CENNET#2379 Güneş gibi ışıldayın
CENNET#2379 Güneş gibi ışıldayın
Göreli dünyada herşey değişim halindedir. Çiçekler açar ve çiçekler solar. Metaller parlar ve metaller paslanır. Atalet dahilinde dahi değişim mevcuttur. Çocuklarımı değişimden yana bu denli korkutan nedir öyleyse? Değişimden kaçınılması gerektiği fikri de nereden çıkmıştır, ya da onun nahoş veya pek de kabul edilemez bir şey olduğu fikri? Değişim oyunun adıdır. Değişim gelişime işaret eder sevdiklerim.
Hoşgeldin değişim. Herhalükarda değişim olacaktır; iyisi mi siz de ona hoşgeldin diyen olun. Değişimi arkadaşınız kılın. Değişimin hayırlı bir şey olduğu fikrine sarılın. Denizin dalgaları vardır. Dalgaların hareketlerinin bir nihayet bulması gerektiğini kimse düşünmez. Öyleyse neden hayatınızdaki dalgaların bir düzene oturtulması gerektiğini düşünüyorsunuz ki?
Neden genç kalmanız gerekiyor? Yaşlanmak konusunda kendinizi neden kötü hissediyorsunuz? Hayatınızdaki mevsimlerin neden yüzünüzden belli olmaması gerekiyor? Yüzünüzdeki çizgilerin giderilmesi gerektiğine ne zaman hüküm verildi? Gençlik ve yaşlılık sadece dış görünüştür sevdiklerim. Sizin gerçeğiniz değildir. Gelip geçen tanıdıklardır onlar. Gerçeğiniz ise ebedidir, harikuladedir ve engindir. Dünyanın oluşturduğu ambalaj gerçekten bu denli mühim midir?
Hayatın bir dönemi neden bir diğerinden daha iyi olsun ki?
Kanonuzun içinde, hayat ırmağı boyunca kürek çekiyorsunuz. Pek çok manzara geçiyor önünüzden. Bir dönemecin bir diğerinden, bir kıyının, bir ağacın ötekilerden daha güzel olduğunu kim söyleyebilir ki?
Aziz çocuklarım, hayatın eyerine oturun ve gördüğünüz her bir manzaradan keyif alarak ilerleyin. Hollywood setinde yol almıyorsunuz. Hayatın dahilinde ilerliyorsunuz. Bırakın hayat olduğu gibi olsun. Enerjinizi umutsuzluk ve kaygı yerine sevgiye yöneltin. Dış görünüşe yöneltilen enerjinin tamamı sevgiye verilseydi şayet, sizi tasalandıran şeyleri kim dert ederdi ki?
Hoşnutsuzluk, hoşnutsuzluğu doğurur. Kendinizi sevin. İçinde bulunduğunuz koşulları sevin. Sevdiklerim, hayatın safarisi içindesiniz. Bir mağarada tutsak değilsiniz. Doğa kanunlarına tabisiniz. Doğanın kanunlarını sevin. Bulunduğunuz yeri sevmemek niye? Gelip geçici olan bir şeyden şikayet etmek niye? Sizin şikayetçi tutumunuz olsa da olmasa da, Dünyadaki hayat geçici bir durumdan diğerine sıçrayarak akmaktadır. Hayatın bir nevi sek sek oyunu olduğunu söyleyebiliriz. Bu oyunda, tek ayak herdaim dengede ve dayanak noktasıdır.
Değişimi kucaklayın. Herşeye sevgi duymamak niye? Bir şeyi bir diğerinden daha fazla sevme ısrarı niye? Hiyerarşiler oluşturmak niye? Değiştiremeyeceğiniz şeyleri değiştirmek için kendinizi tayin etmek niye? Sizi aldatan bir yanılsamayı devam ettirmek niye? Şayet şimdiki hayatınızın ve kendinizin harikulade olmadığını düşünüyorsanız, kendinizi aldatıyorsunuz demektir. Yanlış yönlendiriliyorsunuz. İleriye bakın, geriye değil.
Size ekmek veren eli öpün. Hayat, beslemektedir sizi. Bir mumya değilsiniz. Aynı kalmak için değilsiniz. Bu mümkün olsaydı bile bir faydası olmazdı. Yeryüzündeki hayata sahipken, yeryüzündeki hayatı seçin. Güneşe istediğiniz kadar yumruk sallayabilirsiniz lakin güneş aldırmaksızın, tasasızca dönmeye devam edecektir. Bunun yerine güneş gibi olun. Hakkında ne düşündüğünüze hiç aldırmaz güneş. Kendi yörüngesini takip eder. Bulunduğu yerden başka bir yerde olması gerektiğini kendisine telkin etmez güneş, dolayısıyla bulunduğu her yerde ışıldamaya devam eder o. Güneş gibi parlayın.
Dünyanın hangi tarafında olduğunuz Benim için hiçbir önem taşımaz. Bir yaşında ya da yüzbir yaşında olmanız Benim için hiç farketmez. Bu önemsiz şeyler Bana hiçbir şey ifade etmez. Benim için siz önem taşırsınız. Kendinizi önemseyin artık siz de.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

