Please read the Guidelines that have been chosen to keep this forum soaring high!

Heaven#3541 Kaygılar çok fazla alan işgal eder

Heaven#3541 Kaygılar çok fazla alan işgal eder

Tanrı dedi ki:

Hayat kendi başının çaresine bakar çoğunlukla; kendisini gözetir o. Kaygılanarak ve sorunlara çare arayarak etrafta koşuşturup durmanız gerekmez. Kaygılar arsızdır, kolayca alıp yürürler ve yaygın hale gelmişlerdir. Kaygılara boş verin ve neler olduğunu bir görün.

Sorunları gideren gerçekte ne zaman, ne de mekandır; lakin kendi kendilerini gidermeleri için sorunlara zaman ve mekan tanımanız akıllıcadır.

Hayata ve onun nasıl olması gerektiğine yönelik düşüncelerinize bu denli tutunup kalmamanızda bir mantıklılık vardır. Belki de hayatın şimdi nasılsa öyle olması gerekiyordur. Hayat yarın biraz daha farklı olacaktır yada çok az değişecektir veya tamamen bambaşka bir şekil alacaktır. Yarın yada sonraki gün yepyeni ve farklı bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Çocuklarım kaygılanmaktan bitkin düşmüş haldeler. Büyük bir alaka ve kaygı yükü var üzerinizde. Bu kadar endişe dolu olmayın. Bazı kaygılarınızı boş verin, onları serbest bırakın.

Endişe edip meraklandığınız şeylerin bir toplamını yapsanız bunların çok fazla olduğunu görürsünüz. Tüm bu kaygılar üzerinizde büyük ağırlık yapmakta, sizi aşağıya çekmekte, bir kaygı bir diğerine zemin yaratmaktadır. Kaygı, kaygıyı çeker. Büyük endişeler daha küçük endişelere neden olur. Bir kaygı, diğer kaygılarla dolu kocaman ve dikenli bir böğürtlen çalılığına benzer.

Kaygılanmayı bu denli çekici kılan nedir? Onları elde tutmanız şart mıdır? Tüm kaygılarınızı bir kenara bıraksanız ne olur peki? Bu durumda kaygısız biri olursunuz ama bu da sizi kaygılandırır. Tasalarınız, kaygılarınız, üzerinde kafa yorduğunuz endişeleriniz olmasa siz ne olursunuz? Kaygısız bir hayatta ne yaparsınız? Görülen o ki size aitlermiş gibi, onlara sahip olmanız şartmış gibi kaygılarınıza, tüm o tasalarınıza alışmış, bağlanmış durumdasınız. Kaygılar çocuklarınız değildir. Onları himaye etmeniz gerekmez.

Tüm kaygılarınızı doldurduğunuz bir dosya hayal edin ve sonra da bu dosyayı kaybedin. Geçmişte de sizin için değerli olan bir şeyleri kaybetmemiş miydiniz hiç? Bir yüzüğü yada bazı önemli kağıtları kaybettiğiniz hiç olmamış mıydı? Bir şekilde onlarsız da idare edebilmiştiniz. Eğer önemli bir şeyleri kaybedebilmişseniz, size zarar veren ve hiçbir değer taşımayan şeyleri de kaybedemez misiniz?

Çamaşır sırasında çoraplarınızı kaybetmez misiniz, eskimiş çoraplarınızı atmaz mısınız hiç? O halde kaygılarınızı eskimiş bir çorabın içine koyun.

Kaygılarınızı yırtıp atın. Çöpe koyun, çöpü de dışarı çıkarın. Yada üzerlerine bir kibrit çakın, olmadı bir izmarit gibi ayağınızla ezin onları. Ayağınızla bir kenara savurun ve deyin ki: “Defolun sizi köhnemiş kaygılar. Yeterince başımı ağrıttınız. Çıkıp gidin şimdi.”

Sonrasında da bir kenara attıklarınızın yada unuttuklarınızın yerini alacak yeni kaygıları aramak üzere hiç zaman geçirmeyin.

Kaygılardan daha iyi şeyler için kalbinizde yer açın.

Kaygılar ve mutluluk biri birleriyle uyumlu değillerdir. Kaygılar çok fazla yer işgal eder. O kadar yer kaplarlar ki mutluluk dışarıda kalır.

Mutlulukla daha aşina bir hale gelin. Onu hoşça buyur edin. Hayat sofranızı mutlulukla kurun. Kaygıların altınızdaki mutluluk örtüsünü çekmeleri kabul edilir bir şey değildir.

Kaygı nedir ki yani ve peş peşe pek çok kaygı taşımak konusunda neden bu kadar ısrarcısınızdır? Yüreğiniz dolup taşsın dediğimde onu kaygılarla doldurmanızı kastetmiyorum Ben.

Her bir kaygınız için bankaya 1 Lira koysanız zengin olursunuz. Sizin yaptığınız ise kaygıların sizi yiyip bitirmesine izin vermek. Hayatınızın pek çok anına onlar hakim. Aslan payını onlar kapmış durumda.

Yüzünüzdeki makyajı zamanı gelince silip çıkarırsınız. Şimdi aynı şeyi kaygılarınıza yapın. Kaygıları, tasaları biriktirmeyin, himaye etmeyin; onlara liman olmayın. Kaygılar siz onlara liman vazifesi yaptığınız için var olurlar. Homurtu, uğultu gibidir hepsi ve onlara sahip olmanız hiç de gerekmez. Onlara zaman ve kalbinizde yer vermeniz gerekmez. Kaygılar sevgi değildir. Sizi sıkı sıkı bağlayan halatlardır onlar; bu halatları çözüyorum şimdi Ben.

Çeviren: Engin Zeyno Vural