Kainatın oyun bahçesi

God said:

Dünyayla dost olmak için buradasınız. Onu kendinize nasıl gösterdiğinize istinaden, dünyayı kendisine ve diğerlerine nasıl gösterdiğinize istinaden dostluğunu kazanacaksınız onun. Kendinizi dünyadan daha üstün görmeyin. Böyle düşünmüyor muydunuz? Siz hakkında ne düşünüyorsanız dünya o yönde şekilleniyor halbuki?

Dünyada kusur bulmayı bırakmanızı söylüyorum size, ondaki noksanlıkları kendinize ve başkalarına göstermeyi bırakmanızı söylüyorum. Dünyayı kutsayın, zira sizin kendi yaratınızdır o. Körpe bir fidana muamele ettiğiniz gibi davranın dünyaya. Çelimsiz olduğunu söylemezsiniz bir fidana. Acele edip bir an önce büyümesini ve daha çok yaprak vermesini söylemezsiniz. Şöyle şeyler söylemezsiniz ona: “Ne yaptığını sanıyorsun sen? Uyan! Sana gelişmeni söylemiştim ben. Sana yenilikler yapmanı ve değişmeni söylemiştim ben. Sana şu ya da bu daldan kurtulmanı söylemiştim. Ne zaman büyüyeceksin sen? Ne zaman çiçekler açacaksın?”

Ona su vermediğiniz için kendinizi paylamazsınız. Kimin dünyasıdır bu acaba?

Dünyayı beslemek ve onu korumak size düşer. Dünyada kusurlar bulmak onu beslemez. Açıkcası sevdiklerim, dünya yeterince eleştrilmektedir zaten ve pek de takdir edilmemektedir. Tıpkı sizin gibidir o. Dünyayı ve ondaki insanları can-ı yürekten kutsayamaz mısınız? Doğal olarak dünyanın büyük atılımlar yapmasını istiyorsunuz. Siz, dünyanın olmasını arzu ettiğiniz gibi olun sevdiklerim. Dünyanın daha bağışlayıcı olmasını istiyorsunuz. Dünyanın daha cömert olmasını istiyorsunuz. Dünyanın barış içinde ve huzurlu olmasını istiyorsunuz.

Sevgili canlarım, dünyaya ne vermek isterdiniz? Onu fazlasıyla verin o halde. En azından dünyaya bir mola şansı verin. Sizin değerlerinizden, sizin kıstaslarınızdan biraz uzaklaşarak tatil yapması için izin verin ona.

Sanki dünyayı, sorun yaratan birisi olarak görmekten hoşlanıyorsunuz gibi. Sanki, üretime yeterince katkı sağlamayan bir işçiymiş gibi, yeterince öğrenmeyen, ona gösterilen hedefleri tutturamayan, kar etmeyen, işini yapamayan, daha becerikli olması gerekirken öyle olamayan, sizin beklentilerinize uymayan bir işçiymiş gibi. Dünyanın sizin işvereniniz olduğunu unutuyorsunuz sadece. Sizin işvereniniz olduğunu ve sizin de ona işçi olduğunuzu.

Dünya masumdur sevdiklerim. Dünyayı suçlamayın. Size kendisini bütün ihtişamıyla sunmaktadır o. Size hizmet etmek istemektedir. Dağları tepeleri, okyanusları ve ırmakları vermektedir. Dahilinde size yer vermektedir. Dünyayı can-ı gönülden sevecek misiniz artık, en azından ondan hoşlanacak mısnız, bir beraat şansı verecek misiniz bari?

Dünyaya fazlasıyla tahammül ettiğinizi düşünebilirsiniz. Fakat belki de dünyadır size tahammül göstermekte olan. Hiç savunmasızca kendisini size sunmaktadır dünya, siz ise üzgün üzgün dudak büküyorsunuz. Size bir teselli vermesini istiyorsunuz. Size örnek olmasını istiyorsunuz. Size moral vermesini, sizi yüceltmesini istiyorsunuz. Peki dünyaya kim moral verecek, onu kim yüceltecek sevdiklerim? Kim neşelendirecek onu? Kim ona bir-ki nazik şey söyleyecek?

Kim dünyada yaşayacak ve onun güzelliğini takdir edecek?

Bir ağacın tepesinde oturuyor ve o ağaca teşekkür etmiyorsunuz.

Dünya sizi yukarıda tutuyor. Size kendisini sunuyor. İçinde oynamanız için bir oyun parkı oluyor, herşeyin mümkün olduğu ve sizi de mümkün kılan bir oyun alanı sunuyor size o.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on