Işıl Işıl bir Deniz

God said:

Duygularınız habire gözden geçirdiğiniz bir deste oyun kağıdı gibi mi, belki de günde birkaç kez onların arasında geziniyorsunuz. Belki de kartları dağıtıyor, önce bir tanesini sonra bir diğerini seçiyorsunuz.

Duygularınız bir aşağı bir yukarı inip çıktığınız bir merdiven gibi mi?

Belki de kendinizi bu oyun kağıtlarının her birine dokunmak mecburiyetinde hissediyorsunuz, öyle mi?

Bir gün içinde kaç tane duygu durumu yaşıyorsunuz acaba?

Tüm bu duygulara ait tuşları devre dışı bırakırsanız şayet, bir robota dönüşmezsiniz. Karşılaştığı her şeyi ve herkesi içtenlikle selamlayan bir insan olursunuz. Karşınızdakilere açık ve net bir gözle dolaysız olarak bakarsınız. Reklam panoları olmaz. Silinecek hatalar olmaz. Yanlış hesaplar olmaz, çünkü verdiğiniz reaksiyonlar el altında tuttuğunuz duygulara istinaden değildir.

Sevgiyle baş başa kalırsınız canlarım. Sevgi duygudan çok daha fazlasıdır. Onun sadece bir reaksiyon olması murad edilmemiştir. Bir reaksiyondan fazlasıdır o. Yola çıktığınız platform olsun sevgi.

Ana nokta, yaşadığınız tüm bu çeşit çeşit duygu durumlarını yaşama mecburiyetinizin olmadığıdır. Bir günde hangi duyguları yaşıyorsanız, hangi surette geliyorsa bu duygular bırakın onları. Kızgınlığı, memnuniyetsizliği, düşmanlığı, gücenikliği negativiteyi, yakınmayı, incinmişliği, elitistliği, pişmanlığı, ızdırabı, endişeyi, korkuyu, cesaretsizliği, hoşnutsuzluğu, umutsuzluğu, moral bozukluğunu, yılgınlığı, münakaşayı, aç gözlülüğü, hırsı, somurtmayı, kalp kırıklığını, şoku, şaşkınlığı bırakın.

Bunların yerine mutluluk koyun, keyif, hayret, nezaket tebessüm koyun; şevk, arkadaşça bir tutum, iyi bir mizaç, neşelilik, iyi kalplilik, şefkat, dinginlik, huzur, cömertlik, gayret, coşku yani pozitif bir his hangi sureti alıyorsa tüm bunları koyun.

Hayatınızdaki olayları başka türlü ele almanın bir yolunu bulun.

Kötümser uzlaşmaz bir mizaç içindeyseniz coşkulu bir amigoya dönüşün o halde. Neden olmasın?

Belki de her gün yakınıp homurdanacak denli açık sözlü olmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Belki de olup biten her şeyin çok önemli olduğunu ve vazifenizin de ufak tefek her şeye tepki göstermek, kendinizi tedirgin ve gergin hissetmek olduğunu düşünüyorsunuz. Sizden ne zamandan beri, var olan duyguların sorgusuz sualsiz kopyacısı olmanız isteniyor acaba?

Kendinizi içinde bulduğunuz o koşum takımlarından ibaret değilsiniz. Giydiğiniz giysiler değilsiniz. Dilediğiniz anda onların içinden sıyrılabilirsiniz. Geçmişteki ruh hallerinin içinden de aynı şekilde sıyrılabilirsiniz. Başka şeylerle değiştirin onları. Etrafınızda mutsuzluk gölgeleri tutmak niye? Dünyayı yükseltip yüceltmeyen herhangi bir şeyi himaye etmek niye?

Işığın taşıyıcısı olun karanlığın değil. Her bir kusuru kabahati işaret etmekle vazifeli değilsiniz. Hatta bir tanesini bile!

Eğer hep kötü haber taşıyan biriyseniz şimdi yeni bir sayfa açın. Açılacak harikulade sayfalar var zira. Açın onları. Yepyeni bir sayfa açın şimdi. Sayfaları çevirmeye de devam edin.

Arınmanın anlamı budur canlarım. Yıkanmış arınmış olarak taptaze çıkın Denizin içinden. Denize açılın ve geçmişten arınmış olarak geri dönün. Geçmişten arta kalan ne varsa gidiyor hepsi. Onları denizin sularında bırakıyorsunuz. Onları serbest bırakıyorsunuz. Dalgalarla uzaklaşıp gitmeleri için bırakıyorsunuz onları ve Denizden ışıl ışıl, taptaze ve parlayarak çıkıyorsunuz. Kendi kendinizi arındırmış oluyorsunuz.

Dünyada ışıltı olmak üzere yalın bir niyetiniz olsun. Işık olmak ve onu yaymak için niyetiniz olsun. Mazinin dışına çıkmak için niyetiniz olsun ki çıkasınız oradan dışarı.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on