Güneşin altında bir gün
Söylediklerinizin ve yaptıklarınızın büyük önemi vardır ancak buların kaydı tutulmaz. Defter tamamen tertemizdir. Geçmiş yoktur. İnsan zihni dışında geçmişin kaydının tutulduğu bir yer yoktur. Tarihin kaydı tutulur ama geçip gitmiştir o. Hiç olmamıştır. Bireysel yada kolektif, ne denli önemli olursa olsun geçmişin bir muhasebesi yoktur. Geçmişten özgürsünüz. Geçmişin anıları günler boyu ardına düşmeniz için değildir. Geçmiş bir hayalettir.
Size keyif veren geçmiş anılarda bile yaşayamazsınız. Geçmiş akıp gitmiştir. Ardınızdadır o. Geçerli değildir artık. Tedavülden kalkmıştır. Değerini kaybetmiş, tedavülden kalkmış bir para gibidir. Geçmiş, görünürde var olduğu andan bir dakika sonra değerini yitirmiştir. Geçmişin mazi olmasına müsaade edin.
Geçmişe yönelik izler sadece birer izdir. Birer gölgedir onlar. Evet doğru, fotoğraflar vardır. Lakin fotoğraflar gölgelerden başka nedir ki? Evet doğru çocukluktan kalma tahta bir masa vardır. Fakat sizin bunu söylemenizden başka nedir ki o? Siz ne derseniz deyin bir parça tahtadır o. Geçmişte bir işlev görmüştür, şimdi de yazı masası olarak iş görüyor olabilir fakat bir zamanlar var olan bir ağaçtan yapılmıştır, o ağaç ise artık mevcut değildir.
“Şu an” ise sevginizi beklemektedir. Geçmiş o sevgiye sahipti. Bazen de geçmiş uzun zaman sonra sevginizi kazanmaktadır. Üzerine düşen gölgeleri bertaraf edip biraz renk ekleyebilirsiniz lakin yine de sadece geçmiştir o.
Hayatınızın bir tek günü bile kaybettiğinizi düşündüğünüz yakınlarınızın yasını tutmaksızın geçmiyor olabilir. Sevdikleriniz adreslerini değiştirmişlerdir. Şimdiye dek hiç olmadıkları denli mutlu oldukları bir başka yere taşınmıştır onlar. Onlar sizin adresinizi hiç kaybetmezler. Siz defalarca ev değiştirip taşınabilirsiniz ama onlar yine de nerede olduğunuzu bilir ve sizi şimdide sevmeye devam ederler.
Şimdide sevmek Ebediyet alanı içinde sevmek demektir. Özlemek sevmekle aynı şey değildir. Özlemek sevmenin yerini alan bir şey değildir. Bir zamanlar fiziksel varlıklarıyla çevrenizde olan sevdiklerinizi özlemek sevgi değildir. Özlemek başka, sevmek ise başka bir şeydir. Sevgi özgür bırakırken özlemek sıkı sıkıya kavramaktan yanadır. Birer öpücük verin ve bırakın gitsin onlar. Sevdiklerinizin yolculuğundan mutluluk duyun ve kendi yolculuğunuzdan mutluluk duyun.
Üzüntü size egemen olmaktadır. Bırakın egemeniniz sevgi olsun. Hatıralar sevgi değildir. Sevginin hatıralarıdır onlar. Gerçek şeyler değillerdir. Birer teşebbüstür onlar. Aslında canlarım yakalamayı tekrar tekrar deneseniz de geçmiş geçip gitmiştir. Gitmiştir o. Dünün gazetesidir. Geçerli değildir artık. Güncel değildir. O halde neden onu elde etmeye çalışıyorsunuz? Neden elde edemeyeceğinizi bir şeyi elde etmeye uğraşıyorsunuz?
Geçmişi sevin ama güzel kağıtlara sarıp lavanta kesecikleriyle birlikte çekmecede tutmayın onu. Geçmişi serbest bırakmak onu bir kenara atmak demek değildir. Geçmişi serbest bırakmak onu tutmaya yönelik çabanızı bırakmaktır. Geçmiş, geçmiş olduğunu bilir. Bunu umursamaz. Romanda bir sayfadır o. Defalarca okunmuştur. Geçmiş okunmuş olmayı yada serbest bırakılmayı dert etmez. Özgür bırakılmaktan hoşlanır o. Geçmişteki sevdikleriniz denli alıkonulmayı ve kendisine tutunulmasını istemez o.
Geçmişi serbest bırakmak bundan böyle onu zihninizde yeniden yaşamayacaksınız demektir. Geçmiş her zaman bir illüzyondu. Şimdi ise daha da büyük bir illüzyondur o. Kendinizi geçmişten kurtarın, geçmiş borçlardan, geçmiş travmalardan ve hatta geçmişteki sevgilerden. Eğer geçmiş, çamaşır ipine astığınız çamaşırlar gibi olsaydı onları oradan toplamak zorunda kalırdınız. İpe asılacak ve güneş kurutur kurutmaz toplanacak yeni çamaşırlar olurdu çünkü. Güneş altındaki günlerini tamamlayan çamaşırlar için ağlamalı mısınız gerçekten?
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/guenesin-altinda-bir-guen.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

