Kainatın Evsahibi
Eğer isminizi söyleseydim ve karşıma gelseydiniz ve size nasıl olduğunuzu sorsaydım Bana ne söylerdiniz? Bana şikayetlerinizden bahsedeceğinizden şüpheliyim şahsen. Evet, nutkunuzun tutulabileceğini ve söyleyecek hiçbir şey bulamayacağınızı düşünüyorum. Söyleyecek bir şey bulamamak hayırlı bir şey olabilir. Sık sık böyle olun.
Diz dize oturduğumuzu tasavvur edin. Konuşma sırası sizdedir şimdi. Dudaklarınızdan neler dökülürdü acaba?
Bana sahip olduğunuz tüm nimetlerden ve yüreğinizde duyduğunuz minnetten bahsederdiniz, biliyorum. Bizim yüz-yüze yapacağımız o görüşmeye kendinizi hazırlar mısınız lütfen? Düşüncelerinizin muhtevası her zaman bu nevi sözler olsun.
Cennet’te oda bulunmaz ama bir odaya çağrılacaksınız ve resmen huzuruma çıkmanız söylenecek size. Birlikte oturacağız ve kalbinizdeki her şeyi bilmeme rağmen Bana yüreğinizi açacaksınız. Beraberinde neler getirdiğinizi Bana söylemesi gereken sizsiniz.
Güzellik getireceksiniz. Sevgi getireceksiniz. Diğer her şeyi ardınızda bırakacağınıza inanıyorum Ben. Onlardan uzaklaşmış olacaksınız. Her şey bir yana canlarım, huzuruma getireceğiniz başka ne olabilir ki zaten?
Zorlukları ve sıkıntıları getirmezdiniz Biliyorum. Bunu yapmazdınız eminim. Yapabilecek olsanız bile yapmazdınız, çünkü karşımda otururken bu nevi her şeyi unutmuş olurdunuz zaten.
İnsanın nutkunun tutulması kötü bir şey değildir. O güzelim sessizlik içinde oturabiliriz. Kelimelere hiç ihtiyaç olmaz. Belki de sadece el ele tutuşuruz ve tüm anlayış aramızda aktarılmış olur. Sessizlik kafi olur. Yüreklerimiz dolu doludur.
Anlayış bile olmaz zira anlaşılacak ne vardır ki? Biri birimizi sevmemiz kafi gelir. Birliğimizin içine dalmamız kafi gelir. Ah kendinizi nasıl da tam hissedersiniz o zaman!
O Tamlığı şimdi de hisseder misiniz? Neden olmasın? Zaten Benim huzurumda olduğunuzu fark ediyorsunuz değil mi? Şu anda beraber olmamızla daha sonra bir araya gelmemiz arasında ne fark vardır ki gerçekte? Ben her zaman aynıyım o zaman değişiklikler gösteren siz olmalısınız.
Belki de bir parti için hazırlanırken başka türlü davranıyorsunuz ve partide başka türlü. Belki de partideyken kendinizin en iyi halinde oluyorsunuz. Bir çaba gerektirmiyor bu. Güzel vakit geçiriyorsunuz. Güzel vakit geçirmek çabayı ve gerginliği bir kenara bırakmaktır. Canlarım eğer bir partide en iyi halinizle olabiliyorsanız şimdi niye olmayasınız? En iyi haliniz müsterih olmakta saklıdır canlarım. Müsterih olun, kolayından alın. Benimle birliktesiniz şimdi.
Bir partide olduğumuzu tasavvur edin, açık büfenin başında birlikte sohbet ediyoruz. Bana nasıl da gülümserdiniz! Nasıl da mutlu olurdunuz! Nasıl da cana yakın. Tatmam için büfedeki her şeyden seçerdiniz Benim için! O partide bir konuk olsanız bile evsahibi haline gelirdiniz.
Belki de rahatlayıp gevşemenin reçetesi budur, partinin zaten başlamış olduğunu, kendinizin cömert ve nazik bir ev sahibi olduğunuzu fark etmektir.
Benim Huzurumdayken bile ev sahibi siz olurdunuz. Ben Kainatın Ev Sahibiyim ve siz de Bana ev sahipliği yapardınız. Kendinizi düşünüyor olmazdınız. Beni mutlu etmeyi, rahat ettirmeyi düşünürdünüz.
Şimdi sizden kendinizi mutlu etmeyi ve rahat ettirmeyi düşünmenizi istiyorum. Kendinize karşı cana yakın bir ev sahibi olun. Kainatın idamesi ile ilgili olarak, onun dahilinde sizinle ve Benimle dans etmekte olan diğer herkesin idamesi ile ilgili olarak Benim bildiğim her şeyi bilmenizi istiyorum sizden. Ne dersiniz? Benim sağ kolum olur musunuz bugün?
Dünyada yaşayan herkesin ev sahibi olur musunuz? Herkese Benim Hükümdarlığımdaki ön sıralarda yer veren bir teşrifatçı olur musunuz?
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/kainatin-evsahibi.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

