Bir ağaç yaprağı
Bir ağaç yaprağı nasıl da güzeldir! Bir ağaç nasıl da güzeldir. Bir İnsan nasıl da güzeldir. Ah, güzellik! İnsan Varlığı muhteşem bir eserdir. Önünüzde duran bir İnsanı düşünün, bunun nasıl bir his olduğunu düşünün. Tıpkı Kaşıkçı Elmasına sahip olmak gibidir bu. Mesele şu ki, önünüzde bir elmas olduğu zaman onun değerini ekseriya göz ardı ediyor, maalesef farketmiyorsunuz sizler. Ne yazık. Araf denilen dönem böyle bir şey olmalı aziz çocuklarım: Bir hazineye sahip olmak ve onun değerininin farkında olmamak. Bir elmasın, plastik bir boncuk olduğunu düşünmek nasıldır bir tahayyül edin! Kaşıkçı Elmasının camdan olduğunu düşünmek! Bir İnsanın beş para etmez olduğunu düşünmek. Nasıl da bir ahmaklıktır! Pekala, bunlar sizin de düşündüğünüz şeyler değil mi?
Belki de aklınızdan şöyle geçirmiştiniz: “Aman Tanrım, etrafta ne kadar çok insan var böyle! Biri fazla ya da eksik olsa ne farkeder ki? Dahası, bunların pek çoğu beni rahatsız ediyor.” Ah, halbuki her bir İnsanın muazzam önemi vardır. Her biri, Benim için tahayyül edemeyeceğiniz kadar önemlidir.
Benim asla alınıp gocunmadığımı biliyorsunuz. Sizin alınmanızı ise gayet iyi anlıyorum Ben. Fakat, yüreğimde o kadar fazla sevgi var ki, alınacak bir şey bulmak nasıl mümkün olur, bunu pek anlayamıyorum. Çocuğunuz resimler yaptığında belki siz de aynı şekilde hissediyorsunuzdur. Yaptıkları size anlaşılmaz gelse de çocuğunuzun resimlerini de, çocuğunuzu da çok seversiniz. Çocuğunuz boyu kısa olduğu için yüksekteki raflara erişemediğinde de durum böyledir. Gayet iyi bilirsiniz ki yeterince uzun olmadığı için raflara erişememektedir o. Bunda alınacak gücenecek ne olabilir ki?
Sizinle aramızdaki tek fark, çocuğunuz bir şey yaptığında siz bunu çok üzüntü verici bulabiliyor ve çocuğunuzu iteleyebiliyorsunuz, ya da içinde bulunduğunuz ruh haliyle bağlantılı olarak çocuğunuza mesafeli durabiliyorsunuz. Halbuki ruh halleriyle hiç işim olmaz Benim, tabii eğer sevgiye bir ruh-hali gözüyle bakmıyorsanız.
Aziz çocuklarım, henüz herkesi aynı şekilde sevemiyor olmanızı yüzünüze vurmuyorum, bunu size karşı kullanmıyorum Ben. O rafa henüz ulaşamıyorsunuz sadece. Yaradan olmanın tüm güvenciyle ifade diyorum ki bir gün bunu yapacaksınız. Biliyorum: Bir gün o denli dolu dolu seveceksiniz ki baktığınız herşeyde sevgiden başka bir şey görmek sizin için imkansız olacak. Boyunuzun uzaması gibi olacak bu. Boyunuzun zaten hep böyle uzun olduğunu düşüneceksiniz. “Bir zamanlar kısa boyluydum. Eğilecek ve yeniden kısa boylu olacağım,” diye asla aklınızdan geçmeyecek.
Aynı şekilde, Tanrı aşığı olmaktan daha azı sizin için söz konusu olmayacak; ya da gelişip büyüyerek olmak istediğiniz kişi haline gelmekten daha az herhangibi bir hal. Geriye gidemezsiniz. O eski yırtık ayakkabılarınızı bir an için dahi olsa yeniden giymeyi düşünmezsiniz. Ah, hayır, asla böyle düşünmeyeceksiniz; zira Benim gözlerimle görmeye başlayacağınız, dolayısıyla sevgiyle görmeye başlayacağınız zaman gelmiştir. Tıpkı farklı türdeki yüzlerce ağaca bakmak gibidir bu, ağaçların hepsi biri birinden farklıdır. Bazıları çiçek açıp, meyve verir onların, bazılarının gölgesi vardır, bazılarının kanat benzeri dalları vardır aralarından güneş süzülür, bazılarının yaprakları büyüktür, bazılarının ki küçük; fakat bu farkların hiçbiri umurunuzda değildir çünkü bunların hepsi ama hepsi Yaradan’ın ağaçlarıdır.
Bir gün sadece seveceksiniz ve gördüğünüz göremediğiniz her şeye ulaşacak sevginiz. Vizyonunuz o kadar gelişecek ki sevmemek sizin için imkansız olacak sadece. Her bir krala ve her bir dilenciye sevgiyle bakacaksınız, çünkü sevgisiniz siz, başka bir şey olamazsınız. Zaten hep bulunduğunuz yükseklikte dimdik duracaksınız.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/bir-agac-yapragi.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

