Hangi rolü oynamak istiyorsunuz?

God said:

Dünyadaki hayat bir şaka değildir ama sizin için gülme zamanıdır şimdi. Hayat sizin sandığınız kadar ciddi olamaz. Öyle olsaydı bile hayatı biraz daha hafiften almak zorundasınız. Hayata bu kadar ciddi yaklaştığınızda, hayat sizin için azami bir önem taşıdığında kendinize ve hayata sınırlama getirmiş oluyorsunuz. Kendinize emirler yağdırır bir konuma düşüyorsunuz. Hayattan, serbest bırakmanızın sizin için daha hayırlı olduğu taleplerde bulunuyorsunuz.

Bu sabah hangi felaket şey oldu? Ayakkabınızın bağcığını mı kopardınız? Müslinize koymak için evde muz kalmadığını mı fark ettiniz? Bir şeye mi takılıp düştünüz? Münasebetsiz bir şey mi keyfinizi kaçırdı? Önemli nokta şudur ki sizin keyfiniz kaçmaz. Fakat elbette ki hayatı dizginlerinden tuttuğunuzda kaçar keyfiniz. Öyle anlaşılıyor ki hayatın sizin istediğiniz gibi olması sizin için dünyadaki en önemli şey ve hayat da kendi yolunda gidiyor, sizin tercihinize istinaden değil; bu durumda ağlamak için bir kenara çekiliyorsunuz.

İşte burada Cennet’ten bir ikaz vardır: Akıp giden ve kısa süren bir şey bu kadar ciddiye alınamaz. Asık bir surat ciddiyetten başka nereden kaynak bulur ki? Ve tebessümler nereden kaynak bulur? Katılıktan değil elbet.

Dünya hayatını bir dans olarak farz edin. Dans etmek için ayaklarınızın üzerinde daha hafif durmanız iyidir. Ayaklarınız güm güm yere vurmaz. Dans eder onlar. Hayatı sevin ve Kainatın etrafında dönerek dans edin.

Hayatınızdaki olaylar gerçekten sizin onlara atfettiğiniz önemi taşımazlar. Hayatı bir noktada tutmaya çalışırsanız sadece didinmiş olursunuz. Hayat yürüyüşüne devam ederken ona sıkı sıkıya tutunmak niye, talepkar olmak, hayatın aynı kalması ya da farklı olması konusunda ısrarcı olmak niye?

Sınavdaki C şıkkı gerçekten hayatın sonu mu? Yüzünüzdeki çizgiler onları silmenizi gerektirecek kadar ciddi mi gerçekten? Küçük şeylere çok büyük önem atfedip onları büyütmenin size ne faydası var?

Bir son yok. Ezeli ve ebedisiniz. Bunu değiştirebilecek bir şey de yok. Ebediyet ve Sonsuzluk yazılmıştır bir kere. Taşlara kazınmıştır onlar. Bir başka şey değil.

Hayatın amacının keyif almak olduğunu kendinize hatırlatır mısınız? Keyif alıp mutlu olduğunuzda Kainatla aynı ritimdesiniz demektir. Ayak diremek ve direnç göstermek ise sadece bir kakafoni yaratırlar. Bir dram yaratmaktan ya da drama reaksiyon göstermektense gülümsemek daha hayırlıdır. Dramlar tiyatroda hoştur, hayatta değil. Hayatınızı daha ziyade bir komedi olarak görün. Elbette ki komik anları vardır onun.

Eğer hayatınızı doldurmak zorunda olduğunuzu düşünüyorsanız onu mutlulukla doldurun o zaman. Gündelik yaşamda neyi seçtiğinize dikkat edin. Belki, sadece belki, işte veya evde dramatik olayların girdabına kapılmış olabilirsiniz. Patlamalar olmaksızın da gerçekten evde veya işte olabilirsiniz. Dramları ve o büyük iç çekmeleri romanlara saklayın. Şu anda sizin hayatınızdan ve onun büyük resme nasıl uyacağından söz ediyoruz.

Hayatta hangi rolü oynamayı isterdiniz? Eğer bir kışkırtıcı olmak konusunda ısrar ediyorsanız o halde her neredeyseniz orada barışın ve huzurun kışkırtıcılığını yapın. İçinizdeki huzuru kışkırtın ve bırakın bu huzur tüm evinizi doldurup çevrenize yayılsın. Kalbiniz diğer kalplere sükunet versin ve neyin önemli olduğunu bilin. Bu muhtemelen sizin büyük önem atfettiğiniz bir şey olmayacaktır.

Bir sevgi sembolü olduğunuzu düşünün, olay budur. Bırakın hayatınızda süre giden şey sevgi olsun. Onunla anlaşın canlarım. Ordularınızı geri çekin. Üzerinde durduğunuz hayat platformuna gelmesi için sevgiye çağrıda bulunun. Sevgiye çağrıda bulunun.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on