Heaven #3539 Karara varmış bir zihin
Heaven #3539 Karara varmış bir zihin
Tanrı dedi ki:
İlgili, özenli ve iyi biri olmanız nefesinizi boşa harcamak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Göreli dünyada insanlar söylediklerinizi bunların değerine yada size verdikleri değer göre dikkate alabilirler. Lakin genellikle bilgece tavsiyeleriniz dikkate alınmıyor gibidir. Mutlak surette haklı olsanız da bilgece tavsiyeleriniz hiçbir değeri yokmuşçasına bir kenara atılabilir.
Aşikar olanı gösteriyor da olabilirsiniz. Örneğin bariz bir yazım hatasına işaret ediyorsunuzdur ve karşınızdaki kişi o kelimeyi o şekilde yazmaktan hoşlandığını, bunun ona doğru geldiğini söylüyordur size. Bu durumda sözlüğü getirip gösterseniz de o kişi sizinle mutabık olmayacaktır çünkü kendi bildiğini okumaktan hoşlanmakta, bunu tercih etmektedir. Öyleyse nedir bu?
Bir arkadaşınıza yada çocuğunuza yardım etmek istersiniz. Bu kişiler sizin görüşünüzü yada tavsiyenizi sormuş dahi olabilirler; siz de fikrinizi söylersiniz. Tüm arzunuz hayatlarını kolaylaştırmak hatta üzülmelerine engel olmaktır. Kabul etmelisiniz ki onlar çoğunlukla kendi bildikleri gibi yapmak, kendi doğrularını hayata geçirmek isterler ve bu da en zorlu yoldur. Sanki kutsal bir unsur içeriyormuş gibi kendi bildiklerini yapmak isterler. Canla başla buna gayret eder, buna asılırlar. Buradaki mesele sizin söylemek durumunda olduğunuz şeyleri duymak istememeleridir. Yazım hatalarını, yanlış telaffuzlarını seviyordur onlar. Yüzde bin haklı da olsanız bu yanlışlarını seviyorlardır.
Oysa buna kafa sallayan, “cık cık cık” yapan sizlerin de kendi yazım hatalarınız için kalbinizde zayıf bir nokta yok mudur?
Kalbinizi dinlediğinizi söylüyorsunuz. Bense kafanızdaki bir fikre saplanıp kalmış olabileceğinizi de söylüyorum. Kendi şaşmazlığınızı, yanılmazlığınızı müdafaa ediyorsunuz. Övgüleri canı gönülden kabul edebilirsiniz ama talep etmiş bile olsanız tavsiyeleri siz de bazen kabul etmezsiniz. Kararınızı vermişsinizdir. Karar vermiş olan zihniniz kapalı bir durumdadır artık canlarım. Bazen öyledir ki kendi bilgece tavsiyelerinize bile kulak asmazsınız.
Bu tıpkı herhangi bir şehre çabucak gitmek istemeniz gibidir. Bir otobüs şoförü ayda iki kez yaptığı bu yolu size haritada gösterir ama siz kendi kendinize öbür yoldan gitmek istediğinizi söylersiniz.
İstediğiniz yoldan gitmekte ve geç kalmakta elbette ki özgürsünüzdür ama o şoförden niye tavsiye alıyorsunuz o zaman?
Dinlemek yada dinlememek konusunda özgürce seçim yapma hakkınız vardır. Kendi zamanınızı yada başkasının zamanını boşa harcamak veya bunu yapmamak konusunda seçeneğiniz vardır.
Zaten vermiş olduğunuz kararın olumlu yönlerini bilmek istediğiniz yönünde önceden net bir karara varabilirsiniz belki de.
Öte yandan eğer bir şeyi gerçekten öğrenmek istiyorsanız, bu konuda fikir sormuş ve aldığınız yanıttan hoşlanmamışsanız ve gerçekten samimiyseniz şöyle sorular yöneltebilirsiniz: “Neden böyle bir tavsiyede bulunuyorsun? İki farklı senaryoyu nasıl öngörebiliyorsun? Nasıl bir fayda görüyorsun…?”
Daha fazla malumat edinmek için sorular yönelttiğinizde kararınız ne olursa olsun sizi onore etmiş olan kişiyi siz de onore etmiş olursunuz.
Eğer tavsiye veren sizseniz, tavsiyeniz yerinde ve doğruysa ve karşınızdaki kişi buna kulak asmıyorsa, bunu yapamıyorsa burada sıkıntı duyan kimdir canlarım? Bu o kişinin sıkıntısı değildir. Sizindir.
Kendinize, sizden fikir soran ve yardım etmek istediğiniz kişi kadar değer verin. Bir başkası için harcadığınız zamana layıksınız. Zamanınızı iyi kullanın. Sizden tekrar tekrar yardım isteniyorsa ve yardımınız tekrar tekrar göz ardı ediliyorsa kendinize iyi bir tavsiyede bulunmanın zamanı gelmiş demektir.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

