Tanrı’nın Bizden istediği
Bir dükkanda gerçekten hoşunuza giden bir şey gördüğünüzde etikete bakmadan önce kafanızda bir fiyat oluşur genellikle. Buna göre de etiketi görünce ya sevinir ya da üzülürsünüz. Dünya da bu şekilde bedel saptamaktadır ve çocuklarım da dünyanın belirlediği bedeli “değer” kabul etmektedir.
Dünyadaki herşeyde bu böyledir. Değeri tahmin edersiniz. Yaptığınız hep budur. İnanların ne kadar işe yarayacaklarını kendinize göre tahmin edersiniz. Biri milyonlarca dolar rayicindedir, bir diğeri ise beş kuruş. Benim bahşettiğim yüksek değerin farkında olduğunuz zaman bile böyledir bu.
Her bir çocuğumun altın değerinde olduğunu söylerim Ben. Çocuklarımı mukayese etmem. Dahası herbirinin paha biçilemez olduğunu söylerim. Çocuklarımın pazarlığını yapmam. Benim herhangi bir çocuğum size nasıl görünürse görünsün, onun değeri bellidir. Benim fiyatım sabittir. Pazarlık yoktur. Ve Benim belirlediğim bu değer sizi de kapsamaktadır.
Hiçbir çocuğum sizden değersiz değildir. Hiçbir çocuğum sizden daha değerli değildir. Hazineyi gördüğümde tanırım Ben. Sizin yapılmış olduğunuz altını gayet iyi bilirim, tüm mücevherlerden ve herşeyden daha değerli olduğunuzu bilirim. Sizi ve Benim için ne anlam ifade ettiğinizi düşündüğümde göğsüm gururla kabarır. Gerçek tek Eksper Benim.
Dünyadaki en varlıklı insan olabilirsiniz ve çocuklarınızdan bir tanesi uğruna tüm bir servetinizi memnuniyetle gözden çıkarabilirsiniz. Sizin çocuğunuza verdiğiniz bu değer dünyadaki her bir insana verilecek değerdir. Bütün çocuklar Benim çocuklarımdır ve bunun farkında olsanız da olmasanız da bu, sizin ileriye doğru gelişim gösterdiğiniz mertebedir. Bu noktada tüm çocuklar sizin çocuklarınızdır ve hepsine aynı şekilde değer verirsiniz. Zihinsel bir aktivite değildir bu. Kalbinizin yeniden hayata dönüşüdür.
Zihninizin hesaplar yapan bölümünün bazı çocuklarımı sanki hiçbir değerleri yokmuş gibi bir kenara attığını biliyorum. Fakat derinliklerinizde bir yerlerde, kalbinizin derinlerinde bir yerlerde böyle olmadığını bilirsiniz. Her nasılsa Benim bazı çocuklarımı kucaklamışsınızdır ve bazılarını da bir kenara itelemişsinizdir. Bu ise haddinizi aştığınız noktadır.
Elbetteki bütün çocukları kucağınıza alamazsınız, elbetteki dünyadaki herkesle aynı noktada buluşamazsınız, herkesi işe alamazsınız, herkesin karnını doyuramazsınız, fakat bunların hepsini selamlayabilirsiniz. Kalbinizde hepsine yer açabilirsiniz. Kalbiniz bunun için yeterince büyüktür. Herkesi ağırlayacak kapasitededir o.
Söylediklerimi baz alırsanız entelleğiniz, Yeryüzündeki her bir Varlığı selamlaması ve hepsine yer açması için kalbinize izin verecektir. Kainatın selamlayıcısı olduğunuzu söylediğimde tam da bunu kastediyorum. Kalbinizdir selamlayan. Elçi olmuş kişilerin içinde parlayan ışık hepinizin içinde parlamaktadır. Ve şimdi de herkese sevgi verebileceğiniz bir noktaya doğru tekamül göstermektesiniz. Benim nazarımdaki paha biçilmez değerleri nedeniyle herkese en muazzam ihtimamı gösteriyor, herkesi eşit şekilde dikkate alıyorsunuz artık.
Bu sizi muhallebi çocuğu yapmaz.Bu sizi farkındalık sahibi bir İnsan yapar.
Şu an itibariyle, Benim yarattıklarıma yeterince değer vermiyorsunuz. Şu an itibariyle, kendinize yeterince değer vermiyorsunuz.
Artık size söylediğim tekamüle ulaşmanın ve bunu kendi gözlerinizle görmenin zamanıdır. Sizden istediğim, Benim kadar itibar göstermenizden başka nedir sevdiklerim? Sizden istediğim, Benim sevdiğim kadar sevmenizden başka nedir? Senden istediğim, herkesi Benim seni sevdiğim kadar sevmenden başka nedir, Benim güzel çocuğum.
Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/tanri’nin-bizden-istedigi.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

