Heaven #3718 Zihninizde numerik bir sistem vardır
Heaven #3718 Zihninizde numerik bir sistem vardır
Tanrı dedi ki:
Yaradan’nın sonsuz sabrı vardır ve alınganlık göstermez lakin Yaradan’ın sahip olduğu sabır değildir aslında. Sabrın tahammülsüzlük tarafı vardır. Sabır, tahammülsüzlüğüne rağmen sabırlıdır. Tahammülsüzlük sabrın karanlık tarafıdır. İşin Aslı, Yaradan ne sabra ne de tahammülsüzlüğe sahiptir. O beklemez. Bir şeylere katlanmak, tahammül etmek durumunda değildir. İnsanlar tahammülsüzlüğün bir diğer yüzü olan sabır adına dudaklarını ısırıp bir şeyleri sineye çeker, müsamaha gösterirler. Yaradan ise daha iyisini bilir.
Beklemek adına zaman denen bir şey mevcut değilse şayet Tanrı neyi bekleyebilir ki? İçinizdeki potansiyeli kendinizi doygunluğa ulaştıracak şekilde kullanmanız, bu aşamaya gelmeniz için ayaklarını pat pat yere vurarak beklemez Tanrı. Tanrı zaten doygunluk halinde ve tam olduğunuzu bilir. Zaten Cennet katında O’nunla olduğunuzu bilir ve orada hiç kimse ayaklarını yere vurmaz.
Yürüyemediği için hiç kimse yeni doğmuş bir bebeği suçlamaz Yeryüzünde. Benzer şekilde, varsayımlarınızdan dolayı ve Benim kadar uzak görüşlü olamadığınız için Ben de sizi suçlamam. Bir gün Benim gibi göreceğinizi biliyorum. Tekamülün bebek adımlarında olduğunuzu ve elinizden geldiğince hızlı tırmanmaya çalıştığınızı biliyorum. Dünya zamanına göre bu tırmanışınız yavaş da seyretse elinizden geldiğince hızlı yükselmeye çalıştığınızı biliyorum. Bundan daha hızlı tırmanacağınızı da biliyorum. Bir an denli kısa bir sürede burada olacağınızı biliyorum. Burada, Benim yanımda bulunmadığınızı düşündüğünüz o dönemleri unutmuş olacağınızı biliyorum. O renksiz rüyanızdan uyanmış olacaksınız; rüyanız renksizdi çünkü sadece gri renklerden ibaret bir rüya görmekteydiniz. Bulanık gördüğünüz, flu bir rüyanın içindeydiniz. Bunun için tahammülsüz mü olmam gerekiyor? Sizi affetmem mi gerekiyor? Peki ne için? Rüya gördüğünüz ve dünyadaki tüm zamanınızı uyanmaya harcadığınız için mi? Yolculuğunuzun sizin yolculuğunuz olduğunu tabii ki anlıyorum. Bir başkasının değil o.
Lakin sizi kollarımla sarmayı, kucaklamayı asla bırakmadım Ben. Asla durmadım. Sizi asla kendinizin gördüğü gibi görmedim. Her şeyi görürüm Ben. Her şeyi bilirim. Sizi bilirim. Bir vizyondan da fazlasına sahibim ve Gerçeği görürüm. Bu Gerçeğin Bir Parçası, sizin de göreceğinizdir. Artık görmeye başlıyorsunuz. Yolu yarıladınız bile. Geri dönemeyeceğiniz bir noktadasınız. Mazideki o illüzyona geri dönüş yok sizin için. Geriye gidemezsiniz canlarım, bu tırmanış sırasında geriye kayamazsınız. Keremden, rahmetten geriye düşmeniz sadece bir illüzyon. Bir illüzyona dalıp gitmiştiniz. Halbuki fincana daldırılan bir çay poşeti bile dışarı çıkar sonuçta. Bir çay poşetinden çok daha fazlası olduğunuzu bilmiyor musunuz? Poşetli yada poşetsiz olsun, çay denli hoş, ondan çok daha ötesiniz; bundan çok daha fazlasısınız. Hani şaka yollu, Benim bir fincan çayım olduğunuzu söyleyebiliriz burada. Sizi çok uzun zaman önce demlemiştim Ben ve neredeyse hazırsınız. Bunu hissetmeye başlıyor musunuz? Hazır olduğunuzu hissediyor musunuz? Bir dağın tepesinde olduğunuzu, o zirveden görmeniz için orada bulunan her şeye bakmakta olduğunuzu sezinlemeye başlıyor musunuz? O kadar yakınsınız ki. Artık hiç çabaya gerek yok. Bu şimdi sadece gözlerinizi açma ve olana bakma meselesi. Gerçekten büyük bir muvaffakiyet değil bu. Tezat tabii ki muazzam; düşünmüş olduğunuzla gerçekten doğru olan arasındaki tezat bundan daha muazzam olamaz. Aradaki mesafe çok geniş. Algılanan mesafe olabildiğince geniş ama yine de arada bir mesafe yok aslında. Mesafeyi zihin kurgulamaktadır. Zihnin pek de akıl erdiremediği şey bir artı birin Bir ettiğidir; dışına çıkmakta oldukça zorlandığı numerik bir sistemin içindedir o.
Zihin bunun dışına çıkabilir artık. Bu olacaktır da. Bir anladınız mı siz ve zihniniz gerçek sandığınız o şakaya çok güleceksiniz.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

