Heaven #3724 Tüm Yanıtlar
Heaven #3724 Tüm Yanıtlar
Tanrı dedi ki:
Her kız Sindirella olmak ister. Her delikanlı Prens olmak ister, bilirsiniz. Masaldaki Sindirella da Prens de göründüklerinden daha fazlası olduklarını bir şekilde bilirler.
Sindirella gerçekten kraliyet mensubudur. Küller gerçek gibi görünür ama gerçek değildir onlar; semboldür.
Prens yürek anlamında asil olduğu gibi kraliyet mensubu olmanın da tüm donanımına, süsüne püsüne sahiptir. Bu donanım onun asaleti değildir. Sadece asalete yönelik bir görünümdür. Bir kostümü herkes giyebilir, lakin kostüm kimseyi prens yapmaz.
Prens, dünyanın da Sindirella’yı tıpkı kendisinin gördüğü gibi görmesini arzu etmiştir. Burada, Prensin küllerin ardını gördüğünü söyleyebiliriz. Onların sadece kül olduğunu ve daha başka bir anlamlarının olmadığını görmüştür Prens. Hayatın yüzeysel seviyesinden daha derini görmüştür o. Prens olarak yetiştirilen bu delikanlı kendi Gerçek Varlığını bilmese de Sindirella’nın Gerçek Varlığını görmüştür.
Sindirella tüm hakikatini henüz bilmiyordur ama Kül-kedisinden fazlası olduğunun da farkındadır. Ona Kül-kedisi denilmekte, o da buna yanıt vermektedir; lakin Sindirella kötü niyetli üvey annesinden ve üvey kız kardeşlerinden daha yüksektedir. Ona bir mutfak hizmetçisi gözüyle bakılmaktadır lakin Sindirella bir prensestir.
Kötü niyetli üvey anne göründüğünden başka türlü olamaz mıydı peki? Bu kadın gerçekten de kötü niyetlidir. Hikaye bize onu neyin böyle yaptığını anlatmaz. Bir zamanlar masum bir kız mıdır acaba o? Onu bu kadar kibirli hale getiren ne olmuştur? Hangi emniyetsizlik hissi onu bu kadar burnu büyük yapmıştır? Onun bencilliğine dair mazeretler aramıyorum, mazur göstermiyorum zira böyle olmak zorunda değildi. Fakat her halükarda onun içinde derinlere gömmüş olduğu bir fazilet incisi vardır. Kendisini elbette ki kötü niyetli olarak görmüyordu o. Kendi konumunu müdafaa ediyordu. Prensle kendi kızlarının evlenmesini istiyordu. Olumsuz yollara başvurmasının haricinde dürtüsü o kadar da kötü değildi. Ne olursa olsun, üvey annenin asıl motivasyonu kızlarından birinin Prensin eşi olması mıydı, yoksa kraliyet mensubu bir anne ve kayınvalide olarak kendi arzusunu mu gerçekleştirmeye çalışıyordu?
Kötü niyetli kız kardeşlere gelirsek, Prensin eşi olmak onların kendi arzusu muydu acaba? Elbette ki bir prenses olmanın ne anlama geldiğini gerçekte pek düşünmemişlerdi. Düğünden ötesini düşünmemişlerdi. Prenses olmanın gerçekten ne anlama geldiğini düşünmemişlerdi. Prenses olanın, kız kardeşinden nasıl ayrılacağını ve bekar kalanın buna nasıl reaksiyon göstereceğini düşünecek kadar mesele üzerinde durmamışlardı. Bunlar da hikayenin bir başka yönüdür. Peki onlar annelerini mutlu etmek isteyen, iyi evlatlar mıydı her zaman için? Annelerinin hayalini gerçekleştirmek için bedenlerini bile sıkıntıya sokmuş, eziyete katlanmışlardı. Anne ise dünyanın verebileceği her şeyi istiyordu.
Evet, bu göreli dünyadır. Kötü niyetli üvey anne müşfik bir karakter olsaydı, kızları da sevecen ve sıcak olsalardı bu hikaye neye dayanacaktı o zaman? Ortada bir hikaye kalacak mıydı?
Balkabağı arabaya dönüşmeseydi Sindirella baloya nasıl gidecekti? Farelere arabacıya, uşağa dönüşmeseydi arabayı kim kullanacak, Sindirella’ya kim refakat edecekti? Sindirella bile dünyanın anlayacağı bir dış görünüşe bürünmek zorunda kalmıştı.
İyilik Perisinin sihirli değneğini salladığını anlıyoruz, tamam; ama İyilik Perisi aslında nereden gelmişti? Bir mükafatlandırıcı olarak gerçekten bir yerlerden gelip mi ortaya çıkıvermişti yoksa her zaman için Sindirella ve Prensin dahilinde miydi? Kötü niyetli üvey annenin ve kızlarının içinde mevcut değil miydi, yoksa yüzeye çıkamayacak kadar onların derinliklerinde miydi? Bu İyilik Perisi gerçekte kimdi? Nereden gelmişti ve ortaya çıkmasını sağlayan neydi? İçinizdeki çocuk tüm yanıtları biliyor.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

