Heaven #3520 Saygısız bir davranışı manşet yapmaya değer mi?
Heaven #3520 Saygısız bir davranışı manşet yapmaya değer mi?
Tanrı dedi ki:
Canlarım kişisel acı ve ızdıraplarınızı aşmak, onların dışına çıkmak için hazırsınız şimdi. Bunlar kafidir artık. Alınganlıklarınız, kırgınlıklarınız, ızdıraplarınız kafidir artık. Bu hislerin Yeryüzündeki misyonunuzdan sizi alı koyması gerekmez. Yapacak işleriniz var ve işiniz ızdıraplarınıza dünyadaki en önemli şeymiş muamelesi yapmak değildir; bu konuda sizi temin ederim. Kırgınlıklar ve ızdıraplar sahip olacağınız en harikulade şeyler değildir. Daha önce söyledim, tekrar söylüyorum: Varoluşunuzun dayanağı diğerlerinin ne yaptığı, nelere ulaştığı yada ulaşamadığı değildir. BENİM.
Beni düşünün ve diğerlerinin sizi nasıl algıladığı, size nasıl muamele ettiği yönündeki hassasiyetinizin üzerinde kafa yormayı bırakın. Bunların sizinle yada Benimle ne alakası vardır ki? Önümüze çıkmalarına izin vermek zorunda mısınız gerçekten? Aramızda öyle derin, öyle köklü ve yüksek bir bağ vardır ki bunun yanında diğer her şey ikinci, üçüncü plandadır.
Diğer insanların bakış açıları, vizyonları onlara aittir. Eğer dar görüşlülerse bunun sizinle ne alakası olabilir? Kötülenme, iftiraya uğrama gibi bir durumunuz yok. Onlar yanlış biliyorlar, yanlış yönlendirilmiş bir haldeler ve onların bu durumundan siz mesul değilsiniz. Onları bilgilendirmek, eğitmek yada değiştirmek de vazifeniz değil. Onlar Benim gözetimim altındalar.
Aramızdaki bağlantıyı hatırlayın. En büyük önceliği ona verin. Kim olduğunuzu biliyorum Ben. Layık olduğunuz itibarı biliyorum. Eğer birisi sizi hakir görürse, size saygısızlık ederse boş verin. Izdırap veren hisler için Yeryüzünde bulunmuyorsunuz. Bunlardan çok daha önemli ve değerli şeyler için buradasınız.
Diğerlerini küçüklüklerinden dolayı suçluyor olabilirsiniz, bunda bir yere kadar haklı da olabilirsiniz ama başkalarının eksikliklerinin sizi etkilemesine izin vermekteki büyüklük nerededir acaba?
Hayat, davaların her zaman sonuçlandırıldığı ve bu sonuçların sizin lehinize olduğu bir mahkeme değildir. Ya zihninizdeki hakim onları suçlu buluyorsa şayet? Onlar cehaletlerinin suçlusudur, tıpkı sizler gibi.
Sizin mutlu olma mesuliyetiniz vardır. Bir başkasının sapkın davranışlarda bulunması sizin de yoldan çıkmanızın bir mazereti olamaz. Size yönelik yapılan yanlışlıklara yönelik düşüncelerinizi boş verin, onları kafanızdan çıkarın. Eğer biri size bir ok attıysa onu çıkarın ve bırakın hadisenin nihayeti bu olsun.
Onların yanlış davranışlarından dolayı bir özür bekleyen yada en azından hatalarını fark etmelerini uman siz değil misiniz? Bunu elde ettiğinizde -samimiyetle yada üstün körü söylenmiş bazı sözlerden başka- ediniminiz gerçekte nedir ki?
Zamanınızı neye harcıyorsunuz? Eğer vaktinizi kin güderek, husumet besleyerek geçiriyorsanız buna derhal bir son verin. Eğer kötü muamele gördüğünüz hissini taşıyorsanız, bu hissi bir kenara bırakın, boş verin gitsin. Diğerlerinin size hayranlık duymaları yada yoğun bir aşk beslemeleri elzem değildir. Ben sizi takdir ediyor, saygı duyuyorum. Bırakın bu kafi olsun.
Tahkir olarak algıladığınız olumsuz bir durumu yada saygısızlığı manşet yapmaya değer mi? BUGÜNÜN KIRGINLIKLARI. Bu başlığın üzerinden daha kaç defa geçeceksiniz acaba?
Hayatta şunu söyleyebileceğiniz bir noktaya gelin: Ne olmuş yani? Birisi bana saygısızlık etmişse, beni hiçe saymışsa ne olmuş? Takdir edilmemişsem ne olmuş yani? Benim değerimi azımsamışlarsa ne olmuş yani? Ne olmuş?
Eğer bir manşette yer almak istiyorsanız şunu yazın: TANRI BENİ SEVİYOR. TANRI BENİ HER ZAMAN SEVİYOR. BENİ SEVMEKTEN HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEDİ O. BEN TANRI’YA AİTİM.
Kimsenin hoşnutsuzluğunun, Benim memnuniyetimin önüne geçmesine izin vermeyin. Sizden son derece memnunum Ben. Sizi seviyorum. Sizi beğeniyorum. Sizi çok beğeniyorum. Diğerleri tam istediğiniz gibi olmadığı için kırgınlık duymayın, bunu yapmanıza müsaade etmeyin.
Kalbiniz yeni bir sayfa açsın.
Geçmişi aşması için kalbinize yardım edin. Kırgınlıklar ve ızdıraplar geçmişe aittir. Geçmişin dışına çıkıyorsunuz artık.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

