mucize olabilir ve bunlar olmaktadır. Hayatta olabilecek pek çok muhteşem şeye yönelik bir ön düşünce veya beklentiyi ifade eden bir kelime yok mudur dilinizde? Endişeye tam zıt anlam oluşturacak tek bir kelime bile yok mudur? Kim icat edecek o halde bu kelimeyi? Evet, gelin tüm o endişe mevhumunu tamamen ortadan kaldıralım, yerine bambaşka bir şey koyalım, yepyeni ve tam zıt bir kelime icat edelim hep beraber. Pembe-gözlü desek mesela pek işe yaramayacaktır bu kelime, çünkü körlüğü ya da gerçeklik yoksunluğunu çağrıştıracaktır. Fakat sevdiklerim, istenmeyen olaylar kadar, hayatta harikulade şeylerin olabildiği de bir gerçek değil midir. Sizin hayatınız için de bu geçerlidir elbet. Sizin başınıza da iyi şeyler gelmiyor mu?

“Çanlar kimin için çalıyor?” gibi bir düşünce yüreğinize neden korku salsın ki? Çanlar neden istenmeyen bir hadisenin gelişini çağrıştırsın? O çan, gelmekte olan dondurmacının sesi de olabilir. Teneffüs saatinin geldiğini de söylüyor olabilir. Kapınıza bir meleğin geldiğini de haber veriyor olabilir. Bırakın çanlar sizin için çalsın sevdiklerim. Bakışlarınızı yukarı kaldırın ve size gelmekte olan iyiliklerden emin olun. Bir süreden beri yolda olabilir onlar. Bırakın hayat sürprizlerle dolu olsun, hayatınıza nüfuz etsin onlar.

Çok daha hoş şeylere sahip olabilecekken olumsuz şeylerin beklentisinde olmak niye?

Kasvet yerine memnuniyeti tercih etmemek niye? Seçecek başka bir sürü şey varken insan neden kasveti seçer ki zaten? Çok açık bir sorudur bu: Mutluluk hissi yerine neden kaygı hissini seçiyorsunuz? Neden? Mutluluk için, neşe için hazırlık yapın sevdiklerim, endişe için değil.

Eğer hayat bir hediye paketiyse, açın onu. İplerini çözün ve dışarı çıkarın. Eğer paketten bir kazak çıkarsa ve üstünüze uymazsa o kazak, paket açmanın keyfini her halükarda çıkarın. Hiçbir kaybınızın olmadığından emin olun. Paketin içinde bir başka şeyde olabilir elbet. Altın bir saat veya pırlanta bir yüzük. Kutuyu çarçabuk kapatmadığınızdan iyice emin olun.

Bugün size harikulade bir sürpriz getiriyorsa eğer, ne olabilir o? Onun ne olmasını istersiniz. Kapınızda kimin olmasını istersiniz. Size nasıl bir paketin teslim edilmesini istersiniz? İçinde ne olmasını dilersiniz? Bugün nereye gitmek istersiniz? Hangi yolu izlemeyi tercih edersiniz? Ve yapabilseydiniz eğer, her zamankinden farklı olarak ne yapmak isterdiniz bugün? Peki bunu yapmaya ne dersiniz, en azından bir kısmını? En azından bunu düşünmeye, ne dersiniz peki?

Gelin önünüzdeki gün için bir “hoşgeldin” merasimi hazırlayalım.

Bir kasvet içindeyseniz şayet, bu hissin dışına çıkın. Mutluluğun doruklarındaysanız şayet, orada kalın. Bunların ikisi de tercihleriniz dahilinde değil midir?

Doğduğunuzda üzerinize damgalanmış bir kasvet hali mevcut değildi. Bu şekilde damgalanmamıştınız. Ya da bir damganız olsaydı bile, bu mutluluğun damgası olabilirdi ancak. Size verilen mühür buydu işte. Kaderiniz mutluluktu sizin. Daha azını kabul etmeyin. Eğer ızdırap çekiyorsanız, buna şimdi bir son verebilirsiniz. Izdırap asla size iliştirilmemiştir. Ona siz tutunmuş olabilirsiniz, fakat ızdırap asla size ait olmamıştır. Size ait olan şey mutluluktur. Tercihiniz mutluluk olsun. Endişe ve benzer tüm sıkıntılı hisler bir daha geri dönmemek üzere kapıdan çıkıp gitsinler. Mutluluktan taraf olun, endişeden değil. Sizin için hazırladığım muhteşem şeyleri kabul etmek üzere açın ellerinizi bugün.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on