CENNET#2377 Birlik, Birlik, Birlik
CENNET#2377 Birlik, Birlik, Birlik
“Tanrı şahidim olsun ki...”
Siz Bana tanıklık edersiniz, Ben de size. Bir başkası mevcut olmadığı halde biribirimize ahd ederiz Biz.
Ve sevgiye tanıklık etmekten başka bir şey yapmayız. Tüm gün boyunca sevgiyi görürüm Ben. Dalgalanan ve sonra kat kat açılarak daha ileriye erişen, Cennete ulaşan ve oradan geriye dönen bir bayrakmışcasına görürüm sevgiyi Ben.
Sevgi öncelikle Cennetten kaynak bulur, sonra Cennete geri döner ve Dünyaya sıçrar o. Gidip gidip gelirken yeniden kendisiyle buluşur sevgi. Her bir ağaç dalı sevgi verir size. Şakıyan her bir kuş. Esen her rüzgar. Kımıldayan her şey size sevgi gönderir ve kımıldamayan her şey de size sevgi gönderir. Hareket bir yanılsamadır, böyleyken durağanlık da bir yanılsmadır. Hareket yanılsaması olmaksızın durağanlık nasıl adlandırılabilirdi ki? Fakat sevgi durağanlık içinde hareket eder. Herşeyi ve herkesi kendine çeker sevgi. Hiçbir şeyi ardında bırakmaz o. Nasıl bıraksın ki? Çünkü sevgidir o, sadece sevgi. Mevcut olmayan bir yarışın her zaman galibi olur sevgi.
Dünyada da, Cennet katında da sevgi olmayan hiçbir şey yoktur. Tıpkı, Hakikatin uzağında kalan hiçbir şey olmadığı gibi, Hakikatin uzaklaşabileceği hiçbir mesafe olmadığı gibi. Hakikat ve sevgi ayrılmaz bir şekilde biribirlerine örülüdür. Papatyalardan yapılmış bir kolye gibidir onlar, lakin ardışık bir düzen izlemezler, bir bütündür ikisi. Ah, Birlik, Birlik, Birlik.
Aziz çocuklarım, dışarıya ışık saçan, ışıktan bir şaft vardır yüreğinizde. Bir lazer ışığıdır o. Taştan duvarların dahi içine işler. Demire nüfuz eder o. Yüreğinizdeki bu hayat şaftının erişemeyeceği, nüfuz edemeyeceği hiçbir şey yoktur. Işığınızın giremeyeceği hiçbir yer yoktur.
Toprağın altına erişemeyeceğini ve orada ışığın olmadığını söyleyebilirsiniz. Ben ışığınız her yere ulaşır dediğimde, heryere ulaşır o. En uzağa da, en yakına da erişir. Hakikatte ise heryer yakındır zaten. Uzak mevhumu mevcut değildir. Hal böyleyken yakınlık var mıdır öyleyse? Yakın mevhumu da mevcut değildir. Birlik vardır. Yakın, daha fazla yakın olamaz. Bir değişkenlik yoktur bunda. Bir ayrılış yoktur bundan.
Birlik, ayrılmışlık değildir. Berabeliktir o, bir aradalıktır. Çorbaya ekleyebileceğiniz bir malzeme yoktur. Ondan çıkaracağınız bir malzeme de yoktur.
Bir karışım yarattım Ben ve ona Dünya adı verildi; zira Benim yüreğimden kaynak bulmuştu o. Yüreğimden Dünya yükseldi ve siz de onunla birlikte yükseldiniz. Yüreğim kendisini saçtı Yeryüzüne ve günbatımları pembemsi bir renk aldı. Lakin gündoğumunun mevcut olmadığı denli günbatımları da mevcut değildir. Bilirsiniz tüm bunların bir yanılsama olduğunu, harikulade bir yanılsama, lakin herhalükarda bir yanılsama olduğunu.
Herkes Tanrıya kanıt teşkil ederken, Tanrıdan daha az ne olabilir ki aziz çocuklarım. Herşey Tanrıya kanıt teşkil etmektedir. Tanrıdan en yoksun görünen şey dahi Benim kanıtımdır ve elbetteki Benim bir kanıta da ihtiyacım yoktur. Zira, Kendi Kendimin kanıtıyım Ben.
Sadece bir deniz mevcuttur. Denizin tüm dalgalanmaları durağan Denizin Kendisidir. Kimse bu dalgaların Deniz olmadığını söyleyemez. Denizin Kendisidir Onlar.
Ben herdaim sizin bir parçanız olduğum halde bazıları Benim sizden ayrı olduğumu söyleyebilirler. Aslında Ben sizim. Sizin içinizde hareket halindeyim Ben. Henüz uyanmamış olsanız da sizin içinizde uyanığım Ben. Hem uyanıksınız hem de değilsiniz. Uyanıksınız lakin bu hakikate uyanmadınız henüz. Asla uykuda olmadığınız halde hala uyuduğunuzu düşünüyorsunuz sizler.
Ve böylelikle, hayali uyku halinizde rüyalar görürüşünüzü seyrederken Kendime tanıklık ederim Ben.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

