Kanatlarınızı açın ve uçun canlarım!

God said:

Uçan kuşlardan ders çıkarın kendinize. Nasıl uçacaklarını düşünmezler onlar. Sadece kanatlarını açar ve uçarlar. Bir dürtüleri vardır ve bu dürtülerini takip ederler.

Fiili olarak uçmanızı istemiyorum sizden, lakin yapmaktan hoşlanacağınız şeyler konusunda uzun uzun düşünmemenizi tavsiye ediyorum Ben. Çok fazla düşünüyorsunuz. “Neden yapmalı ya da neden yapmamalı” diye ve bir aşırılık içerisinde düşünüyorsunuz. Nedenleri, niçinleri dikkat çekecek kertede ölçüp biçiyorsunuz. Düşünce şeklinizle, aşırı ve ısrarlı düşünme şeklinizle, detaycı analizlerinizle, ileri-geri kararsız hareketlerinizle kendinizi prangaya vurma eğiliminde olabilirsiniz. Bu şekilde kendinizi kanatlanıp uçmaktan alıkoyuyor olabilirsiniz.

Kendinizden mutluluğu esirgiyorsunuz sevdiklerim. Bir sürü “yapılmalı, edilmeli” nevi düşünceyi arzularınızın önünde tutyorsunuz. Kendinize daha sık evet deyin.

Kalbiniz sizi nereye götürüyorsa onu izlemek hayırlıdır. Motivasyonunuz, başarı veya başarısızlık fikrine dayanmak zorunda değildir. Bunların yerine mutluluk olsun motivasyonunuz, eylemin kendisindeki mutluluk, niyetteki mutluluk, olanak ve olasılıklardaki mutluluk! Aziz çocuklarım, hayatta kati bir şeylerin arayışı içinde değilsiniz. Böyle bir arayış içinde olmak sizi sadece hareketsiz kılar. Hayatın kesin hükümlere tabi olması murad edilmemiştir. Hayat yaşanmalıdır. Bu kadar düşünmek kafidir artık! Harekete geçin. Hayatını yaşayan birisi olun. Hayata tat katmanın yolu budur.

Habire olasılık hesabı yapmanızı kim söyledi size?

Siz ilerlemeye devam edin sevdiklerim ve tüm yanıtları da önceden bilmeyiverin. Hiçbir yanıtı önceden bilmeyin. Zaten bilemezsiniz ki. Size düşen, kendinizi olasılık hesaplarına göre ayarlamak değildir, hiç değildir. Daha ziyade, kendinizi geliştirin siz.

Yıldızlara ulaşıp ulaşmamanızın ne önemi vardır? Önemli olan ulaşabileceğiniz en yüksek noktaya ulaşmanızdır. Önemli olan bir amaç için yola koyulmanızdır. Önemli olan ufkunuzu genişletmeniz, kendinizi tüm bir Kainata sunmanızdır.

Deyin ki Kainata: “Ben buradayım! Sürratle harekete geçeceğim. Daha önce yapmaya çekindiğim şeyleri yapacağım. Kalbim beni nereye götürürse oraya gitmeye cesaret edeceğim. Pervasız olmayacağım elbetteki fakat kendimi engellemeyeceğim de. Temkinli davranma konusundaki aşırılığıma bir son vereceğim. Garantili sonuçlar için Yeryüzünde bulunmuyorum ki. Hayatı yaşamak için buradayım ben, hayatı dolu dolu yaşamak için buradayım. Daha neyi bekliyorum? Karşıma çıkan her şansı değerlendireceğim artık. Netice her ne olursa olsun sadece karlı çıkabilirim ben. Böyle hareketsiz durmanın ne faydası var?”

Yarışa katılmadan galibiyeti garantilemek zorunda değilsiniz. Neticeyi bilmek zorunda değilsiniz. Harikualde olan yarışa girmiş olmanızdır.

Sizi hayatın gerisinde tutan ne olabilir acaba? Bir çeşit korkudur o. Kaybetme korkusu. Mahcubiyet korkusu. Alkışlanmama, takdir görmeme korkusu. Size aptal gözüyle bakılmasından duyduğunuz korku.

Dosdoğru ilerleyin ve kaybedin, böylelikle tüm o korkuların bir “hiç” olduğunu görürsünüz.

Hayat, kazanmak için oynadığınız bir kağıt oyunu değildir. Hayatın şartları dahilinde kazanabilirsiniz sadece. Deneyim kazanırsınız. Hayata şans tanımanın muvaffakiyetini kazanmış olursunuz.

Eğer geçmişte yapmadığınız şeyler için pişmanlık duyuyorsanız, onları şimdi yapın. Eğer bir moda tasarımcısı olmak istiyorsanız harekete geçin ve elbiseler tasarlayın. Pişman olduğunuz ne varsa şimdi adım atın. Bırakın amatörce olsunlar. Deneyimli bir profesyonel olmaya mecbur değilsiniz. Eğer hayatınızı alt-üst etmekten korkarsanız kaçırdığınız fırsatların sayısı çok olacaktır.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on