Denizi yararak ilerliyorsunuz
Kim olduğunuza dair bir ipucuna sahipsiniz artık. Bir fikriniz var fakat onu tam olarak hazmedemiyorsunuz. Size altın olduğunuzu söylediğimde buna pek inanamıyorsunuz. Fakat pes etmem Ben. O gün gelecek. Elinizi kafanıza vurup da “Ah şimdi anladım. Tanrı’nın söylediklerini şimdi anladım. Şimdi anladım,” diyeceğiniz o gün hiç uzak değil.
Kafanızın içindeki o ışık yanıverecek ve siz de göreceksiniz. İlk defa göreceksiniz. Dünyayı bambaşka bir gözle göreceksiniz. Dünyayı saran ışığı görecek ve o ışık olacaksınız.
Hayatı bir futbol oyunu olarak düşünün ve siz de kupaya yürüyorsunuz.
Hayali bir kovalamacayı oynuyordunuz ve şimdi Onun kendisi sizsiniz.
Sizi Ben tayin ettim. Omzunuza dokundum ve “Hadi, şimdi sıra sende,” dedim.
Ve artık buradan bir geri dönüş söz konusu değildir. Bir kez omzunuza dokundum mu hayali maziyle olan işiniz bitmiştir artık. Tüm maziyle. Şimdi Deniz’i geçmektesiniz sizler. Şimdi öbür taraftasınız. Şimdi Enginliğin içinde yürüyorsunuz, önünüzdeki Enginliğin, ardınızdaki Enginliğin ve tüm çevrenizdeki Enginliğin. İçinde yürüdüğünüz Enginliksiniz. Sakin sularsınız ve sizi o sakin sulara ulaştıran yeşil ovalarsınız. Benim canımsınız ve artık Bana inanıyorsunuz. Artık yapacak başka bir şey yok sizin için. Bunca zamandır hep size söylediğim gibi olmaktan başka yapacağınız bir şey yok. Beni dinlememiş olabilirsiniz.
Benim küçük bir parçamdan çok daha fazlasısınız. Benim küçük bir parçam olamazsınız çünkü Tamlığın parçaları yoktur. Tamlık parçalara bölünmez. Tamlık Tamlıktır. Ve BENİM. Ve Biz Bütünleşmiş bir Biriz.
Hayal mahsulü olan sizler ise riyakarlık yapıyorsunuz. Değersizmişsiniz gibi davranıyorsunuz. Değersiz olma fikrine sarılıyorsunuz. Size söylenen boş şeylere kapılıyor ve kendinizi Benden uzaklaştırıyorsunuz. Bu sizin riyakarlığınızdır. Aslında kendinizi Hakikat’ten koparmak için çok uğraşıyorsunuz. Sanki de yapabilirmişsiniz gibi kendinizi bundan koparabileceğinizi düşünmek hoşunuza gidiyor. Kesinlikle “Mış gibi Yapmak” nevi bir oyun oynuyor ve sonrasında da bırakın kabul etmeyi, Hakikati ayırt dahi etmiyorsunuz.
“Mış gibi Yapmak” oyununu oynamaktan hoşlanıyorsanız öyleyse bunu size söylediğim gibi oynayalım. Hayal gücünüzü kullanın. Hayal gücünüzü olumsuz yönde kullanıyorsunuz siz. Şimdi onu aydınlanma için kullanın. Işığımı görünür kılın. Bu yapmacıklık değildir canım, inanmaya zorlamak değildir. Bir şeyleri gerçek kılmaya çalışmak da değildir çünkü bu zaten gerçektir. Siz ve Ben aynı kabuğun içindeki iki bezelye gibiyiz. Belki de bunu göremeyecek denli kendinizle meşgulsünüz. Canım, aslında tek bir kabuğun içinde sadece bir tek bezelye var. Birbirimizden ayrılmamız o denli imkansız zira Biriz Biz.
Başıboş kalmış, değersiz biri değilsin. Her ne olduğunu düşünüyorsan o değilsin. Ufak tefek şeylerle kafanı meşgul ediyorsun. Sen ve Ben her zaman birlikte hareket ederiz. Birlikte yol alırız. Birlikte dans ederiz. Birlikte şarkı söyleriz.
Şimdi diyebilirsiniz ki: “Öyleyse Tanrım oyun oynayan sen misin bu durumda. Eğer biz gerçekten Bir isek, kendinden neden ayrılıyorsun Sen? Bu küçük benle, neden her zaman konuşmuyorsun?”
Ah! Benden ayrı olduğunu farz ettiğiniz halinizle Özgür İrade denilen bir aynaya bakmış ve kendinize budalalığı ilan etmiştiniz. Aslında kendiniz diye bir şey olmamasına rağmen, düşüncelerinizde çok uzaklardaki bir başka diyara atlayıvermiştiniz. Hakikatin böylesi sekteye uğratılmasında öylesine kuvvetlisiniz ki bunu başarabiliyorsunuz.
Fakat elbette ki haklısınız. Siz yoksunuz. Ben varım. Güneş düşünce kadar süratle yaprakların üzerine gölgelerini yağdırmıştı, bu ise Yeryüzünde Benim yansımamın doğuşuydu; lakin hangi fantezi oynanıyor olursa olsun Güneş yuvarlak, dop dolu ve parlaktır.
Translated by: Engin Zeyn...Permanent link to this Heavenletter: https://heavenletters.org/denizi-yararak-ilerliyorsunuz.html - Thank you for including this when publishing this Heavenletter elsewhere.
Your generosity keeps giving by keeping the lights on

