CENNET#2245 İnanın
CENNET#2245 İnanın
Duyduğunuz herşeye inanmayın. Kanıtlara inanmayın. Olaylara inanmayın. Tahminlere inanmayın. Gerçekçilere inanmayın. Yanlış bilgiler edinirsiniz. Felaketlere inanmayın. Hastalıklara inanmayın. İhtiyarlığa inanmayın. İnandıkça o hale gelirsiniz.
İki yaşın berbat bir dönem olduğunua inanırsanız iki yaşındaki çocuğunuz berbat bir hale gelecektir. Ergenlik dönemindekilerin isyankar olduklarına inanırsanız bu yaştaki çocuklarınız isyankar olacaktır. Gençlerin akılsızca davrandığına inanırsanız akılsızca davranacaktır onlar. Herkes akılıszca davranır. Bu denli kötü bir şey yoktur akılsızca davranmakta. En azından bir şeyler için çaba harcandığı anlamına gelir bu. Bir kez olsun akılsızca davranmaya inanın. Genç kalırsınız böylelikle.
Ya da şimdiye kadar inanmış olduklarınızın tersine inanın. İki yaşındaki çocuğunuzun yaşından da öte bir zekaya sahip olduğuna ve size Evet demek istediğine inanın. Gençlerin olgun ve ve yepyeni fikirlerle dolu olduklarına inanın. Dünyanın her dönüşünde enerji, hayatiyet ve kuvvet kazandığınıza inanın. Yaşınız ilerledikçe daha da gençleştiğinize inanın. Çok sağlıklı olduğunuza inanın.
Ve şayet hastaysanız da inanmayın buna. Bir hastalığa sahip olmak zorunda olduğunuza inanmayın. Dizginlerin onun elinde olduğuna inanmayın. İstatistiklere inanmayın. Ölüme inanmayın. Davet etmeyin onu. Mezarlıklara inanmayın. Zamanın geçmesine inanmayın. Hafızanın zayıflamasına inanmayın.
Dünyanın size anlattıklarından daha farklı hikayeler anlatın kendinize. Tekrarlamayın duyduklarınızı. Arzu ettiğiniz şeyleri tekrarlayın. Gelecektir en iyiler. Başka türlüsüne inanmayın. Dünyada bulunduğunuz süre içinde tabi olmayın istatistiklere, böyle yaparak alacaklarınıza sınır getirmiş olursunuz çünkü.
Ne istediğinize karar verin. Zihninizde netleştirip yüreğinize yerleştirin onu.
Siz ve Ben, gerçekleştireceğiz onu. Ki böyle olmazsa şayet, daha iyi vakit geçirmiş olacaksınız bu arada.
Bir kenara bırakın hastalık isimlerini böylece varolmayacaktır artık onlar. Eğer kendi kendinizin doktoruysanız şayet daha hoş bir teşhiste bulunun o halde. Kendinize sağlığı yerinde raporu verin. İstediğiniz şeyi verin kendinize. Eğer hastalık istiyorsanız sipariş edebilirsiniz onu. Buna inanıyorsunuz değil mi? Eğer hastalığı sipariş edebiliyorsanız neye istinaden sağlık siparişinde bulunamayacağınıza inanıyorsunuz ki?
Bir restorana gidip istediklerinizi sipariş etmeyi biliyorsunuz. Bunun üzerinde düşünmüyorsunuz bile. Çünkü deneyiminiz sipariş ettiklerinizi aldığınız yönünde. Haşlanmış patates ya da cips sipariş edebilirsiniz. Kek veya pasta sipariş edebilirsiniz. İkinci bir dilim pasta daha sipariş edebilirsiniz. Girin hayatın restoranından içeriye ve olumluluk siparişinde bulunun.
Eğer olumsuzluklara kulak vermemek ve onların aktarımını yapmamak kafanızı kuma gödüğünüz anlamına geliyorsa şayet, o zaman kafanızı kuma gömmek dünyanın size empoze ettiği her şeye inanmaktan çok daha iyidir. Kanaatimce kafanızı özgürlükten ziyade korkulara gömüyorsunuz siz.
Tercihiniz olan şeyleri seçin. Gerisi söylentiden ibarettir sevdiklerim. Gerisi dedikodudur sadece. Duyduğunuz tüm o istenmeyen şeyler söylentidir ve tekrarlamak istemezsiniz onları. Elbetteki hakikat olarak da almayın onları. Hastalıklar, acılar ve tüm o olumsuzluklar kaçınılmaz değildir. Sakınılabilinir onlardan. Onlara sahip olmanız gerekmez. Onlarla olan işinizi bitirin şimdi.
Günışığına ve açan çiçeklere inanın. Yıldızlara inanın ve kutsarcasına size ışık saçtıklarına.
Cennete ve ondan gelen haberlere inanın. Bana inanın ve kendinize inanın.
Çeviren: Engin Zeyno Vural

