Özgürlüğü Hissedin

God said:

Hiç kimsenin sizinle hemfikir olmak zorunda olmadığı bir noktaya varmak çok özgürleştiricidir. Bu anlayış sizden farklı düşünenleri özgürleştirir. Lakin en çok da sizi haklı olmak zorunda olduğunuz hükmünden özgür kılar. Siz kendinize göre haklısınızdır ve tabii diğerleri de kendilerine göre haklıdırlar. Sizinle aynı şekilde düşünmedikleri için fikirlerinin geçersiz olduğu yönünde insanları ikna etmeye çalışmaktan kaçının.

Birisinin sizin düşündüğünüz şekilde düşünmesi ya da sizin gördüğünüz şekilde görmesi gerektiği hissine kapıldığınızda bir düelloya dahil oluyorsunuz demektir. Bu durumda ise illa ki kazanmak zorunda olan bir kabadayı haline gelirsiniz. Eğer kazanmazsanız kaybettiğiniz hissine kapılırsınız. Neyi kaybetmiş oluyorsunuz ki canlarım?

Ve kazandığınızda da muzaffer bir his yakalarsınız. Birisine karşı zafer kazanmış olma hissi taşımaktan kaçının. Bu bir galibiyet değildir biliyorsunuz. Birisine karşı galip gelmek zafer değildir. Bir başkasının boyun eğdiği bir durumu zafer olarak algılıyorsunuzdur sadece. Tepede olma ihtiyacınıza yönelik zafer kazanmanız daha hayırlıdır.

En tepe yoktur, en dip de yoktur. Bunların hepsi dünyanın kendilerinin istediği şekilde algılaması için kendilerini dünyaya sarmalayan unsurlardır. Diğerlerinin de sizin düşündüğünüz gibi düşünmek ya da sizin gördüğünüz gibi görmek zorunda oldukları hangi kanunda yazıyor? Üstelik sizin de görüş ve düşünceleriniz zamanla değişiklik göstermektedir.

Çeşitli vesilelerle fark ediyorum ki Benim sevgili çocuklarım Benim de görüşlerimi düzeltip değiştirmek istiyorlar. Bazen çocuklarımdan biri Benim gördüğüm gibi görmediği zaman Benim fikrimi kendisine göre düzeltmek istiyor. Bu çok enteresan değil mi? Beni eğitmeye çalışıyorsunuz. Kendinizi o denli haklı bir noktada görüyorsunuz ki bazen dünyaya bakışımı değiştirmek istiyorsunuz! Gülümsemekten ve kahkahalarımı kendime saklamaktan başka ne yapabilirim ki zira ne kimsenin duygularını incitmek istiyorum ne de kendi bakış açımı size empoze etmek istiyorum. Benim görebildiğim gibi görmenin hasreti içinde olduğunuzu bilmeme rağmen Benimle hemfikir olmanız için sizi zorlayamam biliyorsunuz. Daha geniş bir bakış açısına sahip olmanın hasretini çekiyorsunuz ve bu geniş bakış açısı Benimkisi değilse nedir o halde? İlla ki haklı olmanız gerektiği konusundaki bu algılayış da neyin nesidir? Canlarım afedersiniz ama sizin fikirleriniz Benimle mukayese edecek kutsal standartlarda mı sizce?

Benim gördüğüm gibi göreceğiniz zaman gelecek ve o zaman alnınızdaki o kaygı çizgileri kaybolacak. Gerginliğiniz ve didinmeleriniz son bulacak. Kalbinizi ve zihninizi açacak, mutlulukla Hakikati dinleyeceksiniz; sadece Hakikati arzu edeceksiniz, münakaşaları değil, zira size zorlamanız gerektiğini söylediğim ne olabilir ki canlarım?

Kendi görüşleriniz olsun lakin kişisel görüşle Hakikat arasındaki farkın da idrakında olun. Görüşleriniz sizin için çok önemli ama bu görüşleriniz Okyanusun kuma çevirdiği kıyıdaki çakıl taşları gibidir. Çok fazla kum vardır canlarım ve sadece de bir Hakikat.

Size üstünlük ve mukayese kıstasları öğretilmişti. Sıklıkla daha iyi ya da daha kötü anlamında düşünüyordunuz, en iyi, en akıllı, en hakiki ve en doğru üzerinde kafa yoruyordunuz. Size yargılamanız ve bunu zeka olarak addetmeniz öğretilmişti. Elbette ki hoşunuza gideni seçin ve hoşunuza gitmeyeni seçmeyin lakin kalbinizi ve zihninizi öyle bir açın ki sizin ve diğerlerinin görüşleri artk eskisi kadar önem taşımasın. Özgürlüğü hissedin.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on