Çınlayan Kahkahalar

God said:

üçük çocuklar oyunlar oynarlar. Bundan mutlu olurlar. Neşe küçük çocukların en önemli özelliklerinden biridir. Kendi neşelerinin içinde size de nasıl bir mutluluk verir onlar! Daha çok küçük yaşlardayken bile mizah duygusunun gelişmesine vesile olurlar. Yüzünüzü ellerinizle saklayıp “Cee” yapıp durmak sizin oyununuz mudur yoksa bebeğin mi acaba? Her bir çocuğun neşeli kahkahası Cennet’te cıvıldayan kuş sesleri gibidir.

Dünyanın ızdırap ve gözyaşından ziyade mutluluk ve neşeli kahkahalarla dolu olduğunu düşünün bir. Izdırap ve gözyaşları da o kadar kötü değildir. Gerçektir onlar ama mutluluk ve kahkaha da gerçektir, lakin kahkahaları neden gözyaşları ile değişirsiniz ki? Yitirdiğiniz sadece ciddiyetinizdir halbuki. Bu kadar ciddi olmanın nesi erdemdir? Kasvet içinde olmak, mutluluk ve neşe içinde olmaya göre neden daha yüksek bir tavır olsun ki? Yoksa oralarda gözyaşlarına kahkahalardan daha mı çok saygı duyuluyor? Buna kim karar vermiş acaba?

Bir düşünsenize neden ızdırap neşeden daha çok itibar görüyor? Ne tuhaf. Izdırabın kahkahadan daha muteber olduğunu düşünmek ne kadar da komik! Bu gerçekten gülünecek bir şey. Bir düşünsenize, ızdırap göğsünü gere gere geziyor, kahkahalar da köşe bucak gizleniyor. Dünya da ona “Gülünç olma!” diyor.

Dünyada tersine işleyen pek çok şey olduğunu zaten biliyorsunuz, fakat yine de dünyanın empozesini yaptığı pek çok davranışa gülmenin nezaketsizlik olacağını da düşünmüş olabilirsiniz. Dünya kahkahalara hoşnutsuzluk gösterme, ızdırabı ise yüceltme eğilimindedir. Hatta dünya ızdıraba asalet payesi dahi vermekte ona süslü madalyalar bile takmaktadır. “Kral Çıplak” hikayesi nevinde bir klasik olmalıdır bu da.

Size tüm ciddiyetimle Tanrı Adına şunu soruyorum, insanlar neden mutluluktan ziyade ızdıraba itibar gösteriyorlar? Kahkahaların dünyanın her tarafında çınlaması gerekirken insanlar neden kahkahalarını saklama yoluna gidiyorlar? Bu bir şaka olmalı!

Belki de dünyanın gülme okullarına ihtiyacı var. Şu andaki durumda ise neredeyse tüm sınıflarda gülen öğrencilerin başı derde giriyor. Halbuki gülmeyenleri ya da en azından tebessüm etmeyenleri tasvip etmemek lazım.

Size keyif veremeyecek olan ne var orada? Botanik bilimi veya Einstein’ın izafiyet teoremi bu kadar ciddi şeyler mi olmak zorunda? Müfredat programında “Mizah Duygusu” dersine yer vermemek niye? Yerçekimi yasasının yüz ifadenizde kendisini göstermesi murad edilmemişti hiçbir zaman.

“Çok çalış,” tavsiyesi yerine “Çok gül,” tavsiyesinde bulunmamak niye? Siz kendinize bu tavsiyede bulunun: “Çok gül!”

Etraftaki “Onu alın, bunu almayın,” nevi ilanlar yerine “Gülün, ızdıraba prim vermeyin,” diyen ilanlar asın siz.

Eski sinemalarda sigara satarak koltukların arasında ilerleyen güzel satıcı kızlar gibi, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle “Kahkahalar, bedava kahkahalar. Müessese ikramı kahkahalar, buyurun, buyurun, istediğiniz kadar alın,” diyen görevliler olsun etrafta.

Gülmek küçük bir çocuğun masumiyetine aittir. Gülmek spontandır. Bir çocuğa nasıl güleceğinin öğretilmesi gerekmez. Bunu kendi kendine öğrenmesi de gerekmez. Gülmek çocukların doğasında vardır, lakin ızdırabın onlara öğretilmesi gerekir, ızdırabı öğrenmeleri gerekir. Çocuğun kahkahaları bastırılır ve ona ağırbaşlı olması öğretilir. Böyle değil midir? Dünya ciddi yüzlere itibar edip onları kayırmaz mı zaten?

Yükselmesi gereken neden illa bayraklar olsun ki? Neden kahkahalar da yükselmesin? Mutluluk ve gülmek neden erdemli, saygın haller olarak kabul edilmesin; neden gösteriş ve ızdıraptan daha fazla itibar görmesin? Çınlayan kahkahalar, ızdırap dolu hıçkırıklardan çok daha iyi değil midir? Öyleyse ızdırabın pençesine düşmüş olanları teselli edip rahatlatın ve neşeyle gülenlere de sarılın.

Gelin, dünyanın önceliklerine bir düzen getirelim birlikte. Bugünden itibaren ızdırabın itibarını azaltalım ve neşeyi, mutluluğu temize çıkaralım.

Translated by: Engin Zeyn...

 

Your generosity keeps giving by keeping the lights on