Hastalığın iyi yanı
Hastalığın iyi tarafı ondan yana şifa bulabilecek olmanızdır.
Hastalığın iyi tarafı ona pek çok farklı açıdan bakabilecek olmanızdır. Bir hastalık korkunç görünebilir veya gayet berbat olabilir, lakin siz yine de ona henüz anlayamadığınız bir lisan gözüyle bakabilirsiniz. Hastalığı size bir şeyler söylemek isteyen bir arkadaş olarak görebilirsiniz. Arkadaşınız, yani hastalık yakınınıza gelir ve siz de ona farklı açılardan bakabilirsiniz. Onu bir ceza olarak görebilirsiniz, yapmış olduğunuz bir hata sonucunda ödediğiniz bedel olarak görebilirsiniz; hatta ne yapmış olduğunuzu dahi bilmeyebilir ve aslında hiçbir şey de yapmamış olabilirsiniz. Elbette ki hastalık hiç kimsenin layığı değildir.
Hastalığı, yanınızdaki kişiye değil de sizin üstünüze çullanmış olan büyük bir gizem olarak görebilirsiniz. Hastalığı kişisel olarak alabilir ya da ona daha az kişisel olarak bakabilirsiniz. Ya da hastalığa pek aldırış etmez, ona prim vermezsiniz.
Hastalık insanın zihninden mi kaynak bulur peki? Yaratılan bir şey midir o? Eğer hiç kimse hastalığa inanmasaydı dünyada hastalıklar olur muydu?
Eğer ilaçlar olmasaydı onlara yine ihtiyaç olur muydu? Eğer doktorlar olmasaydı kime bel bağlardınız o zaman?
Hastalıklar hayatın bir parçasıymış gibi görünse de bunun böyle olduğu nerede yazmaktadır?
Eğer hastalıklara ihtiyaç olmasaydı var olur muydu onlar? Şu an için bir dünya koşuludur onlar. Hastalıklara çok fazla itibar edilmektedir. Önünde eğilinmekte ve onurlandırılmaktadır onlar. Hastalıklardan huşuyla bahsedilmektedir.
Yaşlanmaya da değişik açılardan bakabilirsiniz. Bir zamanlar gençtiniz, sonrasında üzerinize yılların ağırlığı bindi ve sizi aşağıya çekti. Zamanla birlikte tahrip olan bir bedende yaşamak isteyip istemediğinizi bile bilmiyorsunuz. Yaşlılık fikrinden ve geleceğe yönelik ihtimallerden ödünüz kopuyor, lakin bunu istediğinizden çok emin de olsanız zamanı geldiğinde bedeni terk etmek de o kadar kolay görünmüyor.
Size gittikçe daha az akraba ve arkadaş kalıyor. Dünyaya oranla diğer tarafta daha çok tanıdığınız var. Gençliğinizin yanı sıra pek çok şey daha gitmiş ve siz geride kalmışsınız.
Gençlik bir armağandı şimdi de yaşlılık bir armağandır. Gençlik ve yaşlılık aynı bozuk paranın iki yüzüdür canlarım. Teleskopun bir ucundan bakıyordunuz şimdi de diğer ucundan bakıyorsunuz.
Bir anahtar deliğinden geçmiştiniz ve şimdi de onun bir diğer tarafındasınız. Hayatın tamamı bir keşiftir.
Bebekliğin tamamı bir keşiftir. Bebekler her şeyi ağızlarına sokarlar. Bebek olmak gerçekten hoştur.
Genç olmak da hoştur, insanların olabileceği tüm yaşlarda olmak çok hoştur.
Siz korktukça hayatın her bir aşaması tehlikeyle dolu bir görünüme bürünür. Sağduyu sahibi olmak bir şeydir. Korku ise başka bir şeydir. Dikkat edebilir ama korku duymayabilirsiniz. Dikkat edebilir ve korkuyu aklınızdan çıkarabilirsiniz. Her an sevgi yayabilirsiniz. Çok geniş bir tercih menziliniz vardır.
Her ne olursa olsun, korkunun yerine sevgi koyabilirsiniz. Korku bir alışkanlıktır. Hakikat değildir o. Ah, evet, korku yakından tanıdığınız bir gerçek olabilir lakin korku ve korktuğunuz her şey illüzyonlardır sadece. İllüzyonu yitirmekten de korkarsınız. Kaybetmekten korkarsınız. Bunun yerine kazancı dikkate alın siz.
Hayatta sadece kazanabilirsiniz. Sürekli olarak deneyim kazanıyorsunuz ve deneyimleri kazanç haline getirme seçeneğine her zaman sahipsiniz. Kaybedilen davalar yoktur canlarım. Dava yerine sevgi sahibi olun siz. Diğer her şeyin yerine sevgi verin siz. Hangi şartlar altında olursa olsun kendinize sevgi verin. Bunu yapar mısınız lütfen?
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/hastaligin-iyi-yani.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

